Related Posts with Thumbnails

YASAL UYARI

KADINCA DÜNYA sitesinde kişileri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, sağlık hizmeti vermemektedir. Sitede yayınlanan makaleler internette ki değişik sağlık bilgi kaynaklarından edinilmiş karma bilgilerdir. makaleler tedavi amaçlı değil sadece bilgi amaçlıdır. Bu bilgiler baz alınıp herhangi bir tedavi uygulanamaz. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Sağlıklı yaşamlar dileriz.

HAKKIMIZDA

Fotoğrafım
Derleme Haber Ajansı
Beylikdüzü, Istanbul, Turkey
iletisim@tv24shop.com
Profilimin tamamını görüntüle

İLGİNÇ SİTELER

İLGİNÇ SİTELER
Sağlık ve Yaşam hakkında

Erkeklere özel site

Magazinde son 24 saat

TV Reklamında gördükleriniz

Sivilcelerden nasıl kurtulalım?

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Yağlı yiyecekler sivilce yapar mı, ya da yüzünüzü iyi yıkarsanız bir sorun çıkmaz mı? Cevaplar haberimizde...

Sivilceler ileri yaş grubunda daha az görülür. Ancak sivilcelerden büyüyerek kurtulunmaz. Bazı kimselerde sivilcelerin neden olduğu kalıcı yaralar vardır. Tedavi edilebilecek bir hastalığı tedavisiz bırakmamak ve kalıcı yara riskinden mümkün olduğu kadar erken kurtulmak gerekir.

"Bazı besinler bende sivilce yapıyor": Yanlış


• Besinler ve akne üzerine yıllarca süren çalışmalar sonunda herhangi bir besinin akneye sebep olduğu görülmedi. Ne çikolata akne yapar, ne yağlı yemekler ne de süt. Eğer öyle olmuş olsaydı o besinlerden yemeyerek insanlar sivilcelerinden kolayca kurtulurlardı. Oysa gerçek öyle değil.

• Beslenme şeklinizi değiştirerek sivilcelerden kurtulamazsınız, kurtulan da görülmedi. Sivilcelerden ancak sivilce tedavisiyle kurtulabilirsiniz.


"Yüzümü iyi yıkarsam geçer": Yanlış 

• Temizlik eksikliği sivilceye neden olmaz. Eğer öyle olsaydı yüzünü hergün düzenli yıkayan kimselerde sivilcelerin geçmesi, fazla yıkamayan kimselerde de çıkıyor olması gerekirdi.

• Yüz yıkanarak ancak yüz temizlenir fakat sivilceler geçmez. Hatta aşırı yüz yıkamak yüz derisini kurutup hasar bile verebilir ve bu hasar mevcut sivilceleri artırabilir.


"Stres sivilce yapar": Yanlış 

• Stres sivilcelere yol açmaz. O yüzden stresten kurtularak sivilcelerin geçmesini beklemek boşuna. Dahası stresli insanların kullandığı bir takım ilaçlar yan etki olarak sivilce yapar. 

• Stres, cilt yüzeyine daha fazla sebum salgılanmasına neden olarak belki dolaylı olarak mevcut sivilceleri arttırabilir ancak hiç yoktan sivilce varetmez. Stressiz olduğu bilinen kimselerde de sivilce çıkabilir. Sivilcenin tedavisi başka türlü, stresin tedavisi başka türlüdür.

"Güneşışığı sivilcelere iyi gelir": Hayır

• Sadece yüzünüz biraz daha bronzlaşacağı için sivilceler daha az dikkat çeker. Güneş ışığı birkaç sivilceyi kurutsa bile yenilerinin gelmesini engelleyemez, epidermise(cilt üstü tabakası) zarar verebilir ve ilerleyen safhalarda sivilceler artabilir.

• Güneş ışığına maruz kalmak ciltte erken yaşlanma ve yanıklara neden olabilir. Güneşe çıkmadan önce koruyuculuk katsayısı en az 15 olan koruyucu losyonlar kullanmanızı tavsiye ederiz. Sivilceleriniz içinse sivilce tedavisi görmekte fayda var.


