
1- Sekste yeniliklere açık olun
Uzun zamanlı ilişkilerde seks de zamanla aynı sebeplerin aynı sonuçları yaratacağı döngüdeki yerini alır. Ancak böyle durumlarda hatırlamanız gereken ayrıntı, en önemli seks organınızın beyniniz olduğu gerçeğidir! Kendinizi yeni olasılıklara açık tutup partnerinizi de bu yenilikler için teşvik etmelisiniz. Cinsel soğukluk kimi zaman tahrik yöntemlerini fazla kullanamamaktan ileri gelebilir. "Hayatınızın Geri Kalanında Nasıl Muhteşem Bir Cinsel Yaşamınız Olur?" kitabında Val Sampson, öncelikle sekse odaklanmayı ön koşul olarak veriyor.
Günün geri kalan saatlerinde yaşadığınız saatleri unutmalı ve sadece o an yaşadıklarınıza odaklanmalısınız. Eğer böyle yaparsanız, beyniniz ilişkiye girmeden önce kendini bu ilişki için hazır hissetmeye başlayacak. Mesela ona romantik notlar yazın ve cebine koyun. Cep telefonunun telesekreterine hoş mesajlar bırakın. Ve son olarak da ilişkiye girmeden önce ne yaptığınızı düşünün ve eğer alışkanlığınız televizyon seyretmekse o zaman bunu değiştirin. İki kişilik yapılabilecek aktivitelerde bulunun, yürüyüşe çıkın, bara gidip bir içki için veya sadece el ele tutuşun.
İlişki uzmanı Philip Hodson'a göre eğer birey olarak var olabiliyorsanız o zaman ilişkilerde yere daha sağlam basmanız mümkün.
Farklılıklarınızı keşfedin ve onları taçlandırın. Çünkü bu sayede birbirinize anlatacak daha çok şeyiniz olacak. Ayda en azından bir hafta sonunu ayrı geçirin ki tekrar bir araya geldiğinizde paylaşacak anılarınız olsun. Kısa ayrılıklarda çiftler birbirini özler ve bu özlem neden beraber olmayı seçtiğinizi tekrar hatırlatır. Dışarı çıkın, arkadaşlarınızla zaman geçirin. Yeni şeyler keşfedin, yalnız seyahata çıkın. Sakın “Bir elmanın iki yarısıyız.” masalına inanmayın. Unutmayın ki, siz bir bireysiniz ve bu ilişki siz bir çilek o da bir elma olduğu için güzel. 
Bir çok insan, ilişki yaşayan insanların bir başkasından etkilenmesini ilişki için büyük bir problem olarak görür. İlişki uzmanları bunun öyle olmadığını söylüyor. Psikoterapist Paula Hall, karşı cinsten hoşlanmanın insan doğasından olduğunu bu nedenle aşıksanız bile sizi etkileyebilecek üçüncü kişiler olduğunu doğruluyor. Bu konuda önemli olan konuyla nasıl baş ettiğiniz. Partnerinizle duygularınızı paylaşmaktan çekinmeyin. Ancak bunu duyarlı bir biçimde yapmalısınız, çünkü konuşarak işleri olduğundan fazla büyütmeniz kimsenin işine yaramaz.Partneriniz onu sevdiğinizi ve sadece onunla beraber olmak istediğinizi bilsin yeter.
Hiç tartışmayan çiftler olduğu mitine inanmayın. İlişkilerde tartışmalar olur ve zaman zaman tartışılması ilişki açısından sağlıklı sonuçlar doğurur. Önemli olan daha iyi tartışmayı öğrenmektir. Psikoterapistler bu durumda en iyi yolun tartışmaları kısa tutmak olduğunu söylüyorlar. 5-10 dakikayı aşan tartışmalarda bir yürüyüşe çıkmanız iyi bir fikir olabilir. Önemli olan eski defterleri açmamaya çalışmak ve birbirinize karşı suçlayıcı olmamak. Kırgınlıklarınızı ufakta olsa hemen söyleyip içinizden atarsanız o zaman bu kırgınlıkIar birikip bir dağ oluşturmaz.
Uzun süreli ilişkilerde çiftler artık birbirlerine hayallerinden fazla bahsetmiyor. Ancak ilişkide zaman zaman ilişkide kişiler birbirlerine hayallerini sormalı ve kendi hayallerini anlatmalı.Arabanızı bile bakıma sokuyorsunuz peki ya ilişkiniz için aynı özeni gösteriyor musunuz? Ayda bir kendinize ve ilişkinize uzaktan bakmayı deneyin. Neleri isteyerek yaptınız, neleri istemeden? Hangi davranışlarınız partnerinizi de mutlu ettiği için sizin için bir zevkti? Peki ya nelere kırıldınız? İlişkiye başladığınız zamanlarda ne hayalleriniz vardı ve şimdi neler var? Gelecek için heyecanlanıyorsanız, bunu partnerinizle paylaşın. 
Hayata olumlu bakmaya çalışın. Bardağı dolu tarafından görmek ilişki içindeyken de sizi rahatlatır. Tatilde olduğunuz zamanları düşünün. Geçtiğimiz yaz, güney sahillerinde ne güzel de anlaşıyordunuz. Peki neden? Çünkü sıklıkla aynı fikirde oluyordunuz. Tatildeyken ‘Şimdi ne yapalım’ sorusunun cevabı çoğunlukla ‘Sen nasıl istersen’ idi. Elbette ki bu kendi isteklerinizden vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Ancak küçük anlaşmazlıkları büyük tatsızlıklara vardırmadan çözmek sizin elinizde. Bırakın bir seferde ayakkabısını halının üzerinde giysin. Vişne suyunu beyaz koltuğun üzerinde içsin. Akşam seyredeceğiniz film konusunda tartışacağınıza ortak bir karara varmaya çalışın. Siz sakin ve huzurlu davrandığınızda karşınızdakinin de size karşı davranışı değişecektir.
Rol modellerine ihtiyacı olan sadece çocuklar değildir. Yetişkinlerinde kendilerine rol modelleri seçmeleri kimi zaman çok yararlı olacaktır. Londra Üniversitesi'nden İlişki Uzmanı Dr. Petra Boynton, sizin ilişkiniz açısından bir rol modeli çift belirlemenizin ne kadar önemli olabileceğine değiniyor ve "kendinize istediğiniz herhangi bir rol modeli belirleyin ve o çiftin davranış kalıplarının size uyup uymayacağını görün" diyor.
Rol modeli çift elbette ki ilişkiden ilişkiye farklılık gösterecektir. Çevrenizi gözleyin. En yakın arkadaşınız ilişkilerinde çok soğukkanlı ve ona özeniyor musunuz? Kuzeniniz kocasıyla çok yakın arkadaş, peki bunu başarıyorlar? Çevrenizdeki olumlu olayları kendi yaşamınıza uygulamak çoğunlukla olumlu sonuçlar doğurur. Kimbilir belki sizin ilişkinizi de kendisine uzaktan rol modeli yapacak bir tanıdığınız vardır.
Fransız bilim adamları, yüksek kalori alımında dahi metabolizmayı yağ yakması için "aldatan" bir ilaç geliştirdi. Louis Pasteur Üniversitesi'nden bir ekip, araştırmaları çerçevesinde, SRT1720 adı verilen ve kırmızı şarabın özü resveratrolün kimyasal yakını olan ilacın, yaşlanmayla mücadele ettiği sanılan SIRT1 proteinini hedef aldığını gördüler. Sonuçları Cell Metabolism dergisinde yayımlanan araştırmada, fareler üzerinde denenen ilacın, hayvanları kilo almaktan ve insülin direncinden koruduğu gözlendi. Fransız bilim adamlarının, daha önce yapılan araştırmaların, resveratrolün SIRT1 vasıtasıyla yüksek kalorili bir diyetin bazı etkilerini yok ettiğini göstermesi üzerine söz konusu proteinle ilgilendikleri belirtildi. Fareler üzerinde yapılan araştırmanın, insanlar üzerinde de benzer etki yaratması için galonlarca şarap gerektiğini fark eden bilim adamlarının, özellikle SIRT1'i hedefleyen daha güçlü bir ilaç geliştirme konusuna yoğunlaştıkları kaydedildi. Bilim adamlarının geliştirdikleri SRT1720 ilacının düşük bir dozunun, 10 hafta sonra yüksek kalori alan fareleri kilo almaktan kısmen koruduğu gözlendi. İlacın, metabolizmayı, normalde yalnızca enerji alım seviyesi düşük olduğunda harekete geçen yağ yakma düzenine geçirdiği, yüksek dozda verilen ilacın kilo alımını tamamen önlediği kaydedildi. SRT1720'nin yüksek dozda alımında, farelerin kan şekeri toleransı ve insülin duyarlılığın iyileştiği de görüldü. İlacın verildiği farelerde herhangi bir yan etkinin saptanmadığı, ancak insanlarda kullanılmadan önce güvenliğiyle ilgili daha fazla çalışma yapılması gerektiği bildirildi.
Sabahları şiş gözlerle kalkıyor ve bundan rahatsız oluyorsanız bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.
Beslenme: Alkollü içeceklerden ve tuzlu gıdalardan uzak durun.
Uyku: Yeterince ve mümkünse deliksiz uyuyun.
Bakım: Yatmadan önce göz çevrenize nemlendirici krem sürmeyin. Bunun yerine jel kullanın. Jelli kremler, göz çevresini rahatlatır ve sıkılaştırır. Hatta, daha iyi bir sonuç elde etmek istiyorsanız göz jelinizi buzdolabında iyice soğuttuktan sonra kullanın. Bu her zamankinden daha ferah bir his yaratır.
TAVSİYELER
Tüm bunlara rağmen sabah şiş gözlerle uyandıysanız, üzülmeyin kısa zamanda eski hale gelebilmeniz bir kaç ipucu:
Çiğ patatesi yuvarlak dilimler halinde kesin. Gözlerinizin üzerine birer tane yerleştirip 10-20 dakika arası tutun. Bunun dışında antioksidan içeren kremler de şişlerin inmesine yardımcı olacaktır.
Sorununuz kronikleştiyse, yani ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kardiyovasküler egzersizler yapmalısınız. Yürüyüş, koşu, aerobik ve bisiklet bunların başlıcaları. Bu hareketler, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlar ve sadece göz altlarınızdaki değil, tüm vücudunuzdaki şişliklerin giderilmesine yardımcı olur.
Şişliklerin inmesini beklemek için fazla zamanınız yoksa, bir parça buzu göz çevrenizde hafif hafif gezdirin. Bundan daha etkili bir diğer metot ise, içine soğuk su ve buz küpleri doldurduğunuz bir naylon torbayı yüzünüze kapatıp dayanabileceğiniz kadar beklemek. İşe yaradığını göreceksiniz.
Bu uygulamaların hiçbiri işe yaramıyorsa, tek çare var: Şişlikleri makyajla kamufle etmek. Teninizin rengindeki kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar olan geniş bölgeye ince bir katman halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Bordo, koyu gri ya da koyu pembe olabilir örneğin. Koyu renk bir rimeli, sadece üst kirpiklerinizin en ucuna doğru sürün. Alt gözkapağınızdaki kirpiklere rimel sürmek dikkatleri bu noktaya çekeceğinden şişlikler ortaya çıkar.
ABD'de yapılan son araştırma, insan beyninin 39 yaşında azami hızla çalıştığını, ancak 40'ından sonra yavaşladığını ortaya koydu. Los Angeles'taki California Üniversitesinden uzmanlar, bu yavaşlamanın nedenini, nöron olarak bilinen sinir hücrelerini kaplayan yağlı zırhın orta yaştan sonra hasar görmesine bağlıyor. Elektrik tellerini kaplayan plastik kabloya benzeyen ve sinyallerin vücut ile beyin çevresinde hızlı gitmesini sağlayan bu zırh hasar görmeye başladığı zaman, beyindeki nöronlardan geçen bu sinyaller de hız kaybediyor. Bu durum, vücut içindeki tepkilerin yavaşlaması anlamına da geliyor. 40 yaşından sonra vücudun bu koruyucu zırhları onarma mücadelesini kaybettiğini belirten uzmanların bu sonuca, 23 ile 80 yaş arasındaki kişilerle yaptıkları deneylerden sonra vardıkları belirtildi. Bu kişilerin işaret parmaklarını 10 saniye içinde ne kadar hızlı hareket ettiklerini ölçen uzmanlar, bu ölçümleri, beynin ön loblarındaki zırhların durumuyla karşılaştırdı. Uzmanlar, bu karşılaştırma sonucunda, işaret parmağı ne kadar hızlı hareket ettirilirse beyindeki nöronal hareket potansiyelinin daha büyük olduğunu ve bu potansiyelin 40'ından sonra yavaşladığını tespit etti.
İsveç'te yapılan bir araştırmaya göre, fazla kahve içmek, çok sayıda kadında göğüs ölçüsünün küçülmesine neden olabiliyor. İsveç'te yayımlanan The Local gazetesinin haberine göre, ülkenin güneyindeki Lund Üniversitesi'nden Onkolog Helena Jernstrom, kahve içmenin göğüs ölçüsüne önemli etkisi olabileceğini belirterek, bu etkinin kadınların yaklaşık yarısında bulunan bir genin sonucu olduğunu kaydetti. Günde en az 3 fincan kahvenin kanser riskini azalttığını hatırlatan Jernstrom, büyük göğüslü kadınlarda daha fazla meme kanseri teşhisi konulduğu teorisi üzerine bu araştırmayı yaptığını belirtti. Jernstrom, kahve tüketimiyle göğüs büyüklüğü arasında doğrudan bağlantı olup olmadığına baktığını ve bu bağlantıyı bulduğunu söyledi. Jernstrom ve ekibinin 270 kadın üzerinde yaptığı araştırma, British Journal of Cancer dergisinde yayımlandı.
Yazın bitimiyle birlikte kişiler kullandıkları cilt bakım ürünlerinde değişiklik yapmalıdır. Kullanılacak cilt temizleyicilerinin ve nemlendiricilerin kişinin cilt yapısına uygun olması gerekir.
* Yaz aylarında cilt lekelerinde koyulaşma gözlenir. Güneş koruyucu kullanımındaki yetersizlik, koruyucu sürülmesini tekrarlamama, yazın cildi güneşe karşı hassaslaştıran ilaç kullanımı lekelerin artmasına sebep olur.

Daily Telegraph gazetesinin haberine göre bu öngörü, çocukluk döneminden itibaren kadınların istedikleri her yaşta çocuk doğurabileceği bir dünya vadediyor.
Uzmanlar, deri hücrelerinden sperm ve yumurta üretme tekniklerinin her geçen gün biraz daha geliştiği, 2040'a kadar buluşların hayata geçirilebileceği görüşünde. Elde edilen yeni veriler sayesinde anne ve babalar çocuklarının karakteristik özelliklerini, saç rengini, boyunu, zekasını ve hatta hastalığa açık genlerini doğumdan önce belirleyebilecek.
Bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırmayla ilgili konuşan Singapur Biyoloji Enstitüsü'nden Davor Saltor, "Kadınlar yaşlarını umursamadan çocuk yapmayı erteleyebilecekler. Bu önümüzdeki 30 yıl içinde gerçekleşecek" dedi.
Bazı doktorlar gebeliğin gerçekleşebilmesi için suni bir rahim kullanılabileceğini kaydetse de, bunun deneyler için embriyo oluşturma tartışmalarını da beraberinde getireceğini söylüyor. Gelecekteki ahlak değerleriyle alakalı bir fikrinin olmadığını söyleyen Saltor, "Embriyo üretmenin başlangıcı şu anki şartlarda çok zor olacak, ancak daha sonra hayatın bir gerçeği haline gelecek" diye konuştu.
Dr.Chivers geçenlerde sonuçlarını yayınladığı bir araştırmada; erkek ve kadın deneklere çeşitli cinsel ve cinsel olmayan durumlarda çekilmiş çıplak erkek ve kadın video klipleri göstererek cinsel açıdan ne kadar tahrik olduklarını araştırdı.
“Kadınlar neyi erotik bulur?” sorusuna bugünlerde verilecek popüler cevap şöyle: Çıplak erkek vücudu değil! En azından tek başına erkek vücudu değil…

Duş sonrasında cildin kurumamasına özen gösterilmesi gerektiğini bildiren Uzmanlar, asitli sabunların deriye zarar vereceğini kaydetti.
Duş sırasında, asitlerden arındırılmış, nötr sabunlar ve jeller kullanılmasını öneren Uzmanlar, şöyle konuştu:
''Deriye rahat bir nefes aldırmanın en kolay yolu, günde bir kez alınacak duştur. Ancak bunu yaparken, ona zarar verecek etkenlerden uzak durmak gerekir.
Sağlıklı bir cilt istiyorsak, nötr sabun ve jel dışında ürünler kullanılmamalı.
Bunun yanı sıra duş sonrasında, cildin kurumasını önlemek için deriye mutlaka nemlendirici kremler uygulanmalı.''
Lif Ve Keseden Uzak Durun
Deri üzerinde, zararlı maddelerin içeriye nüfuz etmesini engelleyen bir katman (manto) bulunduğunu belirten Uzmanlar, bu katmanın tahriş edilmesinin bazı deri hastalıklarına davetiye çıkaracağını bildirdi.
Geleneksel Türk aile yapısında yoğun olarak kullanılan lif ve kesenin deriye büyük zarar verdiğini bildiren Uzmanlar, ''Banyo ve duş sırasında kullanılan kese, deriyi soyar, yağını alır ve deri kuruluğu oluşturur. Derinin sağlıklı bir şekilde görevini yürütmesi için bunlardan vazgeçilmesi gerek'' dedi.
Saçınız, görünüşünüzde önemli rol oynar. Doğru kesim, tarama şekli saçınızı çok daha dolgun ve sağlıklı gösterir. Makyaj da bakımlı görünmek isteyen kadınlar için bir zorunluluk. Makyajınıza özen göstererek çok daha hoş ve bakımlı bir görünüşe sahip olabilirsiniz. Işık saçan gülüşler ile temiz ve bakımlı ellerde de sizi çok daha çekici yapacak bir diğer noktalar... Dolgun saçlar için Saç kesimi Saçı daha iyi gösteren belli saç kesimleri vardır ama önce iyi saçın ne olduğunu anlamak gerekir, çünkü bilinenin aksine iyi saçın ince olması şart değildir. “İyi”, bir saç telinin çapına işaret eder. Bu yüzden, çok olan iyi saçlara sahip olabilirsiniz, çünkü bir santimetre kare’de birçok saç teliniz olabilir. Ayrıca çapı küçük olan ve hatta sayısı da az olan iyi ve ince saçlarınız olabilir. Yaş, diyet, stres, ilaç tedavileri ve diğer etkenler iyi fakat çok saçı inceltebilir ve seyreltebilirler. Ayrıca… • Saçlarınız omuz hizasında veya daha uzunsa, dilerseniz, özenle kesilmiş katlar saçlarınıza dolgunluk ve boyut kazandırır. Ancak, çok fazla kat yapılırsa, şekil bozulur ve iyi saç ince ve mat görünür. • Saçınızın şekli başınızın boyutlarıyla uyumlu olsun. Kulak arkanıza ulaşabilen kesimleri tercih edin. Bu saçınızı doğal olarak daha çok gösterir. • Eğer uzun görünmesini istiyorsanız, katlı kesimleri tercih edin. İyi saçlarda kısa kesim, biçim kaybetmeye başladığında kötü görünür.
Bazı küçük noktalara dikkat ederek baş döndüren bir görünüşe sahip olabilirsiniz...
Saçın iyi veya hem iyi hem de seyrek olması sizin hangi seçimi tercih etmeniz gerektiğini belirler. Genel kural olarak, saç kısa ise ve tek boyda ise, daha dolgun gözükür.

Check-up’ın risk gruplarına ve hastalıklara göre genel sağlık kontrolü olarak bilindiğini söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe, erken teşhisin hekimler tarafından tüm hastalıkların tanısında ısrarla üzerinde durulan bir konu olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
"Cinsel check-up amacıyla yaptırılan tetkikler ve muayeneler de cinsel işlev bozukluklarının erken teşhisinde çok büyük rol oynamaktadır. Özellikle ergenlik ve evlilik öncesi yapılacak cinsel chueck-up’a büyük önem taşımaktadır. Çünkü erken boşalmadan sertleşme bozukluklarına, vajinismustan ağrılı cinsel ilişkiye kadar pek çok konu bu sayede daha hastalık başlamadan erken teşhis edilebilir ve gerekli psikolojik destek ve cinsel bilgilendirmeler ile kişi cinsel sağlığı yerinde bir birey olarak topluma kazandırılabilir. Bu nedenle ergenlik ve evlilik öncesi cinsel check-up şarttır" diyor.
ERKEKLER İÇİN CHECK-UP
CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak ise, özellikle erken devrede bulgu vermeyen prostat kanseri için önemli olan cinsel check-up'ın; cinsel yolla bulaşan hastalıklardan üreme ve idrar yolları enfeksiyonlarına, erken boşalmadan, cinsel isteksizliğe, cinsel kimlik bozukluklarından sertleşme sorunlarına kadar pek çok konuda erkeklerin önlem almasını ve erken teşhis ile pek çok hastalığın önüne geçilmesini sağladığını belirtiyor. Bacanak ayrıca, "Ailesinde prostat kanseri olan erkeklerin cinsel check-up’a 40 yaşından önce başlamaları gereği de akılda tutulmalıdır” diye uyarıyor.
KADINLARDA CİNSEL CHECK-UP
Kadınların cinsel yaşamlarında karşı karşıya kalabileceği risklerin büyük kısmının düzenli aralıklar ile yapılan kontrollerde kadından alınan bilgiler, yapılan muayeneler ve istenen tetkikler sonucu önceden belirlenmesinin mümkün olabileceğine değinen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; kadınların cinsel yaşamlarına başlamalarından itibaren en az yılda bir kez cinsel check-up yaptırmalarını öneriyor.
Keçe, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Çünkü yıllık kontroller sırasında kadından alınan ön bilgiler ve yapılan muayene ışığında o kişiye özgü riskler belirlenir. Aynı zamanda cinsel check-up ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar, akıntılı hastalıklar vb. cinsel yaşamın riskleri belirlendiği gibi, cinsel isteksizlik, vajinismus, ağrılı cinsel ilişki, orgazm olamama vb. kadınların bire bir cinsel eğitimi ve tedavileri yapılmaktadır."

Seks yapmak için seçilen zamanın genellikle gece olmasına rağmen ankete katılanların çoğunluğu seks yapmayı en çok istedikleri zamanın sabah 08:00 olduğunu söylediler.
Crowne Plaza oteller zincirinin hazırladığı ankette katılımcılara "Günün hangi saatinde neyi daha çok yapmak istiyorsunuz?" diye soruldu.
Anketin ortaya koyduğu verilerden biri de insanların kendilerini en yaratıcı hissettikleri saatin 22:00 olduğu.
22:00'de kendilerini yaratıcı hisseden insanlar bunun tam tersinin yani yaratıcılık konusunda tıkandıkları saatin ise 16:00 olduğunu belirttiler.
İnsanların hangi saat diliminde ne yapmasının daha uygun olduğu yapılacak yeni araştırmalar ile tamamen değişeceğe benziyor.
Eskiden 20’li yaşların ortasında, iş ve aile kurma konularının halledilmesi beklenirdi. 30’lu yaşlara doğru ‘yetişkinliği’ çoktan yarılamış kabul edilirlerdi. Ancak sanayileşme ile birlikte, bir meslek edinmek ve aileden ekonomik olarak bağımsızlaşmak için daha uzun süre harcanması, ‘gençlik’ sürecinin uzamasına yol açtı.
Dikiş tutturma zamanı!
Genç yetişkinlikte ekonomik olarak sorumluluk alma gerekliliği oluşur. Bir ergenin, meslek edinme konusunda karmaşa ve zorluk yaşaması pek yadırganmayabilir. Genç yetişkinlikte ise, ‘Bir dikiş tuttursan artık’ beklentisi, bakışlardan bile hissedilebilir hale gelir. Uzun süre işsiz kalmanın şans, ekonomik kriz dönemleri gibi sebepleri olabilir… Ancak başladığı hiçbir işi sürdürememek, çalışılan yerlerde sürekli benzer iletişim sorunları yaşamak ve bunların üstesinden gelememek, yeni bir iş bulma (veya işinde ilerleme) için gerekli sorumlulukları yerine getirememek gibi durumlar, bir ‘psikolojik takılma’ ile ilgili olabilir. Bu psikolojik takılmayı anlamak için, çocuklukta aile tarafından kişiye verilen ‘mesajlar’, inisiyatif duygusunun oluşması, anne-babayı model alma konularının ele alınması gerekir.
Artık sıra sende!
Ergenlik döneminde duygusal ilişkilerin uzun sürmemesi veya olmaması dikkat çekmeyebilir. Ancak bu farklılık, genç yetişkinliğin ilerleyen yıllarında dikkat çekici bir hal alır. Söz ve bakışlar bu kez ‘Eee, artık sıra sende’ mesajını veriyordur… Yakın ilişkilerde takılmalar; duygusal bir ilişki istememe, sürekli birbirine benzeyen ‘yanlış’ (duygusal olarak doyum vermeyen, zarar veren, devamlılığı olmayacağı bilindiği halde bitirilemeyen) ilişkiler yaşama, bir ilişki bulmak ve başlatmak için gerekli adımları atamama, uzun süreli bir ilişkiyi/evliliği ileride ve belirsiz bir zamana erteleme gibi farklı şekillerde olabilir.
Herkesin hayatı yolunda benimki değil!
Genç yetişkinliğin dramatik yönü, kişinin kendisine yönelik yaptığı bir değerlendirmeden, derin hayal kırıklığı ve umutsuzluk çıkarmasıdır. Bu durum kısaca ‘Neden ben hâlâ…’ olarak özetlenebilir. Akranlarıyla kendini kıyasladığında; başlangıç yapmak için geç kaldığı, geride ve yalnız kaldığı duygusunun üstesinden gelemeyeceğini düşünürse, kendine yönelik yıkıcı düşünceleri gelişebilir. Çevreden gelen olumlu destek bile, daha fazla mahcubiyet hissetmesine yol açar (‘hâlâ desteklenmem gerekiyor’ gibi).
Kısır döngü olmasın!
Herkesin duygusal gelişiminin aynı şekilde ve hızda ilerlemediğini, aynı şekilde tek tip 'genç yetişkin' olmanın zorunlu olmadığını fark etmek, yapıcı bir süreci yeniden başlatabilir. Genç yetişkinlik döneminin kimileri için daha sancılı geçmesi, mutlaka ‘hastalıklı’ bir dönem yaşandığı anlamına gelmez. Ancak sözü edilen tıkanmalar; iş hayatında, sosyal ve duygusal ilişkilerde ‘kısır döngülere’ sebep olabilir ve bu da, yaşam kalitesini düşürür. Bu döngüleri anlamak ve kırmak için psikoterapiden destek alınabilir.
B vitamini deposu olan avokadaların sizde yaratacağı etki çok iyi olacaktır. Tarif: 2 avokadayı soyun. Çekirdeklerini çıkartarak 4’e bölün. Yoğurt, maydonoz, limon suyu, sivri biber, soğan ve sarımsağı bir kaba avokadolar ile birlikte koyun. Hepsini iyice ezilene kadar karıştırın. Bunun için mutfak robotunuzu kullanabilirsiniz. Sonrasında 2 domatesi küp küp kesin, ve hazırladığınız karışımın içine ekleyin. Buzdolabında yaklaşık 1 saat beklettikten sonra çıkarın ve işte muhteşem bir stres düşürücü lezzetiniz hazır!
Chai Çayı sizin için ilginç bir alternatif olabilir
Yumuşak içimiyle sizi rahatlatacak kafeinsiz bir Chai çayı bütün gününüzün iyi geçmesini sağlayabilir!
Kendinize bir mola verin
Önemli bir konuşma veya yapacağınız iş öncesinde yaklaşık 1000mg C vitamini almanız, ruh halinizi çok daha iyi bir hale sokacaktır. Kan basıncını düşüren ve kortizol hormonlarını azaltan C vitamini sayesinde hem damak lezzetiniz artacak, hem de stresiniz aşağıya çekilecek.
Seksi dudaklar
Eskiyi yeniden yorumlayın! Birçok yeni ruj almak yerine, eski renklerinizle eğlenceli bir sonbahar kış kataloğu yaratabilirsiniz. Kahverengi ve pembe tonlarını karıştırarak gül kurusu rengini, kırmızı ve lila ile patlıcan morunu ve mercan ile kırmızıyı bir araya getirerek fuşya tonlarını elde edebilirsiniz.
Öneri: Katı pudrayı, sürdüğünüz her kat ruj tabakasının üzerine uygulayarak, rengin daha fazla belirginleşmesini sağlayabilir.
• Kırmızı rujunuzu canlandırın. İki kat rujunuzun arasına pudra uygulayarak kırmızının tonunu daha iyi vurgulayabilirsiniz. MAC'in makyaj uzmanı Chantel Miller, pudranın, rujun içindeki yağı emerek, sezonun favorisi olan mat ve yoğun bir renk bırakacağını belirtiyor (Maybelline Dream Matte Powder, pudra, 19.90 YTL).
• Dudak kenarlarınızı bir kaş kalemi ile çizin. Neutrogena markasının uzman ekibinden Matin, koyu rujunuzun kenarlardan taşmasını önlemek için, ten rengi bir kaş kaleminin uygun olduğunu söylüyor. Matin, ürünün yapışkan formülünün, bulaşmayı önleyecek nitelikte olduğunu da ekliyor. (Sephora, Eyebrow Pencil, kaş kalemi, 11.50 YTL).
• Dudaklarınıza hafifçe fondöten sürün. Ten rengi ve modern dudaklar, bu sezonun zengin tonlarını dengeliyor. Bu görünüme sahip olmak için aslında ruja bile gerek yok. Dior'un uluslararası makyaj danışmanı Shane Paish; bir süngeri fondötene batırdıktan sonra dudaklarınıza bastırmanızı ve kuruması için birkaç saniye beklemenizi öneriyor. Daha canlı bir hava kalmak için, bir miktar renksiz dudak parlatıcısını da üzerine uygulamanızda fayda var.
• Makyaj altı bazını vücudunuza uygulayın. Dekolte kıyafetler bu sonbahar da moda. O nedenle bacaklar ve kollar yine göz önünde olacak gibi görünüyor. Profesyoneller de, vücutta aydınlık etkiyi yaratmak için makyaj altı baz kullanıyorlar. Miller bazların ışığı yayma özellikleri ile ten rengini eşitlediklerini belirtiyor. O nedenle ilgi çekmesini istediğiniz her bölgeye bu ürünleri uygulayabilirsiniz.
• Kiraz renkli dudak parlatıcısı ile cildinizi renklendirin. Shiseido'nun makyaj uzmanı Dick Page, doğal görünümü vurgulamak için, parlak kırmızı dudak parlatıcısını veya balsamı elmacık kemiklerinize uygulamanızı öneriyor. İstediğiniz pembeliği elde edebilmek için kırmızının tonu ile oynayabileceğinizi de ekliyor. (Maybelline, Shinylicious Fruity Gloss in Shine Cherry, dudak parlatıcısı, 10.99 YTL)
• Bronzlaştırıcı pudrayı allık niyetine kullanın. Podyum mankenleri gibi keskin hatlı yanaklara sahip olmak için. Bronzlaştırıcı bir pudrayı yanak boşluklarınıza uygulayın. Paish, bu işlemin gölge ve derinlik yaratarak, elmacık kemiklerinizi daha belirgin bir hale getireceğini belirtiyor. Ayrıca yazdan kalma daha koyu renkli pudralardan da faydalanabilirsiniz.
Çarpıcı gözler
• Allığınızı maksimum derecede uygulayın.
Krem formüllü bir allığı yarım ay şeklinde kaş altınıza ve elmacık kemiklerinizin üst kısmına sürün. Bu işlem ilgiyi gözlerinize çekerek cildinize hafif bir parıltı kazandıracağını belirtiyor.
• Kaş altına dudak parlatıcısı kullanın.
Bu fikir anlamsız gibi görünse de, yumuşak ve pembe simli bir dudak parlatıcısını kaş altına uygulamak, gözleri büyük gösteriyor. Yapışkan formüllü bir parlatıcı kullanırsanız, kirpikleriniz göz kapaklarınıza yapışmaz.
• Birbiriyle çelişen far renkleri tercih edin.
Mor gibi parlak ve yoğun bir rengi, göz kapaklarınızın üzerine uygulayın. Ardından yumuşak yeşil bir ton ile gözlerinizin altına çizgi çekin. Uyumlarına hayran olacaksınız.
• Kirpiklerinize toz pigment etkisini hissedin.
Kirpik fırçası yardımıyla kirpiklerinize maskara yerine toz pigment uygulayın. Pigmentin içindeki simler, ışığı yansıtıp gözlerinizde hafif bir parlaklık yaratacaktır. Tek kat yeterlidir, fazlası gözünüze kaçabilir ya da göz altlarına düşebilir.
Bazı ipuçları o kadar iyi ki, yılın her anında işe yarayabiliyorlar.
- Kaşları belirginleştirin: Kaşlarınızın şeklini ortaya çıkarmak için maskara kullanın.
- Göz altınızdaki koyu gölgeleri kapatın: Göz altındaki morluklardan kurtulmak için alt göz kapağınızın çizgisine ince bir hat boz kahverengi göz farı sürün. Eğer göz altı kapatıcısı kullanmak istemiyorsanız en iyi yol budur.
- Dudaklarınızı şişirin: Dudaklarınızın ortasına uygulayacağınız sedefli simli bir göz farı uygulayın. Simler ışığı yansıtarak, dudaklarınızın ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
- Işıltınızı kazanın: Cildinizi canlandırmak için, yüzünüze uyguladığınız günlük losyonun içine bir miktar metalik göz farı katmayı deneyebilirsiniz.
Kadınların en fazla özen gösterdiği şeylerden biridir saçlar. Peki saç rengi nasıl korunur? İşte parlak saçlar için kolayca uygulayabileceğiniz tüyolar..

Güneş tarafından yayılan UV ışınları, saç boyasındaki pigmentleri etkiliyor ve renklerinin zamanla solmasına neden oluyor. İşte bu nedenle koyu renk saçlar güneşin etkisiyle kızıllaşırken, sarı renk saçlar iyice açılırlar. Saçların rengini boyandığı ilk günkü gibi korumak için yapılacak ilk işlem, kuaförünüze de danışarak kaliteli bir saç boyası kullanmasını sağlamak.
Tabii, saç açma tekniğinin de çok önemi var. Saçları bir seferde birk aç tondan fazla açmak bu açıdan riskli olabilir. Saçlar çok dikkatli bir şekilde kademe kademe açılmalı.