"Sivilcelerimi zaman zaman patlatıyorum": Sakın! 

• Sivilcelerinizi patlatmakla mikroplara davetiye çıkarırsınız ve eğer enfeksiyon kaparsanız yüzünüzde ömür boyu geçmeyecek kalıcı yaralar meydana gelebilir.

• Siyah noktaları(komedonları) da sıkmamak gerekir.

"Sivilceler yaş ilerledikçe geçer": Tam böyle değil! 

• Sivilceler ileri yaş grubunda daha az görülür. Ancak sivilcelerden büyüyerek kurtulunmaz. Bazı kimselerde sivilcelerin neden olduğu kalıcı yaralar vardır. Tedavi edilebilecek bir hastalığı tedavisiz bırakmamak ve kalıcı yara riskinden mümkün olduğu kadar erken kurtulmak gerekir.

• 20-44 yaş arası insanların yüzde yetmiş beşinde akne görülmezken geriye kalan yüzde 25'inde akne mevcuttur. Bazı hanımların adet dönemleri boyunca değişen hormon dengeleri sivilcelere neden olabilir. Doğum kontrol hapları sivilce yapabilir. Hamilelikte de sivilce görülebilir.


Besin takviyelerine aman dikkat!

Gönderen Derleme Haber Ajansı 1 yorum

Stres ve düzensiz yaşam stilimiz yüzünden, ne yersek yiyelim, yeteri kadar vitamin ve mineral alamıyor gibi hissediyoruz...

Fast food'la beslenmek, sigara içmek ya da dumanına maruz kalmak, yoğun stres ve daha birçok nedenden dolayı, sağlığımız her an tehlike altında. Sadece yediğimiz sebze ve meyveler bizi bu etkenlerden korumaya yetmiyor. Güne daha dinç başlamak ve stresle mücadelemizde bize yardımcı olmak için, imdadımıza besin destekleri yetişiyor!

Besin takviyesi nedir?

Besin destek ürünleri, oral yolla alınan ve diyete ek olarak bir veya daha fazla besin maddesinin alınmasını sağlayan ürünlerdir. Hap, tablet, kapsül, sıvı, ve toz şeklinde olabilir. İçerdiği besin maddeleri:

• Vitaminler
• Mineraller
• Amino asitler
• Bitkisel ilaçlar
• Probiyotikler
• Enzimler


Özellikle bir hastalığın tedavisi için geliştirilmiş veya hastalıktan koruduğu veya daha uzun yaşam sağladığı iddia edilen ürünler konusunda dikkatli olmak gerekir. Bir besin destek ürünü kullanıyorsanız veya kullanmayı düşünüyorsanız, mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

Vitaminler ve Mineraller

Sağlığımız için vitaminlere ve minerallere ihtiyacımız vardır. Bu besin maddeleri yiyeceklerde doğal olarak bulunur. Ancak, meşguliyetlerimiz, düzenli olarak dengeli bir diyete devam etmeyi zorlaştırır. Günlük aktivitelerimiz hububat, meyve, sebze, ve süt ürünlerinden yeterince tüketmemize genellikle engel olur. Hergün alınan 
multivitamin ve mineral desteği, ihtiyacınız olan bütün besin maddelerini almanızı sağlamayabilir. Bu nedenle besin destek ürünleri, sağlıklı bir diyetin yerini almamalı, diyete ek olarak tüketilmelidir.

Yaşlı veya kronik bir hastalığı bulunan kişilerin besin ihtiyaçları artabilir. Tükettikleri gıdalara ek olarak, besin destek ürünleri kullanmaları gerekebilir. Örneğin, dışarı çıkmayan ve güneş ışığından yararlanamayan yaşlı kişilerin D vitaminine ihtiyaçları vardır. Bu kişilerde ayrıca B6, folik asit, ve B12 vitamin eksiklikleri de görülebilir. Yapılan çalışmalarda 50 yaş üstü erkek ve kadınların sadece %10’unun yeterli düzeyde kalsiyum aldığı belirlenmiştir. Bazı ilaçlar ve yaşlanmanın getirdiği doğal sonuçlar, bedenin belirli bazı besin maddelerini absorbe etmesine engel olabilir.