Eğer saçlarınız ateş kırmızı, fındık kabuğu, mavi siyah ya da patlıcan moru gibi iddialı bir renkteyse 10 günde bir şampuan boya kullanarak renginizi koruyabilirsiniz. Böylece kuaför seansları arasında da saç renginiz tam istediğiniz tonda kalabilir.
Daha sağlıklı saçlar için öneriler
1. Sarışınlar için en büyük sorunlardan biri havuza girdikten sonra saçlarının "yeşilleşmesi". Bunun için saçları klordan koruyan ürünler kullanabilirsiniz.
2. Eğer saçlarınız çok kuruysa sadece saç kremiyle yetinmeyip, saçlarınızı nemlendirmek için özel nemlendirici saç maskelerinden faydalanın.
3. Saçları iyice durulamak çok önemli; hiçbir şampuan ya da krem kalıntısı kalmayacak şekilde tamamen durulamaya özen gösterin.
4. Saçlarınızı her gün kaliteli kıl bir fırçayla tarayarak doğal bir şekilde parlamalarını sağlayabilirsiniz.
5. Eğer açık havada çok zaman geçiriyorsanız ya da tatile gidecekseniz saçlarınızı istediğinizden birkaç ton daha koyuya boyatın. Güneşin etkisiyle istediğiniz tona daha doğal bir biçimde açılacaktır.
6. Eğer çok ince telli saçlara sahipseniz güneşten koruyan ve yağ şeklinde olan ürünleri kullanabilirsiniz.
7. Güneşten ve dış etkenlerden korunmanın en iyi yollarından biri de tabii ki saçlarınızı şapka ya da eşarpla korumak.
8. Elektriklenen ve kuruyan saçlarınızla başa çıkmak için saça sürülen ve durulanmayan bakım kremleri oldukça etkili.

1. yanlış
Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.
Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinize yumuşaklık veren ve direnç kazandıran yapıyı bozup, erken yaşlanmayı tetikler. Ayrıca cildin kendi kendini yenileme özelliğine de zarar verir.
Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da, içenlerden mümkün olduğu kadar uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarıda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminleri içeren antioksidan özellikli bir nemlendirici kullanın.
2. yanlış
Tatile çıkmadan önce birkaç kez solaryuma giriyorsunuz.
Zararı: Hoş bir bronzluk için ilk temelleri atıyor olabilirsiniz ama cildinize verdiğiniz hasar plajda yaşayabileceğiniz herhangi bir yanığa eşit, hatta daha da fazladır. En yeni modellerinin yaydığı UVA radyasyonu güneşin yaydığından 15 kat daha fazla. Bu aslında sizi yakmaz ama derinizden derinlere işleyerek dokulara ve hücrelere zarar verir ki bu da cilt kanseri riskinizi arttırır. Bir araştırma sonucuna göre; düzenli bir şekilde solaryuma girmenin, melanoma (cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri) yakalanma ihtimalini yüzde 55 arttırdığı belirlenmiş. 20-29 yaş arası kadınlarda melanom olasılığı, yapay güneşlenme tekniklerini kullanmayanlara göre yüzde 158 daha fazla bulunmuş.
Yönteminizi değiştirin: Yanmak için solaryuma girmekten başka birçok seçeneğiniz var. Mesela yeni bronzlaştırıcılar. Yüz ve göğüs için, aloe ve E vitamini katkılı Clarins Intense Bronze Self Tanning Tint ve vücut için de cilde hızla işleyen ve gliserin ile yumuşatan Avon Skin-So-Soft Glow Daily Body Moisturizer’ı deneyebilirsiniz.
3. yanlış
Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.
Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılmasını sağladığı için yararlı olabilir. Ancak fazlası, kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren kremler sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu da cilde zarar verir. Çünkü bu işlemler, cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.
Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici kullanın. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, sakinleştirici jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinizi rahatlatın.
4. yanlış
Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanıyorsunuz
Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde “nemlendiricidir” yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.
Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendiren; cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi kullanabilirsiniz. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.
5. yanlış
Çenenizdeki o kocaman sivilceyi fark ettiğiniz an kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.
Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.
Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi; bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın, bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.
6. yanlış
Hamile olduğunuzu bildiğiniz halde cilt bakım rutininizi değiştirmiyorsunuz.
Zararı: Montclair, New Jersey’de dermatoloji uzmanı ve Shape dergisi uzman kurulu üyesi Jeanine Downie’nin ciddi bir uyarısı var: “Hamile olmayanlar için zararsız olan pek çok cilt bakım malzemesi fetüse zarar verebilir.” Bilinen ve sürekli kullanılan anti-aging ve akne bileşenleri, kırışıklara karşı kullanılan retinol ve aknelere karşı uygulanan benzoil peroksid gibi maddeler hamile kadınlar için güvenli bulunmuyor.
Yönteminizi değiştirin: Hamile kalmaya karar verdikten sonra ürünlerinizin içeriklerini okumaya başlayın. Hamilelik esnasında kullanımları güvenli olan meyve özlü ya da laktik (süt özlü] ürünleri tercih edin. Doğal cilt soyucu özlere sahip Clean & Clear Morning Burst Sunshine Control yüz temizleyici iyi bir çözüm olabilir. Aniden beliren cilt sorunları için düşük yoğunlukta salisilik asit içeren ürünler kullanın. Bunun için Dermalogica Overnight Clearing Gel’i ya da içinde söğüt kabuğu gibi doğal bir bileşen bulunduran Skyn Iceland Anti-Blemish Gel With Willow Bark gibi ürünleri de deneyebilirsiniz.
7. yanlış
Makyaj fırçalarınızı nadiren temizliyorsunuz. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?
Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt cildinize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve fırça, kılları birbirlerinin üstüne yığıldığından makyajınızda lekelere yol açar.
Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Makyaj fırçalarını yıkamaya zamanı olmayanlar için daha pratik çözümler de mevcut. Örneğin Clinique markasının bu probleme kökten çözüm getirmek için, anti mikrobik teknoloji kullanılarak geliştirdiği fırçalar.
Sıkı ve biçimle kalçalara sahip olabilmek için; bol miktarda su tüketmeli, beslenmenize özen göstermeli, aşırı tuz tüketiminden ve sürekli oturmaktan kaçınmalısınız hiç kuşkusuz. Ancak, kalçalarınızı düzgün bir şekle sokabilmenin ilk kuralı, bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmaktan geçiyor. Vücudunuz dik, ayakta durun. Kollarınızı ensenizde birleştirin. Sağ bacağınızı arkaya doğru kırın ve topuğunuzla kalçanıza değmeğe çalışın. Bu sırada vücudunuzun üst kısmı dik durmalı. Egzersizi önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle 30 kez uygulayın. Hareketi diğer bacağınızla da tekrarlayın. TWİST Ayaklarınız bitişik halde ayakta durun. Kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Bacaklarınızı bükün, kalçanızı arkaya doğru çıkarın ve dizlerinizi birbirine yapıştırın. Şimdi, dizlerinizle sağ yöne doğru twist yapın. Bu hareketi uygularken kalçanızı bilinçli olarak kasın. Ardından aynı işlemi sol tarafa doğru uygulayın, kalçanızı kasın. Hareketi önce yavaş, ardından hızlı bir tempoyla uygulayın. Egzersizi 20 kez tekrarlayın. DOĞRULMA Bacaklarınızı dizlerinizden kırın, kollarınızı öne doğru uzatın. Kalçanızı, sanki bir yere oturmak istiyormuş gibi arkaya doğru çıkarın. Bavula temas etmeden durun ve bacaklarınızla yeniden doğrulun. Egzersizi uygularken vücudunuzun üst kısmı daima dik olmalı. Egzersizi 20 kez tekrarlayın. DİZÜSTÜ EĞİLME Dik durun. Sandalyenin başını sıkıca kavrayın. Sağ bacağınızı hafifçe bükün. Sol bacağınızı arkaya doğru gerdikten sonra 5 kez yukarıya doğru alçalıp yükselin. Bu sırada vücudunuzu dik tutun. Sol ayağınızı zemine yerleştirin. Şimdi her iki bacağınızla bükülme hareketi uygulayın. Egzersizi 3 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin. YÜKSEĞE BASINÇ Yere sırtüstü uzanın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Sağ bacağınızı göğsünüze doğru yaklaştırın. Sol bacağınızı 90 derecelik bir açıyla kırarak ayağınızı zemine yerleştirin. Kalçanızı, sol bacağınızdan güç alarak, zemine değdirmeden yavaşça yukarı doğru kaldırın ve indirin. Egzersizi uygularken karnınızı iyice kasın.
Herşeyin bir yolu yordamı var da flört etmenin olmaz mı? Lütfen bu 10 maddeye dikkat! 1- Hareketlerinize çok dikkat edin. Kadınlar mümkün olduğunca kadınsı, erkekler ise kibar olmalılar. Utangaç tavırlarınızı bir kenara bırakarak kendinize güven duyun. 2- Akşam yemeklerinde kadın, erkekten önce ‘iyi geceler’ deyip kalkmayı teklif etmeli. Kendinizi çekmeniz size artı puan kazandırır. 3- Her buluşmanızda heyecanlı görünün. İstekli olmak heyecanı canlı tutar. 4- Kadınlar, aşırıya kaçmamak kaydıyla, buluşmaya hevesli görünmeli. Ayrıca erkek arkadaşınız sizi öptüğünde dünyanın en güzel öpüşmesini yaşıyormuş gibi davranın, bu ona kendini özel hissettirir. 5- Erkek arkadaşınızla saatlerce tenis oynamayın ya da saatlerce dans etmeyin, bırakın sizinle vakit geçirebilmek için sabırsızlansın. 6- Sevecen olun. 7- Fiziksel olarak kendinize güvenmediğiniz bir yönünüz varsa bunu ona belli etmeyin. 8- Bir erkek size söylemeden, asla ona ’seni seviyorum’ demeyin. 9- Erkekler zaman geçtikçe kabalaşırlar, bu konuda paniklemeyin onu uyarın. 10- Geleceğe dair sözler ve beklentiler için erkeği bekleyin, siz önce davranmayın.
Ayrılık çok istenmese de bazen kaçınılmaz olabilir. Ama nasıl? İşte size ayrılık için birkaç ipucu. Mantıklı sebepler yaratın: Bu yöntemi daha çok ilk kez ayrılmaya teşebbüs ediyorsanız deneyebilirsiniz. Önce sakin kafayla onunla ilgili artı ve eksilerden oluşan bir liste hazırlayın. Ancak ayrılmanız için eksilerin daha fazla olması gerektiğini sakın unutmayın. Ardından onunla buluşup onun hakkındaki düşüncelerinizi ve bu eksik yönleri gündeme getirin. Onu tesseli eder gibi konuşun. İlişkinize bu eksiler yüzünden nokta koymayınız gerektiğini anlatın. Önce itiraz etse de daha sonra pes edip, durumu kabullenecektir. Trip yapın: Uzak bir yolculuktan gelmiş. Onu karşılarken sizi öpecekken buna izin vermeyin ve kafanızı çevirin. Ardından sert bir şekilde “konuşmalıyız” deyin. Tüm eksileri sıralayın. Hayattan beklentilerinizi, onunla bunları karşılayamadığınızı… Cevap vermesine fırsat vermeden ortamı hemen terk edin. Gitmeden son bir kez gözlerinin içine bakın ama kesinlikle daha önce değil. Yoksa gitmeniz güçleşir. Açıklama yapmayın: Baktınız ki ona içinizdekileri konuşarak anlatamıyorsunuz o zaman usul usul hiçbir açıklama yapmadan yok olmaya bakın. Aramalarına cevap vermeyin ve siz de kesinlikle aramayın. Size duygularını dile getirdiğinde, sevdiğini söylediğinde kesinlikle “bende seni” türü cümleler kullanmayın. Posta kutusuna her şeyi açıklayan bir veda mektubu bırakın ve ortadan yok olun. Kötü bir yöntem ancak başka çareniz yoksa denemenizde yarar var. Planlı hareket edin: Onun da haberi olacak şekilde başkalarıyla flört edin ve ona karşı soğuk davranın. Size yaklaşmasına izin vermeyin ve bekleyin. Başlangıçta belki biraz bozulup, bunun sonu nereye varacak diye bekleyecektir. Ama sonunda sinirlerine hakim olmayacak ve sizi terk edecektir. Suçu ona atın: Tüm olayları sanki o suçluymuş gibi ele alın. Onun sizi yeterince sevmediğini iddia edin, ilgi göstermediğini ve bunun sizi çok üzdüğünü söyleyin. Son olarak da tüm bu üzüntülerden kendinizi korumak için artık yalnız yaşamak istediğinizi dile getirin ve son noktayı koyun. Her ne kadar bu yalanlar yüzünden kendini kötü hissedecek olsa da öncelikle sizin istekleriniz önemli değil mi? Aniden bitirin: İşte olduğu bir sırada arayıp, artık bittiğini ve bir daha onu görmek istemediğinizi söyleyip telefonu kapatın. Artık aramaması gerektiğini vurgulamayı da unutmayın. Yalandan kim ölmüş: Ona yarın bir yıllığına Nairobi’ye uçacağınızı ve arada bu kadar mesafe varken ilişkinizi devam ettiremeyeceğinizi söyleyin. Bu yalanı özellikle telefonda söylemenizi öneriyoruz aksi takdirde gülme krizine tutulabilirsiniz. Bir de bu yalanı deneyin: Yatakta size iyice sokulduğunda ona bir şey söylemek istediğinizi söyleyin ve aslında kendi cinsinizle birlikte olmaktan daha çok zevk aldığınızı itiraf edin. Onunla son bir kez deneme yaptığınızı ama olmadığını da sözlerinize ekleyin. Bunu duyunca kendiliğinden yok olacaktır.
Tüm bu sorulara yazımızın geri kalan bölümünü okuyarak cevap bulabilirsiniz. Doğru tavır 1970’li yılların ünlü cinsellik uzmanları Masters ve Johnson cinsel zevkin hem vücut hem de beyin aracılığıyla alındığını keşfetti. Peki zevkin doruğuna ulaşmak için partnerlerin gereksinim duyduğu şeyler nelerdi? Örneğin sevgiliniz sizden vampire kılığına girip argo konuşmanızı ve bunu yaparken de ayak baş parmağını emmenizi istiyor. Böyle bir istek hiçkimseyi fiziksel ya da ruhsal bakımdan yaralamaz. Eski sevgililerinizden biri size ‘Hep böyle bir şey yapmayı hayal etmiştim ama bunu kimseden isteyemedim. Ama seninle o kadar rahatım ki bunu birlikte yapmak istedim’ dediyse sizi bir yatak tanrıçası ilan edebiliriz. OYUNLAR Seks eğlenceli bir oyun. Yatakta ne kadar oyuncu olursanız ratinginiz o kadar fazla olur. Bir gece evine gelen satışçıyı arzulayan bir ev kadını olabilir diğer bir akşam onun seks kölesini oynayabilirsiniz. Bu arada onu yatağa bağlarsanız veya seks oyuncaklarınızla oyununuza renk katarsanız asla unutamayacağı kız arkadaşlarından biri sayılabilirsiniz. BAŞLATAN SİZ OLUN Erkeklerin seks konusunda şikayetçi olduğu yegane konu sevişmeyi başlatan tarafın hep kendileri olmasıdır. O yüzden sevişmeyi başlatmak size artı puan olarak geri dönecektir. EREKSİYON OLAMAMASI SİZİN SUÇUNUZ DEĞİL Parmaklarınızı onun üzerinde gezdiriyorsunuz. Penisine dokundunuz, o da ne? Bu bölgede hiç hayat yok! Yatakta iyi olduğunu iddia eden bir kadın bu durumun asla kendi suçu olmadığını bilir. Böyle bir durumda ellerini ve dilini kullanarak sizi doruğa çıkarabileceğini hatırlatıyorsanız siz yatakta bir numarasınız. YAŞLANMAYA KARŞI DİRENÇ GÖSTER İyi bir aşık zamanla vücudunun ve suratının yaşlandığını kabul eder ve hayatında seks ve aşk kavramlarının zaman aşımına uğramaması için kendine her zamankinden daha çok özen gösterir. Yatakta başarılı olduğunu iddia eden bir kadın partnerinin ilgisini sürekli kılmak için kendine bakmayı bilir. İYİ BİR SEVGİLİ ’HAYIR’ DEMESİNİ BİLİR İyi bir sevgili her zaman seks yapılmayacağını bilir. İnsanların hormonları strese ve sağlık durumuna göre değişiklik gösterir. Yatakta iyi olduğunu savunan bir kişi partnerine ‘hayır’ demek yerine ‘haftasonunu bekleyelim heyecanımız artsın’ der ki bu cümle partnerini zevkten deliye döndürebilir. YATAĞIN DIŞINDA SEKS Sahilde, arabada, balkonda… Farklı yerlerde sevişmek cinsel hayata ayrı bir tat katar. Başkaları tarafından görülme riski olsa da partneriyle balkonda ya da apartmanda sevişmeye sıcak bakan bir kadın erkeklerin göz bebeği olmaya adaydır.
Masters ve Johnson’a göre bu ihtiyaçlar: bilgi (hem kendinizin hem de partnerinizin hassas bölgelerini tanımak), deneyim (seks deneyimler sonucu mükemmele ulaşır) ve rahatlık (o anda nasıl göründüğünü düşünmemek) olarak üçe ayrılıyor. Sizde hangileri mevcut? Her şeyi denemek Şevhetli aşıklar partnerinin ondan istediği şeylere ‘neden?’ diye sormaz.