Eğer vitamin ve mineral desteği almayı düşünüyorsanız, aşağıdaki tavsiyeleri dikkate almalısınız:

• Özellikle reçeteli veya özel bir sağlık problemi için üretilmiş ilaçları kullanmadan önce, mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

• Bir besin destek ürünü seçerken, çok yüksek dozda vitamin ve mineral tüketimini önlemek için, ürünün günlük ihtiyacınızın %100’ünü içermemesine dikkat etmelisiniz. Ayrıca bu ürünlerden yüksek dozda almamalısınız. Özellikle yaşlılıkta, bazı besin maddelerinin çok fazla tüketilmesi, zehirlenmeye neden olabilir.

• Pek çok çeşidi bulunan sağlık bantları da oldukça etkilidir. Bu konuda doktorunuzla görüşmeniz gerekir. 

Amino asitler

Amino asitler, protein yapıtaşlarıdır. Bazı amino asitler bedenimiz tarafından üretilirken, bazılarını yediğimiz gıdalardan elde ederiz. Lizin, tritofan, arjinin, karnitin, ve homosistein gibi pek çok amino asit tabletler şeklinde satılmaktadır. 
Doktorunuz önermedikçe amino asit almamalısınız, amino asitlerin istenmeyen ve tehlikeli etkileri olabilir. Örneğin, lizin, antibiyotiklerin çalışmasını etkiler. Tritofan, mide bulantısı, baş dönmesi, uyuşukluk, baş ağrısı, veya ağızda kurumaya neden olabilir. Arjinin, kalp ilaçlarının, ağrı kesicilerin, ve tansiyon ilaçlarının fonksiyonlarını etkileyebilir. Ve yüksek dozda homosistein, koroner arter hastalığı ve felç riskini artırır.

Bitkisel İlaçlar

Bitkisel ilaçlar, bitkilerden elde edilen besin destek ürünleridir. İnsanların bu ürünleri sağlıklı olmak için daha fazla tercih etmesiyle beraber, pek çok sağlık uzmanı bu alanda eğitim almaya başladı. Eğer doktorunuz sorularınızı yanıtlamakta yetersiz kalıyorsa, bir eczacıya veya diyetisyene sorabilirsiniz. Bitkisel bir ilacın sizin için yararlı ve güvenli olup olmadığını öğrenebileceğiniz pek çok kaynak bulabilirsiniz. 
Ginkgo biloba, ginseng, ekinezya, ve siyah kohoş bitkisel ürünlerden bazılarıdır. Bitkisel ilaçlar tamamen doğal olarak nitelendirilirler, ancak:

• “Doğal” olan herşey güvenlidir demek doğru olmaz. Bazı bitkiler, yüksek tansiyon, ishal, kalp krizi, veya felç gibi ciddi yan etkilere neden olabilir.

• Eğer herhangi bir bitkiyi bir hastalığınızın tedavisi için kullanıyorsanız, bu bitkisel ürünü ilaç olarak düşünmelisiniz. Çünkü bitkiler bedeninizi etkiler, ve bazıları kullandığınız ilaçlarla etkileşime girebilir. 

Besin takviyeleri ne işe yaramaz?

Diyetin yerine geçemezler: Gün almanız gereken tüm besin öğelerini, vitamin ve minerlalleri karşılayarak diyetin yerine geçemezler. Sadece besin destek ürünleri alarak hayatınızı sürdüremezsiniz.

Besinlerin yerine geçemezler: Gün içerisinde besin destek ürünlerini kullanarak bir ya da birkaç öğünde besin yerine kullanılamazlar. Bu tarzdaki besin destek ürünleri geçici çözümler sunarlar, bırakıldıklarında etkinliklerini yitirirler

Bir ömür boyu kullanılmazlar: Besin destek ürünleri besinler gibi ya da bazı ilaçlar gibi bir ömür boyu kullanılmazlar. Sorunların çözümlenmesi ya da kullanım amacına varıldığında destek ürünleri bırakılmalıdır.