En riskli şeylerden biridir yanlış alınmış kaşlar… Bir anda yüzünüzün ifadesi değişebilir!

Kaşınızı şekillendirirken bu hatalara düşmeyin!
1. Aşırı inceltmek "Aşırı ince kaşlar sizi hem yaşlı gösterir, hem de ifadenizi öldürür."
2. İple almak "Kaşlar alınırken kesinlikle ip kullanılmamalı. İple alınan kasların kökünün zarar görebileceğini ve ters çıkışlar olabileceğini unutmayın.”
3. Cımbızın sivri ucunu kullanmak "Cımbızın sivri değil düz kısmını kullanın yoksa derinize zarar verebilirsiniz."
4. Hızlı davranmak "Kaşınızı alırken acele etmeyin. Aldığınız her tüyden sonra aynadan uzaklaşıp kendinize bakın. Böylece aşırıya kaçmazsınız."
5. Loş ışıkta kaş almak "Tıpkı makyaj yaparken olduğu gibi, kaslarınızı alırken de gün ışığından faydalanmak en doğrusu.
Her yıkamadan sonra, saç tipine uygun bir bakım ürünüyle saçınıza bakım yapmanız gerekir. Saça dipten uca kadar yapılacak bu bakım sayesinde, kırıklar önlenir. Saç, ne kadar kısaysa, o kadar fazla kıvrılacaktır. Bukleler için, isteğiniz doğrultusunda bir kesim yaptırmanız gerekir.
Sürekli kabaran ve elektriklenen saçlarınızdan sıkıldıysanız işte size birkaç öneri...
Nemli ortamlarda, saçınız istenmeyen bir şekilde kıvrılıyor mu? Derinlemesine işleyen bir serum kullanın, bukleleri ağırlaştıran yağlı ürünlerden kaçının.
Kontrolden çıkan buklelerinize ise, şekillendirme ürünleriyle çekidüzen verebilirsiniz.
Hızlı kilo alıp verme ve doğum gibi nedenlerle ortaya çıkan cilt çatlakları, mekanik dermoabrazyon yöntemiyle giderilebiliyor. Selülit, kilo, yağlanma derken bir başka kabusu gözardı etmeye başladık; çatlaklar. Hızlı kilo alıp verme ve doğum gibi nedenlerle ortaya çıkan çatlak problemi, sadece bacaklarda değil, vücudun çeşitli yerlerinde oluşabiliyor. Vücutta çatlak oluşmasının nedenlerini şöyle açıklınıyor: "Çatlaklar, hızlı kilo alıp verme, gebelik, kortizon kullanımı, metabolik rahatsızlık gibi nedenlerle oluşabilir. Tedavi için önce sorunun hangi rahatsızlıktan kaynaklandığına bakmak gerekir. Kişi bu durumlardan uzaklaştırıldıktan sonra, hasar tesbiti yapılır. Çatlağın rengi, yüzeyin gerginliği, çatlağın kaç senedir var olduğu tedavinin süresini belirler." Peeling’e alternatif Cilt üzerinde oluşan papül, döküntü, kırışık, yaşlanma ve çatlak gibi dış etkenler yüzünden meydana gelen olumsuzlukları düzeltmek için geliştirilen yöntemlerden biri mekanik dermoabrazyon. Dermoabrazyonda uygulanan yöntem ve kullanılan cihazın özellikleri şöyle : "Özellikle çatlak problemi olarak ortaya çıkan bu buluş, ‘kimyasal peeling’e (deri yüzeyindeki ölü hücreleri soyma) alternatif olarak düşünülmüş. Kimyasal peling yaptığımız zaman, çatlaklarda çok yüksek konsantrasyonlara çıkmak gerekiyor. Etkin maddeyi, yani glikolik asit türevlerini yüksek oranda kullandığımız zaman ise hastanın mutlaka korunmasını gerektiren durumlar ortaya çıkıyor. Bunların en başında güneş lekeleri geliyor. Cildin üst tabakasını olduğu gibi kaldırdığımız için travmaya çok müsait bir alan ortaya çıkıyor. İki ucu keskin bir bıçak gibi. Hastayı iyileştirmeye çalışırken diğer yandan travmaya açık bırakıyorsunuz. Mekanik dermoabrazyonda ise aynı etkiyi elde etmenize rağmen hasta yaklaşık bir saat sonra hiçbir şey yapılmamış gibi gününe devam edebiliyor." Vakum değil püskürtme Dermoabrazyonla gerçekleşen işlem de yöntemi cazip kılıyor: "Alüminyumoksit kristalleri, alet yardımı ile cilde püskürtülüyor. Eğer bu işlem cilde vakumlanarak yapılsa, ciltte bir takım kızarıklık ve morarmalar olur. Oysa püskürtme yöntemi kullanıldığı zaman bu tür travmalara rastlanmıyor. Alüminyumoksit kristalleri ile sadece cilt zımparalanıyor. Tabii bu yöntem, çok ciddi cilt problemi olmayan, yani bir operasyon gerektirmeyen hastalarda kullanılıyor."
Boyun bölgemiz ihmal edildiği taktirde, yoğunlaşan yaşlanma izlerini hemen yansıtır. Boyun güzelliği bir cilde bağlı olduğu kadar, uygulanan bakıma da bağlıdır. İşte bu uygulamalardan bazıları şunlardır:

Bakış açınız, boynunuzu düzgün tutmanıza yardımcı olabilir. Etrafınıza vücutla dik açı oluşturacak şekilde bakın.
* Boynunuzu omuzlarınızın arasına gömmekten veya çenenizin altına sıkıştırmaktan kaçının. Bu hareketlerin cezası, boyunda erken kırışık oluşumudur.
* Boynunuzu uyurken de düz tutabilmek için, alçak bir yastık kullanın.
* Yüzünüzle beraber boynunuzu da nemlendirmeniz ve beslemeniz gerektiğini unutmayın. Hatta, boynunuza daha fazla özen göstermelisiniz. Çünkü, bu bölge, terleme ile kolayca tahriş olur.
* Günboyunca, boynunuzu ileri doğru uzatıp germek ve başınızı soldan sağa döndürmek gibi basit egzersizler yapın.
* Esnek ve gergin bir boyuna kavuşmak için yapabileceğiniz spor ise yüzme.
Amerika da yapılan bir araştırmada elmacık kemikli yüz hatlarına sahip insanların yaşlı, dolgun yüzlü ve yanaklılarınsa genç ve güzel olduğu ortaya çıktı.

Amerikan Plastik Cerrahlar Derneği nin ortaya koyduğu güzellik anlayışı Angelina Jolie ve Audrey Hepburn gibi sinemada ikon olmuş kadınların güzel olmadığını ortaya koyuyor.
Bilim adamları, elmacık kemikleri çıkık yüzün yaşlanmaya ve yorgun görünmeye daha meyilli olduğunu belirtirken, dolgun yüz hatlarının kişiye çekicilik, tazelik ve enerji kattığını söylüyor. İnce ve kemikli yüz biçimi, kişiyi depresif, sıkıntılı ve yorgun gösteriyor.
Son yıllarda özellikle kadınların uyguladığı bir yöntem olan yağ enjeksiyonu, yüze dolgunluk kazandırırken daha genç bir görünümün de ortaya çıkmasını sağlıyor.

Araştırmalar, bir gecede 9 saatten fazla uyuyanlarda felç riskinin yüzde 70 e kadar artış gösterdiğini ortaya koydu. Kuzey Carolina Üniversitesi nden Dr. Jiu Chiuan Chen, uyku süresi ve ölüm oranı arasındaki bağlantının daha önce bir çok araştırmada kaydedildiğini ancak, uyku şekliyle kalp ve damar hastalıkları arasındaki bağlantının bulunmadığını söyledi.
Araştırmanın 50 ve 79 yaşları arasındaki 93 bin 175 kadın üzerinde yapıldığını belirten Chen, kadınların yüzde 8.3 ünün günde 5 saat uyuduklarını, yüzde 4.6 sının ise en fazla 9 saat uyuduklarını belirtti. Chen 7.5 yıl süren araştırmada, bin 116 kadının koroner kalp rahatsızlığı yaşadığını, bunun beyne giden oksijenini keserek felce yol açtığını söyledi. Chen, felç riskinin günde 7 saat uyuyanlara kıyasla; 6 saat veya daha az uyuyanlarda yüzde 14, 8 saat uyuyanlarda yüzde 24, 9 saat veya daha fazla uyuyanlarda ise yüzde 70 daha fazla olduğunu kaydetti.
İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.
2- Yetersiz uyku
Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.
3- Makyaj temizlemeden yatmak
Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.
4- Sivilcelerle oynamak
Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.
5- Yüzü ovmak ya da aşırı fırçalamak
Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.
6- Çok sıcak suyla yıkamak
Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.
7- Yanlış beslenme
Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.
SAĞLIKLI BİR CİLT İÇİN ALTIN KURALLAR
Dengeli beslenin, balık ve beyaz ete öncelik tanıyarak bol bol meyve ve sebze tüketin, vücuttaki toksit maddelerin atılmasına yardımcı olan A, E, C vitaminleriyle minerallerin yardımına başvurun.
Hergün en az 1.5 litre su tüketin.
Yüz kaslarını güçlendirmek ve elastikiyet kazandırmak için düzenli yüz jimnastiği yapın.
İnce bir yastık, mümkünse hiç yastık kullanmadan, yüzdeki kırışıklıkları engellemek için sırt üstü yatın ve düzenli uyumaya özen gösterin.
Konuşurken mimiklerinizi incelemek için telefonunuzun yanına bir ayna koyun.
Nemlendiriciyi yüzünüze masaj yaparak yayın.
Göz çevresindeki hassas bölgeyi özel bir kremle besleyin.
Yaz aylarında uzun müddet güneşlenmekten kaçının.
Yoğun trafiğin ve kirliliğin arttığı bölgelerde uzun süre kalmamaya dikkat edin.
Günde en az bir saat temiz havada yürüyüş yapın.
Stresli ortamlardan kaçınıp günlük yoğun tempo içinde kendinize gevşeme süreleri bırakın.
Mümkün olduğu kadar yüz ve vücut temizliğini alışkanlık haline getirin.
Uzman rehberliğinde cilde uygun, yaşlılığı geciktirici kozmetik ürünleri kullanın.
İşte affedilebilecek ve affedilmeyecek hatalar

Yeterince vakit ayırmamak: Zaman zaman insan kendi dışındaki sebeplerden dolayı ilişkisine vakit ayıramayabilir. Bunu sorun etmemek gerekiyor. Ancak siz hep son sırada kalıyorsanız dikkat etmelisiniz.
Sorumsuzca davranmak: İlişkilerde her iki tarafın da aynı sorumluluk bilincine sahip olması pek mümkün değil. Bu yüzden bir taraf, diğerinin açığını kapayacak. Size zarar vermediği sürece sorumsuz davranışlar affedilebilir.
Aileye, arkadaşlara düşkünlük: Bu da aşırıya kaçmamak koşuluyla affedilebilecek bir olay.
Küçük ayrılıklar: Tartışmalar bazen istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bir taraf diğerine öyle hissetmese de "Bitti artık" diyebilir. Pireye kızıp yorgan yakmayın. Birkaç günlük ayrılık sizi kendinize getirecektir.
Kaçamak bakışlar: Zaman zaman sevgilinizi başkalarına bakarken yakalayabilirsiniz. Bu sizi sevmediği anlamına gelmez.
Meraklar ve hobiler: Her insanın yapmaktan zevk aldığı hobileri vardır. Hobisine zaman harcıyor diye sevgilinizi terk etmeye kalkmayın.
Şiddet: Size bir fiske bile vuranı asla ama asla affetmeyin. Affederseniz emin olun aynı şeyi, hem de bu kez daha şiddetlisini yapacaktır.
Aldatmak: İşte affedilmeyecek bir hata daha. Aldatmışsa, size aşkı eskisi kadar güçlü değil demektir. Affetseniz bile emin olun bir kez daha aldatılacaksınız. Aldatana kesinlikle bir şans daha vermeyin.
Büyük yalanlar: Hayatınızı etkileyebilecek yalanlardan söz ediyoruz. Örneğin evli olduğu halde "Evli değilim" demesi gibi. Bu tür bir yalanı yakaladığınızda onu hemen postalayın.
Umursamazlık: Yanınızda yokmuşsunuz gibi davranıyorsa, sizinle ilgili hiçbir şeyle ilgilenmiyorsa ondan uzak durun.
Cimrilik: İşte kötü bir özellik daha. Paraya cimri olan aşkına da cimridir. Sizinle ilk tanıştığında para saçan sevgiliniz artık öyle değilse, "Güle güle" demenin zamanı gelmiştir.
Aşağılamak: Sizi herkesin önünde küçük düşürüyorsa, onurunuzu kıracak hareketlerde bulunuyorsa, sakın affetmeyin. Affederseniz, söylediği her şeyi kabullenmiş olursunuz.
Saygısızlık: Bir ilişkide sevgi kadar saygı da önemlidir. Kişiliğinize saygı göstermeyen insanla sakın ama sakın birlikte olmayın.
Değiştirmeye çalışmak: Sizi ya olduğunuz gibi kabul etmeli ya da bu işe hiç başlamamalı. Başladıktan sonra değiştirmeye çalışıyorsa, affedilmeyecek bir hata yapmış demektir.
Kabalık: Hiç kimsenin bir başkasına kaba davranmaya hakkı yoktur. Kabalığı alışkanlık haline getirmiş kişiyi düzeltemezsiniz. Hemen ayrılın.
Alkol ve uyuşturucu: İlişki başladıktan sonra sevgilinizin alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olduğunu fark etmişseniz bir an önce onu terk edin.
Büyük ve seksi göğüsleri olsun isteyen; ama ameliyattan çekinen yada yeterli maddi imkanı olmayan kadınlar; artık herşeyin bir kolayı var.

Oğul otu: Anti mikrobik özelliği vardır. Huzursuzluk, korku ve yara iyileşmesinde kullanılır. Kas kramplarını çözer.
Aslan kuyruğu: Çayı yıllardır kalp problemleri ve kadın rahatsızlıklarında etkin bir tedavi olarak kullanılmaktadır.
Bostan otu: Çok eski yıllarda sarılık, böbrek/ mide rahatsızlıkları, migren problemlerinde kullanılıyordu. Uzun yıllardır kadın rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.
Testere palmiyesi: Çok sayıda sağlık problemlerinde kullanılmaktadır. Erkeklerde prostat sorunlarında, kısırlık ve iktidarsızlık için kullanılıyor. Bu etkin bitki kadında da bir dizi tedavi olanakları sağlamaktadır. Meme bezlerinin gelişmesine neden olur.
Yam kökü: Meksika'da eski yıllarda Chiapas kabilesi kadınların doğum yapması sırasında bu bitkiyi kullanıyordu. Kadınlarda hormon yapımını uyarıcı etkisi vardır ve memeleri büyütür.
Kara hindiba: En önemli etkisi karaciğer üzerinedir. Safra akışını düzenler. Hindistan'da karaciğer hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Vitamin ve mineralin zengin kaynağıdır. Avrupa'da salata şeklinde tüketilmektedir. Zararlı kimyasal ilaçlara, operatif müdahalelere ve implantlara karşı doğal bir alternatif olup, güzel göğüslere sahip olmak için ideal bir yöntemdir. Kapsüllerinden 6 ay süresince günde 2 kez 3'er kapsül alınır. Etkiyi artırmak için kremleriyle birlikte kullanılabilir. Daha sonra 3 ila 4 ayda bir 2-3 hafta süreyle alınmalıdır.
Asırlardır sağlık ve güzellik için kullanılan arı sütünden kozmetik endüstrisi yararlanıyor. Cildi yenileyen, kırışıkları gidermeye yarayan arı sütü saçı besleyip nemlendiriyor. Soğuk havalar, rüzgar gibi mevsim değişiklikleri saçları ciddi şekilde yıpratıyor. Güçsüzleşip sönükleşen saçlar daha kolay kırılıyor hatta dökülüyor. Bu nedenle kışın saçlara ayrı bir özen göstermek şart, bir de özel ürünler kullanmak... Son yıllarda kozmetik dünyasında doğadan ilham alan ürünleri öne çıkıyor. İçeriğinde sağlığa yararlı doğal maddeler bulunan kozmetikler çok daha kısa sürede sağlıklı sonuçlar veriyor. Kozmetik dünyasının kullandığı doğal maddelerden biri de arı sütü. Sağlığa yararları uzun zamandır bilinen arı sütü benzersiz içeriğiyle mucizevi bir besin maddesi. Dünyaya geldiklerinde aynı genetiğe sahip kraliçe arı ve işçi arıyı birbirinden farklılaştıran tek şey arı sütüdür. Tüm yaşamı boyunca arı sütüyle beslenen kraliçe arının ömrü beş yıl, işçi arının ömrü sadece kırk gündür. Pek tabii kraliçe arının işçi arıdan 45 kat daha uzun yaşamasının nedeni olan arı sütünden kozmetik endüstrisinin de yararlanmaması mümkün değildi. Şimdi doku yenileyici özelliğe sahip olan arı sütü şimdi saç bakımında devreye giriyor. LO’real’in yeni piyasaya çıkarttığı Elseve Re-Nutrition Besleyici Bakım Ailesi arı sütünün, saçları besleme ve yüzeyini sürekli nemli tutma özeliklerinden yararlanıyor. Arı sütüyle zenginleştirilmiş ürünler özellikle kurumaya eğilimli ve kuru saçları besleyip dolgunlaştırıyor. Besleyici gündüz bakımı KURU saçlar için yaratılan bu hafif dokulu, durulanmayan besleyici gündüz bakımı, saçlarınızı ağırlaştırmadan bakım yapar. Kuru veya ıslak saçlara uygulanabilen ürün günlük kullanıma uygun ve durulanmasına gerek yok. Bu türden durulanmayan bakım ürünlerinin su kısıntılarında ne kadar kullanışlı olduğunu da hatırlatmak isterim. Düzenli kullanıldığında saçlarınıza dolgunluk, esneklik ve canlılık kazandırır. Gece serumu Bu, yenilikçi bir ürün. Geceleri siz uyurken saçınıza yoğun bir bakım yapıyor. Yeni silikon teknolojisi ile saç tellerinizi yumuşatan bu ürünle sabah kalktığınızda saçlarınız yenilenmiş ve hayat dolu olur. Ürünü akşamları bir-iki fındık büyüklüğü miktarında, kuru veya ıslak saçlarınızın tamamına uygulayın. Hızla emilen dokusu sayesinde, kullanımdan hemen sonra başınızı çekinmeden yastığa koyabilirsiniz. Ürünü durulamanıza gerek yok. Yenileyici yoğun maske KREMSİ dokusu sayesinde saçınızda kolaylıkla dağılır. Yıkanmış, temiz ve nemi alınmış saça uygulanıp bir- iki dakika beklettikten sonra durulanan bu ürün saçlarınızı besler, yumuşak, parlak ve esnek olmalarını sağlar. Arı sütünde protein ve vitaminler var ARI sütü gerek sağlıklı gerekse hasta insanların beslenmesinde olduğu kadar cilt ve saç bakımında da son derece iyi sonuçlar veriyor. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için doğal besin olarak tercih edilen arı sütü yoğun antibiyotik kullanan, radyoterapi ve kemoterapi alanlar, enerji ihtiyacı olan sporcular ve gelişme problemi olan çocuklar için dünyada destekleyici besin olarak kullanılıyor. FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR 
Günde sekiz bardak su içilmeli şeklindeki inanış çoktan eskidi ancak insanlar çok su içmenin cilt sağlığı için faydalı olduğuna inanmaya devam ediyor. Bu inanışın nereden kaynaklandığı bilinmiyor ancak önerilenden fazla su içmenin özellikle cilt için çok faydalı olduğuna dair hiçbir kanıt yok aslında. Zaman'ın haberine göre, su tüketiminin etkileri üzerine 2007 yılında yapılan bir çalışmaya yer veriliyor. Çalışmada günde 500 ml. su içmenin cilde giden kan akışını artırdığı ortaya çıktı. Ancak suyun kırışıklıkları azalttığı veya ten rengini ve genel görünümü iyileştirdiğine dair hiçbir kanıta rastlanmadı. Yapılan diğer çalışmalar ise, C vitaminin kırışıkları önlediği, östrojen kullanımının menopoz öncesi dönemde kadınlarda görülen cilt kuruluğuna engel olduğu ve cilt yaşlanmasını geciktirdiğine işaret ediyor. Ancak mevcut kanıtlar henüz sınırlı miktarda ve östrojen tedavisinin olumsuz yan etkileri olabiliyor. Amerikan Dermatoloji Akademisi Sözcüsü Dr. Margaret Parsons, fazla suyun cilde etkisi olmadığını ancak susuz kalmış, kurumuş ciltlerde kırışıkların daha belirginleştiğini söyledi. "Yeterli miktarda su almak genel sağlığımız için faydalı. Sağlıklı olduğumuzda cildimiz de öyle olur zaten," diye ekledi. Diğer bir deyişle, fazla suyun cilde iyi geldiğine dair pek bir kanıt yok. Sağlıklı bir cildin anahtarıysa, her zaman güneş koruyucu kullanmak, sigaradan uzak durmak ve sağlıklı beslenmek.
Kadınların kabusu kilo meselesinin, aslında diyet ya da spordan çok bir başka etkene bağlı olduğu ortaya çıktı.
Meğer kadının kilo alması ya da kaybetmesi en çok eşi ya da sevgilisiyle ilişkisine bağlıymış.
Onca diyet, onca spor denemesi...
Meğer hepsinden önemli bir başka faktör varmış...
İngiltere'de yapılan bir araştırma, bir kadının kilo alması ya da kaybetmesinin, büyük oranda partneriyle ilişkisine bağlı olduğunu ortaya koydu.
Bu araştırma kapsamında soru sorulan 3 bin kadından yaklaşık yüzde 70'i, mutluluklarındaki en büyük faktörün ilişkileri olduğu yanıtını verdi. Bu kadınlardan geriye kalanlar da kilo aldıkları takdirde ilişkilerini bitireceklerini belirtti.
Slendex adlı bir firma tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, bir kadının kilosunda ilişkide olduğu süre içinde 5 aşamada değişiklik oluyor.
İlişkisinin başında olan bir kadın, karşı cinse kendini beğendirmek için girdiği sıkı bir diyet sonucu ilk aşamada ortalama 2,5 kilogram kaybedebiliyor.
İlişkide rahatlayan kadın kilo alıyor
Kadın ilişkisinde rahatlamaya başladıkça kilo alıyor ve bu ikinci safhada bu miktar ortalama 4,5 kilogramı bulabiliyor. Bunu izleyen üçüncü aşamada, evliliği düşünmeye başlayan ve bu büyük gün için incelme hevesine giren kadın ortalama 3,5 kilogram kaybedebiliyor.
Kadının bir bebeğinin olacağı ise 6 kilogram anlamına geliyor. Son aşamada çocukları büyüyen ve görüntüsüne daha fazla zaman ayırmaya başlayan kadın yenilenme yoluna gidiyor ve ortalama 5 kilo kaybedebiliyor.
Uzmanlar uyarıyor.. İşte düşük belin sağlığa zararları...
Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şule Çivitci, insanlar üzerinde modanın psikolojik etkisinin birçok araştırmada ortaya konulduğunu belirterek, modanın insanları etkileyen bir akım yaratmasının kitlelerin benzer giyinmesini beraberinde getirdiğini bildirdi. Son yıllarda kullanımı artan düşük bel pantolonların estetik ve sağlık açısından zararlarının görüldüğünü, düşük bel modasının etkisi altında kalan kuşakların risk taşıdığının söylenebileceğini kaydeden Çivitci, şunları söyledi:
'Bel bölgesindeki kalınlaşmanın estetik anlamda rahatsızlıklara sebep olduğu aynı zamanda sağlığı da olumsuz anlamda etkilediği bilinmektedir. Dolayısıyla insanları etkileyecek moda akımlarını yaratırken modacıların insanların hem psikolojik sağlığını hem de bedensel sağlıklarını göz önünde bulundurmaları bir toplumsal sorumluktur. Amerika'nın bazı eyaletlerinde düşük bel pantolonlar ahlaki açıdan değerlendirilerek yasaklanmıştır. Hem toplumun ahlaki yapısına zarar veren hem de insan sağlığını olumsuz etkileyen düşük bel modasının artık yerini başka modellere bırakması modacıların ve işletme sahiplerinin göz ardı etmemesi gereken bir durumdur.
Düşük bel modası devam etse bile üreticilerin, düşük bel giysilerin uzun süreli kullanım zararları konusunda giysilere bilgi etiketleri koymaları tüketiciler açısından faydalı olabilir.' Çivitci, vücut estetiğinin bozulmasına neden olacak tek tip model ve giysiler tercih etmenin sağlık açısından sakıncalı olduğunu belirterek, tüketicilere giysilerini çeşitlendirmelerini, zaman zaman vücudu toparlayıcı, bel bölgesini kavrayan giysiler tercih etmelerini veya medikal bel korsesi kullanmalarını önerdi.
300 GENÇ KIZ ARASINDA YAPILAN ARAŞTIRMA
Doç. Dr. Çivitci, Kırıkkale Üniversitesi Keskin Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Fatma Bulat ile yaptıkları çalışmada, düşük bel pantolon kullanımının vücut şeklini bozduğunu belirlediklerini söyledi. Bel bölgesinde meydana gelen yağlanma ile düşük bel pantolon kullanma arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya çıkarmak için Kırıkkale'de 6 ay ve daha fazla süreyle çoğunlukla düşük bel pantolon giyen 16-24 yaşlarındaki 300 genç kızdan beden ölçülerini aldıklarını bildiren Çivitci, kızlardan toplam 2100 beden ölçüsünün istatistiksel sonuçlarını daha önceki antropometrik araştırma sonuçlarıyla karşılaştırdıklarını kaydetti.
Daha önce yapılan çalışmalar ile bulgularını karşılaştırdıkları zaman bütün boy, beden çevresi, kalça çevresi ölçülerinin benzerlik gösterdiği ancak bel çevresi ölçüsünde yıllara göre artış olduğu gördüklerini bildiren Çivitci, '16-24 yaş arasında bulunan genç kızların bel çevresi ölçülerinin diğer araştırmalardaki bel çevresi ölçülerinden daha geniş olduğunu belirledik. Bu genişliğin yıllara göre arttığını, bu artışın düşük bel modasından önceki araştırmalar ve araştırmamız arasındaki ölçümlerde daha belirgin olduğunu saptadık' dedi.
GİYSİLERİN YARATTIĞI BASKI
Pantolonlarda düşük bel modasının uzun zamandır geçerliliğini korumasının, bu tür pantolonları kullananların bel çevrelerinde farklılıklara yol açtığı ifade eden Çivitci, bu farklılıkların giysilerin yarattığı baskıyla yakından ilgili olduğunu vurguladı. Karın bölgesinin altında kalan pantolonların göbeği ve yan bölgelerdeki yağ gruplarını açıkta bıraktığı ve aşağıda oluşan basınç yan yağ dokularının gelişigüzel şekil almasına katkıda bulunduğuna dikkati çeken Çivitci, şunları söyledi:
'Genel anlamda aşırı yağlanmanın sebepleri düzensiz beslenme, fazla yeme, yaşlılık, az hareketli bir yaşam şeklinde sıralanmaktadır. Bizim üzerinde durduğumuz konu ise ince belli insanların tarihe karışmasının nedenleridir. Bel bölgesindeki yağlanma tek başına giyinme alışkanlıkları ile doğru orantılı olmasa da bel bölgesini kapatan giysinin oluşturduğu baskı bu bölgelerde korse etkisi yaratarak yağlanmanın gelişigüzel olmasını engellemektedir.'

Kadınların ellerinde erkeklerinkinden daha çok bakteri türü yaşıyor! Neden mi? İşte şaşırtıcı araştırma...
ABD’deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ile Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer’in kaleme aldıkları makaleye göre ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu tespit edildi. “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı bilimsel yayının internet sayısında (http://www.pnas.org) yayınlanan makaleyi değerlendiren Fierer, “Araştırmamızın sonucunda belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık” dedi.
Araştırmacılar, kadınların ellerindeki bakteri türünün daha zengin olmasının nedenini bilemediklerini, bunun erkeklerin derisinin daha “asitik” olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini belirttiler. Araştırmacılar bir başka nedenin, kadınlarla erkekler arasında ter ve yağ bezlerinin çalışma farklılıkları olabileceğini de ifade ettiler.
Knight’ın açıklamasına göre kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı erkeklere göre daha az.
Araştırmacılar çalışmaları sırasında 51 üniversite öğrencisinden örnekler aldı. Örnekler, DNA bakterilerini belirleyen yeni ve çok detaylı bir sistem kullanılarak incelendi. 102 elde toplam 4.742 bakteri türü belirlendi. Bu türlerden yalnızca 5’inin bütün ellerde bulunduğu anlaşıldı.
Her insanın elinde genellikle diğerlerinden farklı bakteriler yaşadığı gibi, bir insanın iki elinde yaşayan bakteriler de genellikle birbirinden farklı. Bir insanın iki elindeki bakteri türlerinin ortalama yüzde 17’si birbirinin aynı. Araştırmaya göre ortalama bir elde 150 bakteri türü yaşıyor.
Ancak bakterilerin türünü belirlemek yaklaşık olarak mümkün olmasına karşın, elde toplam kaç adet bakteri bulunduğunu saymak mümkün olmuyor. Araştırmacılar, aynı çalışmayı çeşitli ülkelerde tekrar ederek sonuçların karşılaştırılmasının önemli olacağını vurguluyorlar.
Araştırma sonuçlarına göre bakterilerle yaşamayı kanıksamak gerekiyor. Çünkü el yıkama, bunları ortadan kaldırmıyor.
Knight’a göre düzenli el yıkama önemli ancak el yıkama, bakteriyi ortadan kaldırmıyor. Knight, “Bakteri kolonileri, el yıkamanın hemen ardından hızla yeniden ürüyor. Veya el yıkama, deri yüzeyinde bulunan bakterilerin büyük bölümünü gideremiyor” dedi.
Sevgiliniz fazla konuşmayı sevmeyen ve sakin yapıda biriyse sürekli üzerine giderek "Bir derdin mi var? Niçin konuşmuyorsun" gibi sözlerle onu bunaltmayın. Böyle davrankmakla aslında iyilik yapılmadığını vurgulayan uzmanlar, erkeklerin kadınlar kadar çok konuşmayı sevmediğine dikkat çekiyor. Onu çok seviyor ve merak ediyor olabilirsiniz ama bu onu günde 10 kez aramanızı gerektirmez. Özellikle iş yerinden saat başı sevgilinizi arayıp onu kontrol etmeniz zamanla sıkıcı olabilir. Hesabı genelde erkekler öder ancak bırakın bunu içinden geldiği için yapsın. Eğer herzaman hesap ödeme görevini ona bırakıyorsanız, kendilerini kullanılmış gibi hissederler. Zaman zaman siz de hesap ödemeyi teklif edin. Erkekler göz yaşından etkilenir ve hiç bir erkek bir kadını ağlatmak istemez. Ne var ki herşeye aağlarsanız sizinle doğru dürüst konuşamayacak ve her istediğini söyleyemeyecek. Erkeklerin, içlerinden geldiği gibi davranmayı sevdiğine ve süprizlerle dolu bir hayat istediğine dikkat çeken uzmanlar şunları söylüyor: "Siz cumartesi akşamının programını 3 hafta önceden yaparsanız, çok sevdikleri süprizleri yaşayamazlar. Fazla üstlerine düşerseniz hareketlerinin kısıtlandığını düşünürler. Uzun zamandır biriyle birlikte olan bir erkek bile özgürlüğünden kolay kolay vazgeçemez. Planlama huyundan vazgeçemiyorsanız, en azından havayı yumuşatın. Ona öneri yapın, emir vermeyin. Böylece kendine de söz hakkın verdiğinizi düşünür ve rahatsız olmaz."
Kadınların farkında olmadan yaptıkları, doğru sanılan davranışlar zamanla erkeğin ondan uzaklaşmasına neden oluyor.
Açık renk olarak şeffaf pudra, koyu renk olarak pudra veya allık kullanılabilir. Düzeltme Teknikleri Küçük Burun : En ideal burun şeklidir. Fakat yüzde kaybolacak, dengeyi bozacak kadar küçük ise ve gözler iriyse burunu ön plana çıkarmak gerekir. Bunun için de burun kemiği ve kanatlarını tamamiyle açık renk fondoten ve pudra uygulamalısınız. Uzun Burun : Burnun uzun olan alt uç kısmına koyu renk fondoten ve pudra ile gölge yapılarak uzunluk geri plana alınır.
Makyaj yaparken kullanılan belli kurallar ve yöntemler vardır. Açık Renkler hatları ön plana çıkartır, koyu renkler geri plana atar.
Burun ile dudak arası uzun ise : Bu uzunluğu geri plana alabilmek için burun ile dudak arasını boyamalısınız.
Burun ile dudak arası dar ise : Çok dar olan bu bölgeyi ön plana çıkarmak için açık renklerle boyamalısınız. Burun
Düz ve Kısa Burun : Bu tip burunlarda burnun bitimine ve iki kaşın arasına açık renk fondoten ve pudra sürülür. Bu sayede burun biraz daha uzun görünür.
Burnunuzu uzun buluyorsanız; Kaş başlarınızın burna çok yakın olmamasına dikkat edin. Burun kökü ve ucuna gölgeleme yapın. Alnınızı ve çenenizi çıkık göstererek burnu daha önemsiz kısalıkta olduğunu vurgulayabilirsiniz.
Kemikli Burun : Burundaki kemiğin üzerine koyu renk fondoten ve pudra sürülür. Bu sayede koyu renkle kemikli kısım geri plana alınır.
Büyük Burun : Bu tip burunlarda, koyu renk fondoten ve pudra ile burun şekli yeniden belirlenir. Gözlerden başlayarak, burnun iki yanına inen gölgeler burun kanatlarına dağıtılır. Burun daha ince ve zarif gözükür.
İşte size bir kaç tüyo...
Burnu kısaltmak için uç kısmını gölgeleyin ama allık ile kırmızı fırça vuruşu burnu daha şiş gösterir unutmayın. Burnunuza yaptığınız gölge oyunlarını güneş ışığında kontrol etmeden dışarı çıkmayın, eliniz alışıncaya kadar leke yapabilirsiniz. Makyaj profesyonelliği zamanla olur.