Hayalperest olmayın: Kanser, kalp hastalığı, diyabet, AİDS gibi ciddi hastalıkları düzelten bir destek ürün yoktur. Besin destek ürünleri hastalığın belirtilerini azaltarak ilerlemelerini yavaşlatırlar.

Şarlatanlara kanmayın: Satın aldığınız ürünün yararlılığı güvenilir kaynaklar tarafından onaylanmış olmalıdır. Adını duymadığınız ürünlerin kökenleri üretim izinleri, ürünü onaylayan kurum hakkında geniş bilgi sahibi olmadan ürünleri almayın.

Aynı etken maddeyi daha ucuz olanı tercih edin: Aynı etken maddeye sahip değişik firmaların bir çok ürünü bulunmaktadır. Etken maddeleri aynı olmak şartıyla ürünlerin gösterecekleri etki aynıdır. Aynı etken maddeleri ürünlerden fiyatı ucuz olanı ya da içerisindeki ürün sayısı yüksek olanlardan adet başına en ucuz olanı tercih edin.

Besin takviyelerinin dozları ne olmalıdır?

Besin destek ürünlerin günlük kullanım dozlarını iyi seçmelisinizdir. Kısa sürede etkiyi gözlemlemek için günlük gereksinimiz kadar olan dozları tercih edin. Hasta olduğunuz anda günlük 1000 mg C vitaminli destek ürünü tüketmek hızla iyileşmenizi sağlar. Hasta olmadığınız zamanlarda tükettiğiniz 1000 mg C vitaminin bir katkısı olmaz. Fazla miktarda alınan C vitamini hastalandığınız zamanda iyileşmeniz için daha faza C vitamini almanıza neden olur.

RDA nedir?

RDA besin öğelerinden günlük almanız gereken miktarı gösterir. RDA yaş, cinsiyet ve özel durumlarda değişkenlik gösterir. 45 yaşında bir bayanın günlük kalsiyum gereksinmesiyle yine aynı yaşta kemik erimesi başlangıcı olan bir kişin kalsiyum gereksinmeleri farklıdır.

Farklı ülkede yaşayan bireylerin RDA gereksinmeleri birbirlerinden farklıdır. Başka ülkelerden ithal ürünlerde ithal edilen ülkenin özelliklerine göre ayarlanmış olabilir. Satın aldığınız besin destek ürünün sizin gereksinmenize uygun olup olmadığını kontrol ediniz.

Ürünlerde FDA onayı arayın

Satın almış olduğunuz ürünlerin mutlaka Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA-Food and Drug Administration) onaylı olduğunu kontrol edin. Ürünlerin ruhsatlandırılması aşamasında yapılan sıkı kontroller ve ürünlerin üzerinde yazılı olan iddiaların geçerliliklerini kontrol ederler.
Yan etkileri unutulmamalıdır

Yağda eriyen vitaminler vücudumuzda depolanmaktadır. Bu vitaminlerin fazla mikada alınmaları vücutta gereğinden fazla depolanmalarına neden olarak vitamin zehirlenmelerine neden olurlar.

Birçok faydası olan bir öğenin gereksinmeden birkaç katı kadar olan dozlarda hazırlanan besin destek ürünleri dikkatli kullanılmalıdır. Hatalı alınan dozlardaki besin destek ürünleri fayda yerine zarar verebilirler.

Üzerinde yer alan etiket yeterince açıklayıcı olmalıdır. Satın aldığınız besin destek ürününün sizin aradığınız ürün olup olmadığına karar vermek için ürün hakkında, bilgi ve içeriğinin ne işe yaradığının göstermesi gerekir. Üzerinde etiket olmayan, içeriğini göstermeyen yeterince açıklayıcı bulmadığınız ürünleri almayınız. Ürün hakkında geniş bilgi edinmek için ürün katalogu edinebilir ya da internet sitesinden daha geniş bilgi edinebilirsiniz.

Erkeklerin inanılmaz sırları

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Ne kadar ilişkilerde birbirimize karşı açık olmayı istesek de bazen öğrendiklerimiz karşısında yıkılabiliyoruz. İşte böyle zamanlarda soğukkanlı kalarak, doğru adımlar atmanın püf noktaları...