'Evlenelim' dedikten bir saat sonra ayrılıyorsa ayağınızı yerden kesip sonra kötü davranıyorsa sizi sürekli eleştirip iğleneyici laflar ediyorsa her fırsatta eski sevgililerini anlatıyorsa duygusal tacize uğruyor olabilirsiniz! Aşkta 2K yani 'Kaçan Kovalanır' kuralı abartılı şekilde yaşanıyorsa, sonuç duygusal tacize varabilir! Psikolog Sinem Demir, duygusal taciz hallerini şöyle özetliyor: Bir an ayağınızı yerden kesen jestler yapıp sonrasında yokmuşsunuz gibi davranıyorsa, bir saat önce evlenme teklif edip sonra 'ayrılalım' diyorsa, her fırsatta eski ilişkilerini anlatıyorsa, sizi sürekli eleştirip iğneleyici laflar ediyorsa; duygusal tacize uğruyor olabilirsiniz! Psikolog Sinem Demir; 'duygusal taciz'i düşündürebilecek durumları şöyle açıklıyor: TUTARSIZ TEPKİLER o Sizin de ilgi duyduğunuz ve size ilgisi olduğunu gösteren bir kişi, bir süre sonra tam tersi tepkiler verebilir. Bu durumda normal olarak, onun ilgisinin köreldiğini düşünür ve geri çekilirsiniz. Duygusal taciz durumunda; karşınızdaki kişi, aşırı ilgi ile aşırı ilgisizlik arasında gidip gelir. Size ve ilişkiye dair verdiği mesajlar tutarsızdır; uzun süreli ilişki yaşamak/evlenmek istiyorum-istemiyorum, seni çok beğeniyorum-beğendiğim insan sana benzemiyor, evlilik olursa ancak seninle olur-evlensem bile bu seninle olmaz… ESKİ AŞKLARINI ANLATIR DURUR… o Duygusal taciz durumunda, (hayali veya gerçek) 'diğerleri' sıklıkla gündeme gelir: Sürekli olarak (size benzemeyen) beğendiği fiziksel özelliklerden söz etmesi, daha önceki ilişkilerine dair duygu/anılarını sıklıkla gündeme getirmesi (özellikle olumlu olanları), sizin daha önceki ilişkilerinizden sürekli olarak 'bir suçlama' sebebi olarak söz etmesi… AŞAĞILAYICI ŞAKALARLA EZMEYE ÇALIŞIR o Kimi ilişkilerde şaka yollu eleştiriler bir ilgi ifadesi olabilir; bu da bir iletişim şeklidir. Duygusal tacizde ise eleştiri ve şakaların 'aşağılama' ile ilişkili olduğu fark edilir. İğneleyici ve aşağılayıcı laflar söylemek, sözel olarak veya bakışlarla azarlamak, tamamen görmezden gelmek, sürekli eleştirmek... İLİŞKİ ONUN DUYGU DURUMUNA GÖRE ŞEKİLLENİR o Duygusal tacizin yaşandığı ilişkilerde; ilişkideki 'keyif ve haz' benzeri olumlu hisler, tamamen karşıdaki kişinin duygu-durumuna göre belirlenir. O keyifliyse; hemen hiç yapmadığı kadar güzel laflar sarf edebilir. Sizin keyifli veya keyifsiz olmanız ise; onun duygu-durumunda 'sıkıntı yaratıp yaratmama' anlamında önemli olur. Siz keyifsizseniz, onun da canını sıkmış olursunuz. Keyifli olmanız, eğer o da keyifli ise anlamlıdır. OLUMSUZLUKLARIN SUÇLUSU SİZSİNİZ! o Sizin ilişkideki konumunuz 'hiç memnun olamayan' iken, karşınızdaki 'sürekli sizin tarafınızdan bunaltılan' taraf olur. KÖRÜ KÖRÜNE BAĞLANILAN OTORİTE o Duygusal taciz, kolaylıkla fark edilmez! 'Heyecan' yüklü olumsuz duyguların arasında, 'kısa süren ve yoğun' olumlu duyguların yaşanması; bir tür 'koşullanma' yaratır ve ilişki 'körü körüne bağlılık' boyutunda devam eder. FARK ETMEK VE SONRASI… o İlişkinin temelinde duygusal taciz olduğunu fark etmek, genellikle 'şok edici' bir olayla gerçekleşir. Nispeten ciddi bir hastalık durumunda en ufak düzeyde alaka göstermemek bile 'şok edici' bir fark edişe sebep olabilir.
Doktorlar ve fizik tedavi uzmanları, verdikleri ufak tiyolarla kadınların dertlerine derman olabliyorlar. Mesela ince bacaklara sahip olma isteği gibi. Sizin de televizyonlarda ve gazetelerde gördüğünüz kadınlar gibi ince ve düzgün bacaklara sahip olmak için yapmanız gerekenler aşağıda…. • Yürüyüş yaparken topuklarınıza basmak yerine parmak uçlarınıza basmayı deneyin, topuklarınızı yere değdirmemeye çalışın. Bu, gövdenizin biraz öne eğilmesine ve tüm bacağınızın, özellikle de uyluk kemiğinin ön kısmının çalışmasını sağlar. Bu şekilde 5 dakika koşun. • Sağ ayağınızla ileri doğru büyük bir adım atın. Sağ dizinizin doğru bir açıyla bükülmesi gerekiyor. Daha sonra sol bacağınızla da büyük bir adım atın. Yine vücudunuz hamle eder pozisyonunda olsun. • Yine parmak uçlarınızla koşun; ama ileri doğru her adımınızda dizlerinizi mümkün olduğu kadar yukarı çekmeye çalışın. Topuklarınızı yere değdirmeyin. Böylece baldırlarınızı ciddi biçimde çalıştırmış olursunuz. 30 saniye çalışıp, 30 saniye dinlenerek beş kez bu hareketi tekrarlayın. • Parmak uçlarınızda koşmaya devam edin, ancak bu sefer her adımınızda topuklarınızı kalçanıza değdirmeye çalışın. Baldırlarınızın arka kısmını çalıştıracak bu hareketi 30 saniye süreyle beş kez tekrarlayın. 
Tembellikten korkmayın Kendinizi sevin Eğer fiziğiniz, yeteneğiniz, kapasiteniz konusunda bir kuşkunuz varsa seksten zevk almanız zorlaşır. Olmadık bir anda aklınız ‘anti-estetik’ bulduğunuz noktalara kayar, konsantreniz bozulur, güvensizliğiniz artar ve sonuçta işin büyüsü, tüm ‘sex appeal’ yok olur gider. Karşı konulmaz olmanın tek yolu özgüven, özbeğeni, bedene tümüyle hakim olmaktır. Biraz bencil olun Sadece karşı tarafı düşünmek, bazen zararlı verimsiz olabilir. Zevke giden yolun kapılarını belirledikten sonra bunları eşinize de söylemelisiniz. Ölçülü bir erotik bencillik, hedefe ulaşılmasının ne kadar önemli olduğunu gösterir ve bu nedenle tahrik edicidir. Hırsları unutun Bir amaca ulşamak isteyen herkes kararlılığın ne kadar önemli olduğunu bilir. Başarıya kilitlenmiş bir toplumda öncelikle önemli olan bir yere ulaşmaktır. Ancak indan orgazmı bir makine değildir, bu yüzden her seferinde aynı şekilde çalışmaz. Başaramadığınız için kendinizi ezik hissetmeniz, durumu kötüleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu durumda yapılacak en doğru iş, amacın ‘yol’ olduğunu unutmamaktır. Bedenler arası oyunda gerçek zevk kaynağı ‘yol’dur. Çin aşk sanatında doyuma ulaşmadan bir süre önce durmak her iki cinsin de aşk kapasitesini güçlendirmek için esas kabul edilir. Gülmek serbest Çoğu insan içten bir kahkahanın erotik büyüyü yok edeceği düşüncesiyle yatakta ‘ciddi’ olmayı tercih eder. Oysa uyumlu ve mutlu bir cinsel yaşamın sırlarından biri de yatakta da birlikte ve dilediğince gülebilmektir. Tehlikeli numaralara dikkat Mutfak tezgahı, asansör ya da işyerindeki çalışma masası çoğu kez, sinemada gördüğümüz kadar tahrik edici olmayabilir. Filmlerdeki o erotik sahnelere özenmeyin. Beyazperdede izlediklerinin etkisiyle birbirlerine zincirlenen, ancak sevişmenin en ateşli anında anahtarı kaybettikleri için polis çağırmak zorunda kalan çiftin durumuna düşmek istemezsiniz herhalde. Rahatsız yerler ve pratikte uygulaması zor pozisyonlar, rahatsızlığın ve zorluğun ötesinde artı bir zevk vermezler.
Yatakta tembellik, ruh ve bedenin enn iyi ilaçlarından biri olan özgürlükle eşanlamlıdır. Aşırı efor gerektiren zor fiziksel hareketler, Tarzanvari çığlıklar, işin altından kalkacak güçte olunmadığını kamufle edilmek için oynanan bir roldür sadece. Ya da ateşli bir film sahnesinin oyuncularına özentidir. Her şekilde, daha az zevk alınır.
Kadınların en büyük güzellik sırrıdır makyaj. Cildinizdeki kusurları kapatır, kendinizi iyi hissettirir. .Fakat bazen öyle hatalar yapılır ki makyaj sizi çirkinleştirir. Bir güzellik adımı daha atmadan makyaj yaparken yapılan hataları gözden geçirin.. Dudak kaleminin koyu renk olması - Koyu renk bir dudak kalemi ancak koyu renk bir rujla işe yarar. Başka türlü dudağınızın üstüne bir halka çizilmiş gibi durur. Bu hatayı düzeltmek için açık renk bir dudak kalemi ile dudak etrafındaki gölgeleri alın. Nemlendiriciden hemen sonra makyaja başlamak - Pudra, fondöten ya da kapatıcıdan hemen once nemlendirici sürdüyseniz makyajınız her yere bulaşır ve renkler birbirine girer. Bu hatanın tekrarlanmaması için nemlendiriciyi sürdükten sonra 10 dakika bekleyin. Çok açık renk kapatıcı kullanmak - Kapatıcının amacı yüzünüzde saklanması gereken lekeleri, göz altındaki morlukları yok etmektir. Eğer teninizden çok daha açık renk bir kapatıcı kullanırsanız saklamak istediğiniz bölge daha çok göz önüne çıkar. Bu hatayı düzeltmek için cildinize uyan bir kapatıcı alın; mesela cildinizin bir ton açığı olabilir. Allığın çok koyu renk olması - Elmacık kemiklerinizi belirginleştirmek için koyu renk allık kullanırsanız emin olun istediğinizden çok daha fazla dikkat çeker. Ve koyu renk allık yüzünüzü kirli gibi gösterir. Doğal bir görünüm için çok koyu olmayan bir allık kullanın. Çok parlak renkler kullanmak - Koyu pembe ya da turuncu özel bir gün için ideal seçim olabilir fakat günlük yaşantınızda bu renkler sizi hem çok abartılı hem de daha yaşlı gösterir. Bu hatayı düzeltmek için günlük hayatta daha doğal renkleri tercih edin; örneğin kahverengi, bej gibi. Bu tonlar her cilt tipine uyar.
Makyajda bazen öyle hatalar yapılır ki, sonuç sizi güzelleştirmek yerine çirkinleştirir...
Kadınların erkeklerde kokudan, erkeklerinde kadında kaşlardan etkilendiği ortaya çıktı.
Hürriyet'te yer alan habere göre; erkekler özellikle kalkık kaşları seks mesajı olarak algılarken; kadınlar ten kokusundan etkileniyor. New York'taki Brown üniversitesi'nden Prof. Rachel Herz'in 231 genç üzerinde yaptığı araştırmada kadınlar, temiz ve doğal kokulu erkeklerin arzu uyandırdığını söyledi.
Profesör Adam Brown'un yaptığı bir diğer araştırmada, erkeklerin düşük kaşlı kadınları çekici bulmadığını ortaya koydu. Flört sinyali "Kadınların hoşlandıkları bir erkekle buluştuğunda kaşlarını kaldırdığı" teorisinden yola çıkan Brown, denek erkeklere üç farklı kadının fotoğrafını vererek, hangisini çekici bulduklarını söylemelerini istedi. Erkek deneklerin tümü kaşları kalkık olan kadını en çekici kadın olarak değerlendirdi.

Çok uzun süredir mi berabersiniz? İlk tanıştığınız ve birbirinize aşık olduğunuz zamanlardaki gibi eğlenceli programlar yapıp aşkınızı canlandırmanız mümkün.
İlk aşık olduğunuzda, paylaştığınız her şey adrenalin salgılamanıza neden olur çünkü yaşadıklarınız sizin için yenidir. Ama bildiğiniz gibi o ilk dönemin heyecanları gün geçtikçe azalır ve ilişkiniz bir düzen içerisinde devam etmeye başlar. İşte o zaman aşk ateşinin yerini sıkıntılı günler alabilir. Ancak her zaman böyle olacak diye de bir kural yok. Devam eden bazı araştırmaların sonuçlarına göre çiftler, farklı şeyler deneyerek aşkın heyecanını canlı tutabiliyor. "Yeni şeyleri denemek beyindeki iki farklı kimyasalın salgılanmasını hızlandırabiliyor. Bunlar, ilk aşık olduğunuz zaman salgıladığınız dopamin ve noradrenalin" diye açıklıyor Stony Brook Üniversitesi'nden Psikolog Dr. Arthur Aron. Vereceğimiz fikirlerle birbirinize tekrar sırılsıklam aşık olacaksınız!
Kürek çekin
Deniz veya göle yakın bir yerde yaşıyorsanız, birkaç saatliğine bir kano kiralayıp, birlikte kürek çekebilirsiniz. Havalar çok fazla soğumadan önce aynı anda kürek çekmeye çalışarak kahkahalarla güleceğiniz bu aktiviteyi mutlaka deneyin.
Değişik insanlarla görüşün
Her zaman aynı arkadaşlarınızla görüşmek yerine, bir değişiklik yapın ve yeni tanıştığınız kişileri yemeğe veya kahvaltıya davet edin. Hayatlarıyla ilgili sorular sorarak ve kendi hayatınızın detaylarını anlatarak birbirinizi daha yakından tanımaya çalışın.
Yumruk atın
Koşuya çıkmak veya bisiklete binmek güzeldir ama boks yapmak veya başka bir dövüş sporuyla uğraşmak kadar enerji seviyesini yükselten ve sizi ter içinde bırakan başka bir aktivite olamaz. Spor salonunuzda bir seansa birlikte katılın. Korkmayın birbirinize vurmayacaksınız, sadece hocayla çalışacaksınız. Ayrıca, içinizdeki kızgınlıklardan bu şekilde kurtulmaya çalışmak tahrik edici olabilir.
İkinci el mallar satan bir mağazaya gidin
Kendinize maddi bir limit koyun ve mağazayı baştan aşağı gezerek birbirinize vintage tişörtler veya güzel şapkalar, havalı kıyafetler alın.
Haritayı elinize alın ve yaşadığınız yere yakın ama daha önce hiç görmediğiniz yerleri seçin. En ilginç ismi olan yeri belirleyin ve oraya gidin. Çıralı ya da Bördübet'te sizi nelerin beklediğini bilemeyeceğiniz için kendinizi hir macera yaşıyor gibi hissedeceksiniz!
YouTube'dan esinlenin
En eğlenceli ve komik video klipleri seçin birlikle, eğer bunlar size bir fikir veriyorsa, kendiniz de bir klip yapmayı deneyin.
Falcıya gidin
İnanmanıza hiç gerek yok ama birlikte avuç içlerinize, tarot kartlarınıza veya astroloji haritanıza baktırdığınız zaman, birbirinizin farklı yönlerini keşfedebilir ve gelecekle ilgili planlarınız hakkında konuşma fırsatı bulabilirsiniz. Falcının tuhaflıklarını ve gelecekle ilgili size söylediklerini konuşmak da eğlenceli olabilir.
Değişik lezzetler deneyin
Yaşadığınız şehirde bulabileceğiniz Hint, Rus veya Meksika gibi hiç denemediğiniz ülke mutfaklarının restoranlarına gidin. Çok sevebilir ya da nefret edebilirsiniz ama bu konuda konuşacak çok şeyiniz olacağı kesin!
Margarita uzmanı olun
En güzel margaritayı hazırlama konusunu hırs yapın ve birlikte her hafta en az bir kere farklı bir bara giderek margarita tadıp puan verin. En güzelini bulduğunuz zaman, arkadaşlarınızı da çağırın ve hep birlikte bir şeyler içmenin keyfini çıkarın.
Birlikte yeni bir şey öğrenin
Tenis oynamak veya İtalyanca öğrenmek gibi birlikte yapabileceğiz bir konuda ders almaya başlayın. Sıfırdan bir şey öğrenmeye başlamak eğlencelidir ve hatta devam ederseniz boş zamanlarınızı değerlendirmek için yeni bir yol bulmuş olursunuz.
Koca bebekler gibi yemek yiyin
En sevdiğiniz fast food restoranına gidin ve çocukken yemeyi sevdiğiniz şeyleri sipariş edin. Aldıklarınızı eve götürün ve bir yetişkin gibi yanında bir kadeh şarap eşliğinde yemeyi deneyin.
'A.R.O.G.' filminde Prenses Ceku'yu canlandıran Özge Özberk, evliliğini anlattı.
Evlilik nasıl gidiyor?
- Görüşebilsek, çok güzel gidecek. Ama ben çok yoğunum.
Eşiniz maden işletmeciliği yapıyor. Çok farklı iki meslek dalından olmanız, evliliğinizi nasıl etkiliyor?
- Aslına bakarsanız çok daha keyfli. Benim çok anlamadığım konular olan mali konulara Hayim çok hakim, bana alternatifli çözümler getirebiliyor. Tabii ki senaryo seçimi konusunda ona danışamıyorum, ama aynı meslekten olsak hiç görüşemeyeceğiz... En azından birilerinin evde olması gerekiyor! Sonuçta evimin erkeği evde, bunu biliyorum.
Nasıl tanışmıştınız siz?
- Bizim Hayim ile ortak noktamız müzik. Kulüpleri çok seviyoruz. Önemli bir DJ’in geldiği bir partide tanıştık. Başlarda arkadaştık ama ben çok aşık olmuştum.
İlk görüşte aşk mıydı?
- Evet, neredeyse!
Tez zamanda çocuk istiyorum
Eşiniz Musevi... Tuğçe Kazaz’ın eşinin Hristiyan olması ve yaşananlar çok ses getirmişti. Sizin ilişkinizde din farklılığı bir sorun yarattı mı?
- Hayır, hiç sorun olmadı. Asıl önemlisi dürüst ve iyi insan olmak bence... Benim ailem Hayim’i çok seviyor, belki benden çok onu arıyorlar. Ben de onun ailesini çok seviyorum.
Ne zaman çocuk sahibi olmayı düşünüyorsunuz?
- Anneliğin işle beraber çok fazla yürüyeceğine inanmıyorum ben. Ben bu dizi için çocuğu erteledim. Tabii dizinin İstanbul dışında çekilmesinin de etkisi var. Ama tez zamanda bir çocuk istiyorum.
Evlilik teklifi Central Park’ta geldi
Evlilik kararını almak sizin için zor oldu mu?
- Sürpriz oldu. Hiç aklımda olan bir şey değildi. Amerika’ya gitmiştik ve yorucu bir günün ardından ben "Eve gidelim" diye tutturdum ama Hayim "Central Park’ta dolaşalım" diye ısrar etti. "Ne işimiz var, çok yorgunum" dedim ama beni bir şekilde razı etti ve faytona bindik. Ben karanlıkta etrafımı görmeye çalışırken, kafamı Hayim’e bir çevirdim, elinde yüzükle duruyordu. Çok romantikti. Bir sene sonra evlendik, toplam dört senedir birlikteyiz!
Fazla para harcamadan, sadece temel birkaç parça kıyafetle bütün sezonu atlatabilirsin. İşte adım adım yapman gerekenler... Gardırobunu boşalt: Baharlık kıyafetlerin gözünün önünde olmadan neye ihtiyacın olup olmadığını kestiremezsin. Bunun için, gerekirse bütün gardırobunu boşaltıp, kıyafetlerinin hepsini elden geçir. Çöpe atılacakları, birisine verilecekleri ve tamir gerektirenleri tek tek gruplandır. İhtiyaçlarını belirle: Sezon ne olursa olsun, temel bazı kıyafetlerin gardırobunda bulunması şart. Siyah klasik kesim bir pantolon, kaliteli bir jean etek ve her yerde giyebileceğin mevsimlik bir elbise her zaman hayatını kurtarır. Tabii modaya fıransız kalmamak için bu kıyafetlerle kombine edebileceğin trendy birkaç parça kıyafete de ihtiyacın olacak. Trendi takip et: Dergilerden, vitrinlerden, ve TV’deki moda programlarından sezonun trendini öğrenerek, çok sevdiğin, ancak modası geçtiği için artık giyemediğin parçaları nasıl değerlendirebileceğini öğren. Mesela uzun jean eteğini, sadece bir makas yardımıyla verev keserek asimetrik bir eteğe sahip olabilirsin. Aynı şekilde modası geçen jean ceketlerine, çeşitli biyelerle yeni bir görünüm kazandırabilirsin. Ucuz yerleri keşfet: Yeni sezonda her şeyin çok pahalı olduğu bir gerçek. Eğer bütçeni zorlamadan modayı takip etmek istiyorsan, kıyıda köşede kalmış ama çok trendy parçalar satan mağazalardan yararlanabilirsin. Bunları kaliteli temel kıyafetlerinle kombinlediğinde çok havalı olacağından emin olabilirsin. Paraya kıyıp aldığın kaliteli jean pantolonunla, pazar işi tişörtün kimsenin dikkatini çekmeyecek. Aksesuara yüklen: Eğer kıyafetlerinin çok sıradan olduğunu düşünüyorsan, tezgahlarda satılan değişik aksesuarlarla görünümünü zenginleştirebilirsin. Kıyafetine uygun bilezik, kolye ve son günlerin trendi büyük plastik küpelerden edin. Böylece öyle olmasa bile çok tarz görünebilirsin.
Sen de alışverişe çıktığında, birbirinden alakasız şeyler alıp, sonra da neyle giyeceğini düşünenlerden misin? O halde önerilerimize kulak ver!
Erkek çocukları da evde ütü ve temizlik yapmaya çalışıyor; mikserle oynuyor.
Selçuk Üniversitesi Mesleki EĞitim Fakültesi Öğretim Görevlisi, İhsan Doğramacı Anaokulu'nun yöneticisi ve müdürü çocuk gelişim uzmanı Figen Güleş, yaptığı açıklamada, çocukların 1 yaşını geçtikten sonra anne ve babayı taklit etmeye başladığını bu yüzden ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Çocukların en fazla birlikte olduğu kişileri taklit edeceğini vurgulayan Güleş, sürekli evde kalındığı için genellikle birlikte zaman geçirdiği ev hanımı olan annesini örnek alacağını bildirdi.
Annesinin ev işinde yaptıklarını dikkatle izleyen çocuğun zamanla aynı şeylerle uğraşmaya başlayacağını dile getiren Güleş, şunları kaydetti:
''Kızlar kadar erkek çocukları da evde ütü ve temizlik yapmaya, mikser ve elektrikli süpürge gibi eşyalarla oynamaya başlar. Hatta bazı çocuklar annesi gibi bulaşık yıkamak bile isteyebiliyor. Bu durum özellikle erkek çocuk sahibi babaları tedirgin edebiliyor. 'Oğlum kız gibi yetişiyor' diyebiliyor. Birçok aile erkek çocuğu ütü ve temizlik yaptığı için endişeye kapılıyor. Endişeye gerek yok. Erkek çocuk uzun süre kız gibi bebekle oynuyorsa sorun var demektir.''
Kız ya da erkek çocukların ev işlerine ilgi duymasının ve yapmaya çalışmasının onların düzen duygusunun geliştiğini gösterdiğini ifade eden Güleş, bu durumdaki çocukların sorunlu geliştiğini düşünmenin yanlış olacağını bildirdi.
Çocuğun daha iyi gelişmesi için ona ilave ev işleri verilebileceğini vurgulayan Güleş, ''Örneğin anne çocuğuna 2 kap verip birbirine su aktarmasını söyleyebilir. İş yaparken küçük yardımlar isteyebilir. Bu, çocuğun kendisine olan güveninin de oturmasını ve gelişmesini sağlar. Yine 2 yaşından sonra çocuklara hikaye okunması, onların oyun hamuru ile oynaması daha iyi olacaktır'' diye konuştu.
Kadınların tek komutuyla satranç oynayacak, çiçekleri sulayacak ve cinsel birlikteliği gerçekleştirecek..
Alman sanatçı Franz Steiner’ın kadınlar için çizdiği gelecekte erkeklere yer yok. Sanatçının bilgisayar teknolojileri yardımıyla yarattığı fütüristik çalışmalarda 2045’in kadını yüzlerce erkek robota hükmederken kendi de biyonikleşiyor ve ayakkabı değiştirir gibi organ değiştirerek, kadınların yüzyıllar süren hayali, ebedi gençliğe kavuşuyor.
Hürriyet'in haberine göre Franz Steiner ve blutsbrueder-design ekibi, 2045’in fütüristik kadın portresini çizerken göz alıcı ama bir o kadarda eleştirel bir CGI (Computer Generated Imagery) çalışması yapmış. İlk aşamada gerçek mekanlarda kadın foto modellerle fotoğraflar çekilmiş. Daha sonra ise Photoshop ve modelleme programı 3ds max ile biyonik organlar ve robotlar eklenerek fotoğraflar son haline getirilmiş.
Bu çalışmada hayal edilen yıl 2045. Kadın, yıllardır mücadele ettiği ikinci sınıf insan muamelesinden kurtulmuş görünüyor. İş yaşamında egemenlik kadının elinde. Emri altında çalışan yüzlerce robota hükmediyor. Kullanılan teknolojik araçlar göz alıcı. Ses komutu ile çalışan "gözlük bilgisayar" tasarımı aralarında en etkileyici olanı.
Tabii ki kadının hayatı sadece iş yaşamındaki değişim ile kalmıyor. Kadın, bu manalı mesajlar veren projeyle hayalindeki genç ve güzel görünüme ve arzuladığı gibi bir partnere kavuşuyor. Geçen yıllar içinde robotların çoğaldığı bir dünyada elbetteki kadınlar da biyonikleşiyor. Biyonik kadın, vücudunun beğenmediği ya da modası geçen parçasını değiştirebiliyor.
Örneğin ayağından memnun değilse ayak, burnundan memnun değilse burun satın alıp takıyor. Projedeki en can alıcı mesaj ise kadının yaşamından kendisini asla memnun etmediğine inandığı erkeğin kaybolması. Geleceğin kadını maalesef bir robotla yaşamayı tercih ediyor. Tek düğmeyle emir verdiği robot. Onunla satranç oynamaktan, çiçekleri sulamaya ve cinsel beraberliğe her komutu, bir robottan beklenebileceği gibi itirazsız yapıyor.
Kendini değersiz hisseden eş evliliği sürdüremiyor. Uzmanlardan mutlu bir beraberliğin kapılarını aralayan evlilik tüyoları...
Evlilik terapilerine gelen kadınların önemli şikayetlerinden birisi, ´benim evimdeki eşyalardan hiç farkım yok, evimde değerli değilim´ şeklindedir. Kendini böyle kıymetsiz hisseden bir insan evliliği yürütemez. Bu bakımdan, değerli olma duygusu, evlilikteki temel ihtiyaçlardan biridir.
Evliliği kimler başarabilir?
Evliliğin en büyük düşmanı sabit fikirli olmaktır. Evlilik insanların esnek olmasını gerektirir. Bunu başaramayan kimse, hangi kişilikte olursa olsun, karşıdakini kendi doğrularına çekmeye çalışacak, muhatabı hep veren taraf olacağından, bir süre sonra kendini değersiz ve kötü hissetmeye başlayacaktır.
Kişilikler ne kadar zıt olursa olsun, insanlar iyi ilişkiler kurmayı başarabilirler. Evliliklerin problemi, kişilik uyumsuzluğundan çok, iletişim kurmayı becerememekten kaynaklanır. Bunu başarabilenler sevgi, iyi niyet ve esnek olunması şartıyla, herkesle beraber olabilirler. Bir insanda bu üç özellik bulunuyorsa, bozulan ilişkilerin düzelmesi için uygulanabilir bir yol mutlaka vardır.
´Kendimi evde eşya gibi hissediyorum´ duygusu
Evlilik ve insan ilişkilerinin temeli sevgi, saygı ve güvene bağıdır. Bu bağlar aynı zamanda evliliğin temel ihtiyaçlarıdır. Bir erkeğin evde güven ortamı oluşturması, eve ekmek getirmesinden daha önemlidir. Evde sıcak bir atmosferin oluşması, iki tarafın da kendini değerli hissetmesine yol açar. Evlilik terapilerine gelen kadınların önemli şikayetlerinden birisi, ´benim evimdeki eşyalardan hiç farkım yok, evimde değerli değilim´ şeklindedir. Kendini böyle kıymetsiz hisseden bir insan evliliği yürütemez. Bu bakımdan, değerli olma duygusu, evlilikteki temel ihtiyaçlardan biridir.
Eşinize yalnız değilim duygusunu verin
Evlilikte, yakınlık ve dayanışma duygusu da ön plandadır. ´Sıkıntıya düştüğüm, hasta olduğum ya da güçsüzleştiğim zaman bana yardım edilebilir, sahip çıkılabilir, yalnız değilim´ düşüncesi kadına kendini güvende hissettirir. Bunun yanı sıra sorumluluk duygusu evlilikteki sorunların çözülmesine yardımcı olur. Eşlerde bireysel tepki yerine, ortak tepki gelişmeli, ´eşimle beraber ne yapabiliriz?´ düşüncesi yerleşmelidir. Çiftler değerli olma, kendini güvende hissetme, paylaşma ve sorumluluk duygusu gibi, evlilikteki temel ihtiyaçların farkına varmalıdır.
Eşler arasında yaş farkı sorun olur mu?
Eşler arasındaki yaş farkının fazlalığı, başlangıç için sorun olmayabilir, ama yaş ilerledikçe bir tarafın fedakarlık yapması gereken durumların ortaya çıkacağı da gözden kaçırılmamalıdır. Eğer taraflar uzun vadede bu fedakarlığa, yani yaş farkının muhtemel sonuçlarını göğüslemeye hazırsa, evlilik açısından hiçbir sakınca yoktur. Kişiler, eşlerinin ileri yaşlarda fiziksel gücünü kaybedeceğini düşünerek bunu kabul ediyorlarsa, evlilik gerçekleşebilir.
Bir adet yumurtanın beyazını bembeyaz köpük olana kadar iyice çırpın. Göz ve dudak çevreniz dahil tüm cildinize elle veya bir parça pamuk yardımı ile sürün. Kuruyana kadar yaklaşık 10-15 dakika bekleyin ve cildinizi yumuşak bir şekilde durulayın. Oldukça zahmetsiz olan bu maskeyi düzenli olarak haftada iki defa uyguladığınızda pahalı sıkılaştırıcı kremlere boşa para harcadığınızı anlayacaksınız.
Cilde Ani Gerginlik Veren Maske
Evet 1 saat sonra önemli bir randevunuz var ve siz cildinizin ışıl ışıl, gergin görünmesini istiyorsunuz. İşte çaresi: 1 çay kaşığı yaş maya ve 1 çay kaşğı süt hepsi bu. İyice karıştırıp göz ve dudak çevreniz hariç yüzünüze sürün. Yarım saat sonra cildinizi bol ılık su ile durulayın. Bu sıkılaştırıcı maskeyi 20 li yaşlarınızdayken ayda bir defa, 30 lu yaşlarınızdayken ayda iki defa ve 40 lı yaşlarınızdayken haftada bir defa uygularsanız mayanın içeriğindeki yüksek protein sayesinde dokularınızın yenilenmesini ve ilerleyen yaşınıza rağmen cildinizin daha pürüzsüz bir görünüm almasını sağlamış olursunuz.
Balık Yağı ile Cildinizi Gençleştirin
Cildinizin sağlıklı ve genç bir görünüm kazanmasını istiyorsanız balık yağından vazgeçmeyi. Eczanelerden kolayca bulabileceğiniz balık yağı kapsüllerini kırarak içindeki yağı tüm cildinize yedirin. Bunu haftada bir defa uygulayın ve farkı fark edin.
Göz Altı Morlukları ve Kırışıklıklar İçin Hemoroid Kremi
Hemoroid kremi içeriğinde bira mayası bulunduğundan, Kozmetik tezgahlarındaki pahalı sıkılaştırıcı kremlerle aynı işi görüyor. Hem göz altındaki morlukları ve şişliklari alıyor hem de dokuların büzüşmesini sağlayarak cildin gerginleşmesine yardımcı oluyor.
Kıskançlık her ne kadar aşkın ifadesi olarak görülüp 'seven insan kıskanır' denilsede görülse de aslında kıskançlık, kontrol ve sahiplenme duygusu ile kaybetme korkusundan kaynaklanır. Aşağılık kompleksi olan insanlar daha kıskanç bir davranış sergiliyor, hatta şiddet bile uyguluyor... Yakın ilişkilerde, evlenme ya da sevgili bulma isteği ile ilişkileri sürdürmenin en önemli sebeplerinden biri, kişiye ait olma duygusunu yaşatması ve özgüvenini yükseltmesidir. Ayrıca olumlu benlik anlayışı da eşler tarafından desteklenir. Sonuç olarak eşlerimizin bizim yerimize başka birini koyduğunu gördüğümüzde ait olma duygusunu ve olumlu benlik anlayışımızı kaybetme tehlikesi yaşarız. Bu da kıskançlığın ortaya çıkmasına sebep olur. Kıskançlık gıpta ettiğimiz bir takım kişisel özelliklerle daha fazla ateşlenir, çünkü bizden daha etkili ve hayranlık duyduğumuz özelliklere sahip olan kişileri daha çok kıskanırız. Genel olarak kadınlar çekiciliğe ve popüler olmaya gıpta ile yaklaşırken, erkekler güç sebep olur ve zenginliğe gıpta ederler. Bazı insanlar diğerlerine göre daha fazla kıskançlık yaşarlar. Mesela aşağılık kompleksine eğilimli kişiler genelde kendilerini güvensiz ve yetersiz hisseder, bu yüzden de ilişkilerinde eşlerini devamlı kıskanırlar. Aynı zamanda kişinin gerçek ben (sahip olduğuna inandığı özellikler) ile olmak istediği ben (sahip olmak istediği özellikler) arasında büyük farklılıklar varsa yine bu kişi de kıskanmaya eğilimlidir. Zenginliğe, üne, popülerliğe ve fiziksel çekiciliğe önem veren kişiler de ilişkilerinde kıskanmaya yatkındır. Kıskançlık evlilikte dayak nedeni
Aşağılık kompleksi daha fazla kıskanç yapıyor
Kozmetik harikası güzel kadın imajları, doğalları bunalıma sokuyor. Bu durum bakımsız kadınları mutsuzluğa itiyor.... 
Hiç kuşkusuz güzel ve bakımlı kadınlar, erkekler ve hatta kadınlar da dahil herkesin dikkatini çekiyor. Ancak, bakımlı kadınlar her ne kadar etrafta çiçek etkisi yaratsa da doğal kadınları derinden vuruyor. Bunu biz değil, uzmanlar söylüyor. İngiltere'de, 2 bin kişinin katıldığı bir araştırma sonrasında, süslü-püslü gezmeyen, günlük hayatta oldukça rahat olan kadınlar, bakımlıları gördüklerinde mutsuz olduklarını söyledi. Araştırmaya katılan 10 kadından sekizi, dünyanın kendilerini algılayışının bozulduğunu söylerken, kadınların yarısı "Güzel olsaydım kariyer basamaklarını daha kolay tırmanırdım" diyor.
KARİYER ENDİŞESİ...
Araştırmaya göre görünüşleri yerine akıllarıyla kabul edilebilmek için yıllardır verdikleri mücadeleye karşın, kozmetik harikası ünlüler yüzünden kadınlar yine eski günlere dönme endişesi içinde. Yine araştırmaya katılan ve yarısı evli kadınlara göre kariyer sahibi erkekler başarılı kadınlarla olmak istemiyor çünkü rekabeti sevmiyorlar. Erkek için güzellik daha önemli. 10 kadından yedisi ise, vücut ölçüleri yüzünden istedikleri hayatı süremediklerinden şikayetçi.
YAŞLILIK KORKUTUYOR
Katılımcıların yüzde 46'sı vücutları daha güzel olsaydı işlerini, yüzde 12'si ise eşlerini değiştirebileceklerini düşünüyor. Kadınlar ayrıca yaşlanmaktan da korkuyor. Katılımcıların yüzde 58'i kendilerinden genç, yüzde 42'si kendilerinden güzel gözüken kadınları, yüzde 36'sı da kendilerinden genç olan bütün kadınları kıskanıyor. Uzmanlar araştırmayı şöyle yorumluyor: "Kadınlar kozmetiklerle güzelleştirilmiş vücutlarla karşılaşıyor ve güzel görünenlerin daha iyi yere geldiklerini görüyor."
Evlerde alışverişin yüzde 70'ini kadınlar yapıyor, alışverişe çıkma kararını da yine yüzde 83 kadın alıyor. Bir kadın müşteriyi memnun etmek, 6 müşteriye bedel.... 
Kadın duygusaldır markaya bağlanmak ister. Hizmetten memnun kalmışsa minnetini alışveriş yaparak sunar. Memnun kalmazsa terk eder ve muhakkak olumsuz konuşur. Bunlar, "Kadınlar ne ister" sorusuna yanıt arayan "Derin Demografi Seminerleri" nin ilkinde ortaya konulan sonuçlardan birkaçı...
ARAŞTIRMALARIN SONUCU
AK'S Uluslararası Perakende ve Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Nur Akgerman da seminerde şu tespitlerde bulundu: "Kadına biçilen rolde şöyle birtakım yargılar var: Erkek kazanır, kadın harcar. Kadının vakti boldur. Kadın güzelini bilir, iyisini bulur. Kadın araştırıcıdır, fedakardır uğraşır. Dünyadaki en güçlü tüketici grubu kadınlardır..." Akgerman, sunumunu global araştırma sonuçlarıyla da destekliyor. Buna göre, alışverişin yüzde 70'i kadınlar tarafından yapılırken, alışveriş kararını da yüzde 83'le yine kadınlar alıyor.
REKLAMLAR ETKİLİYOR
Peki kadınlar alışveriş yaparken nelere dikkat eder? Art Group'tan Hakan Senbir'e göre, kadınlar pazarlama açısından kesinlikle farklı bir konuma oturtulmalı. En büyük farkları ise alışverişçi bir kimliğe sahip olmaları, erkeklerden daha uzun süre yaşamaları... Hakan Senbir'in kadın müşteriler için yaptığı tespitleri ana başlıklar halinde şöyle sıralamak mümkün:
* Kadınlar aldıkları ürün ve hizmetin ardındaki kalite vaadinin tutarlı olmasını istiyorlar.
* Kaliteyi ilk seferde yakalamak için alışverişe daha fazla zaman ayırıyorlar. Reklamda verilen mesaja daha fazla dikkat ediyorlar.
n Reklamın, kadının içinde bulunan alışverişçi ruhu tetiklemesi gerekiyor.
* Markanın kadınların kalbine duygu aktarımı, marka inşa sürecinde olduğu kadar, satın alma sürecinde de etkili oluyor.
* Kadınlar karanlığı ve karanlık şeyleri sevmez. Bu nedenle reklamlar, kadınlara moral verecek ve onların hayal dünyasını tetikleyecek ışığı, hem estetik değerler hem de olumluluk ve yaşam göstergesi olarak yakalayabilmelidir.
* Kadınlar bir ürünün hayatlarına neler katacağını bilmek ister.
* Kadınlar için alışverişte duygusal değerlerin dışında rasyonel manada mutlaka bir satın alma nedeni vardır.
6 FARKLI PROFİL VAR
Nur Akgerman'a göre de kadınlar erkeklerden daha çok marka bağımlısı. Kadınlar servis kalitesinden memnun oldukları yerlerden alışveriş yaparak teşekkürlerini sunuyorlar. Akkerman, "1 kadın eşittir 6 müşteri" diyor. Anne, ev kadını, eş/sevgili, arkadaş, kadın ve iş kadını; hepsi alışverişte farklı davranışlar sergiliyor. Akgerman, kadınların sosyo ekonomik statüsüne göre alışveriş
alışveriş davranışlarını ise şöyle sıralıyor:
* Çalışan ve vakti az olan bir kadın, alışverişte erkeksi davranışlar sergiliyor. Metroseksüel erkeklerse kadınsı...
* Kadınların yüzde 42'si, alışverişle kendilerini ödünendirdiğini ve çok daha iyi hissettiklerini söylüyor.
* 35 yaş üstü kadınlar kolaylık ve hız peşinde. 60 yaş üstü kadınlar ise genenikle sosyal nedenlerden ötürü alışveriş yapıyor.
* Kadınlara göre, alışveriş hala bir macera. Kadınların yüzde 60'ı en iyi fiyatı yakalamanın ve yeni çıkmış bir ürünü keşfetmenin onlara keyif verdiğini söylüyor.
* Kadınlar, eskiye göre moda ve trendlerle çok daha az ilgilendiklerini söylüyor. Ama yine de yüzde 55'lik bir bölüm, hala demode görünmek istemiyor.
Kadın duygusal yaklaşıyor ve ilgi bekliyor. Erkekler ise daha dürtüsel aşk yapıyor.
Kadınlar beyniyle sevişiyor
Birbirlerini anlayamayan kadın ve erkek, sosyal yaşamda olduğu gibi, cinsel yaşamda da mutsuz oluyor. Uzmanlara göre, cinsel mutluluk, çiftlerin hem kendilerinin, hem de partnerlerinin istek ve beklentilerini çok iyi bilmeleriyle mümkün olabiliyor. Peki ama, kadınlar ve erkekler cinsellikten ne bekliyor, ne istiyorlar? Prof. Dr. Sedat Özkan, kadın ve erkeğin cinselliğe bakış açısının farklı olduğunu, bu nedenle de pek çok çiftin sorunlar yaşadığını söylüyor.
'İlişkiye zarafet katın'
Özkan, bu farkları şöyle açıklıyor: "Kadınlar beyniyle, erkekler beliyle seks yapar. Erkek, cinselliğe dürtüsel, kadın ise duygusal yaklaşıyor. Kadının beyni ne kadar rahatsa, cinsellikten aldığı zevk de o kadar kolay olur. Aksi halde, cinsellik görev gibi oluyor. Erkek eve geliyor, karısıyla iki çift laf etmeden, konuşmadan cinselliği yaşamak istiyor. Böyle olmaz. İlişkiye zarafet katmak gereklidir. Bütün beyinsel zenginliğimizi ilişkiye yansıtacağız ve paylaşacağız. Erkeğin beyni kısırsa, dürtüsü kuvvetli de olsa, ilişkiye mutluluk getiremez.
'Her şey seks değil'
Erkek, kadından farklı olarak cinselliği duygudan önce düşünüyor ama, bu erkeklerin duygusuz olduğu anlamına gelmiyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, erkekler için de duygular seks için önemli. Hatta bazı erkekler, aşık olmadğı bir kadınla birlikte olamıyor. Erkekler de unutulmaz birlikteliklerden hoşlanıyorlar. Özellikle de ciddi ilişkilerde öpüşmeye, sarılmalara önem veriyorlar. Erkekler, her ne kadar duyarsız görünürlerse görünsünler, ilişkinin her yönü üzerine kafa yoruyorlar, şefkat ve yakınlık arıyorlar. Erkeklerin hep incecik vücutlu seksi kadınlardan hoşlandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Dergilerde gördüğümüz o muhteşem güzeller, onların sandığınız kadar ilgisini çekmiyor. Erkekler, sıradan kadınları daha çekici ve seksi buluyor.
'Görev olmamalı'
Kadınlar için duygular çok önemli olduğundan, cinselliğin görev gibi yapılmasından yana değiller. Bu yüzden de ilişkinin başında olduğu gibi cinsellik için de özel anlar yaratılmasını bekliyor, romantizm istiyorlar. Eşlerinden sevgi sözcükleri duymayı arzuluyor ve şefkat bekliyorlar. Kadınların partnerlerine mesajı: "Cinselliği heyecanlı hale getirecek çözümler bul!"
Diane Irons'ın 'Dünyanın en gizli güzellik sırları' adlı kitabından kadınların en sık sordukları sorular ve yanıtlarını derledik.
İşte kadınların güzelik konusunda merak ettiği ve sıkça sordukları sorular ile yanıtları..
Gözlerinize kalemi nasıl düz çekebilirsiniz?Aynaya iyice yaklaşın, göz kapağınızı içinde dışa doğru hafifçe çekerek gergin bir zemin oluşturun. Göz kaleminizi kirpiklerinizin dibinden düz şekilde sürün.
Büyük gözeneklerinizi nasıl kapatırsınız?
Yüzünüzü temizledikten sonra gözenekleri sıkılaştırmak için tonik uygulayın. Yağsız bir fondöten tercih edin. Büyük pudra fırçası ile pudranızı sürün.
Bacakların tıraştan sonra kızarmaması için ne yapmalısınız?
Tıraş etmeden önce bir kese ya da kalın bir bezle bacaklarınızı keselemeyi deneyin.
Parfümünüz uzun süre nasıl kalıcı olur?
Parfümünüzün duş jeliyle yıkanın. Saçlarınızı aynı kokuyu veren şampaunla yıkayın. Aynı parfümün vücut losyonunu kullanın. Son olarak parfümünüzü boynunuza, bileklerinize sürün.
Nemlendirici seçerken nasıl karar verebilirsiniz?
Nemlendiricilerin etiketlerini okuyun. İçindeki malzemelerini anlamaya çalışın. Diğer farklı markaların ürünleriyle karşılaştırın. Cildinize uygun olanına göre karar verin.
Saçı kısa kestirmek saçınızın uzamasını sağlar mı?
Saçlarınızı kısa kestirmek saçlarınızın çabuk uzamasını sağlamaz ancak düzenli kestirmek saçlarınızın uçlarının daha güçlü ve kalın olmasını sağlar.
Aynı parfüm neden herkeste farklı kokuyor?
İnsanların vücut kimyaları farklıdır. Bazıları parfüme tepki verebilir. Parfüm almadan önce mutlaka test edilmeli ve 20 dakika sonra satın alıp almamaya karar verilmeli.
Ten rengi çorap alırken neye dikkat etmeli?
Ten rengi çorap seçiminin sırrı, çorabın renginin kolunuzun rengi ile uygun olmasıdır. Birçok kadın bacaklarına bakarak ten rengi çorap aldığı için bacak vücudun diğer taraflarından daha açık görünür.
Büyük beden kadınlar nasıl pantolon seçmeli?
Elastik beli olan pantolonlardan almayın. Düz kemerli ve dökümlü kumaştan hazırlanan pantolonları tercih edin.
Dudaklarınızın kurumasını nasıl önlersiniz?
Bol su için ve biraz bal sürün. Bal sadece cildinizinemlendirmez, aynı zamanda cildi korur.
Kaşlarınızı nasıl güzel alırsınız?
Bir kalemi burnunuzun yanından dik açıyla kaşınıza doğru tutun. Kalemin kaşa değidiği nokta kaşınızın başlama noktasıdır. Bu bölgenin dışındaki kılları cımbızla alın.
Her 6 kadından birinde vajinal bölgede aniden başlayan ağrı, yanma, batma ve kaşıntı ile kendini gösteren nedeni kesin olarak belirlenemeyen ''Vulvadini'' hastalığı görüldüğü belirtildi.
Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ali Baloğlu, antidepresanlar ve ağrı kesici kremlerin kullanılabileceğini kaydetti.
Doç. Dr. Ali Baloğlu, tıpta 'Vulvadini' diye bilinen hastalığın vajina ve çevresinde görülen, zamanla kronikleşen bir hastalık olarak tanımlandığını vurgulayarak, "Dünya genelinde hastalığın görülme sıklığı yüzde 16-18'dir. Her 6 kadından biri, yaşamının bir döneminde, vajinal bölgede ağrı, yanma, batma ve kaşıntı şikayetleriyle hekime başvurmaktadır. Birçok kadın ise bu durumu saklamakta ve hekime başvurmamaktadır" dedi.
TAMAMEN YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
Vulvadini hastalığında şikayetlerin yeri ve derecesinin gün içerisinde dalgalanmalar gösterdiğini ifade eden Baloğlu, ağrıların kalıcı, dönemsel, yaygın ya da bölgesel olabileceğini söyledi. Baloğlu, Vulvadini'ye etki eden birçok faktörün olduğunu ancak kanıtlanmış bir neden bulunamadığını belirterek, vajinal bölgedeki sinirlerde zedelenme, mantar enfeksiyonlarına karşı aşırı hassasiyet, ped ve tuvalet kağıdı gibi çevresel faktörlere karşı alerji, idrar ve bölgedeki kasların yapısının en önemli etkenler olduğunu kaydetti. Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavinin bulunmadığını ancak dönemsel olarak şikayetlerin giderilmesini sağlayan tedavilerin yapılabildiğini ifade eden Baloğlu, tedavide özellikle sakinleştirici özelliği olan antidepresanların kullanıldığını söyledi.
Baloğlu, antidepresanların hastalığa bağlı gelişen psikolojik bozuklukları önlediğini, sinir ve kas sisteminde rahatlama sağladığı için ağrılı bölgede gevşemeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Antidepresanlar, bu ve benzeri nedenlerden dolayı diğer krem ya da ağrı kesicilerden daha etkilidir. Bununla birlikte çeşitli ağrı kesici kremler, mantar ve enfeksiyon tedavisinde kullanılan antibiyotikler, adalelerin rahatlaması için fizik tedavi uygulamaları ve psikolojik davranışsal terapi yöntemleri uygulanmalıdır. Tedaviler, tek tek değil bir arada uygulanmalıdır. Bu yöntemlerle hastalığın tedavisindeki başarı oranı yüzde 60'ı geçmemektedir."
CERRAHİ TEDAVİ MÜMKÜN
Baloğlu, bu yöntemlerden sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi yöntemin de bir seçenek olduğunu ifade ederek, "Ağrılı bölge ameliyatla çıkartılıyor ancak bu yöntemde de hastaların yüzde 10'unda bir süre sonra hastalık tekrarlıyor" diye konuştu.
Cerrahi müdahale sonrasında fiziksel bir deformasyonun da söz konusu olduğunu dile getiren Baloğlu, operasyon sonrasında hastaya psikolojik destek verilmesi gerektiğini söyledi. Baloğlu, hastalığın kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine, sosyal yaşamdan, iş hayatından koparabildiğine ve cinsel yaşamdan uzaklaştırabildiğine dikkati çekerek, bu ve benzeri kısıtlamaların kadında güven kaybına yol açabildiğini kaydetti. Vulvadini hastalığına bağlı olarak cinsel yaşamında sorun yaşayan, bu nedenle eşinden uzaklaşan birçok kadının aile düzeninin bozulduğunu belirten Baloğlu, aktif yaşamdan kopan kadının bir süre sonra içine kapanmaya başlayabileceğini, öz güvenini yitirebileceğini söyledi.
ÖNERİLER
Vulvadini hastalığından korunmak için genital bölgenin çok sık yıkanmaması, temizlikte sabun kullanılmaması, bölgenin yıkandıktan sonra iyice kurulanması gerektiğini anlatan Baloğlu, şu önerilerde bulundu:
"- Parfümlü tuvalet malzemeleri kullanmayın,
- Genital bölgeye asla sprey ya da parfüm sıkmayın,
- Çamaşırlarınızı yıkarken daha önceden bilmediğiniz deterjanları kullanmayın,
- Yüzde 100 pamuklu iç çamaşırı tercih edin,
- Tayt giymekten kaçının,
- Sürtünmeye neden olacak bisiklete binme gibi aktivitelerden mümkün olduğunca uzak durun,
- Gece yatarken mümkünse iç çamaşırı ve pijama altı giymeyin."