Sırlar bombaya dönüşmeden! 

Erkekler hakkında bilmedikleriniz ve erkeklerin ön önemli sırları! Erkeklerin genelde çok sırları olmamakla birlikte; sahip oldukları sırlar, bazen şok edici olabilir. İşte kocaman gizlerle yüzleşmenin püf noktaları! Eğer 'açık ilişki yaşama fikri' ilişkinizin bir parçasıysa, ne dilediğinizi bir daha düşünmelisiniz. Açık bir ilişki, kolayca büyük bir kaosa dönüşebilir.
Erkek arkadaşınız sırlarını 
itiraf ederken; sakin olun ve sabırlı davranın. Bunun zor olduğunu biliyoruz; üstesinden gelmeniz için uzmanlara danıştık. İpuçlarımız sayesinde sevgilinizin telefonunu kırmamayı öğrenebilirsiniz.

Erkek arkadaşınız ciddi enfeksiyonlara yol açabilecek bir virüs taşıyor ve bu yüzden hâlâ ilişkiye giremediniz

Bu konu, sizin düşündüğünüz gibi bir anlam ifade etmeyebilir. İnsanlar - 
CİYBH (Cinsel İlişki Yoluyla Bulaşan Hastalıklar (Sexually Transmitted Diseases - STD) denildiği zaman hemen rastgele cinsel ilişkiye girilmiş olduğunu düşünür. Yanlış bir karar, o hatanın bedelini hayat boyu çekmeye sebep olabilir. Bunu gizlediği için erkek arkadaşınıza kızgın olabilirsiniz, ama unutmayın ki sizi korunmasız bırakmamak için bunu size söylüyor. Ayrıca bu açıklamanın onun için hiç de kolay olmadığını göz önünde bulundurun. Büyük bir olasılıkla sizin onu terk edeceğinize ihtimal veriyor ve kendini korunmasız, utangaç ve tedirgin hissediyor... Böyle bir durumda ne zaman ve nasıl teşhis konulduğunu ve daha önce diğer CİYBH testlerini yaptırıp yaptırmadığını öğrenin. Prezervatifin yanı sıra günlük tıbbi koruyuculardan yararlanmasını sağlayın. Ona enfeksiyonun ilişkiyi bitirici bir nokta olmadığını içten bir şekilde açıklayın. 
İlişkiniz ciddi bir aşamaya gelene dek, seks yapmayı ertelemenin hem sizin hem de onun cinsel sağlığı açısından daha iyi olacağını unutmayın.

'Kendini bulmak için' çalıştığı yerden istifa etmek istiyor

Tam olarak ne yapmak istiyor? Ona açıkça fikirlerini sorun ve hayatındaki bu değişikliğin ilişkinizi nasıl etkileyeceğini konuşun. Ne yapmak istediği konusunda belirsiz ya da geleceği hakkında bir fikri yoksa, endişelenmek için tam vakti! Kendini bulmaya çalışması, bütün gün PES oynayıp, iyice çocuklaşmasını gerektirmiyor. Erkek arkadaşınız hem hayallerindeki 'O'na kavuşmalı; hem de hayatını bir düzene sokmalı… Eğer ortak geliriniz bir düşüş içerisindeyse, kendi ihtiyaçlarınızı da göz önünde tutarak, oturup geleceğe dair ortak bir plan yapmalısınız. Evinizin daha düşük sermaye ile nasıl işleyeceğini planlayın.

Ortak hesabınızdan gizlice para çekerek, yepyeni bir plazma TV aldı

Çok pahalı bir çanta alarak, erkek arkadaşınızın skoruna yeni bir skorla karşılık verin. Buradaki sorun aslında para değil, birlikteliğin zedelenmesi. Böyle durumlarda sessiz kalmak, ilişkinizin sağlığı açısından çok yararlı olmayacağından içinde bulunduğunuz karışıklığı açıkça belirtin. "Seni benim fikrimi almadan ortak hesabımızdaki parayı harcamaya iten fikri bilmek istiyorum." gibi bir cümleyle giriş yapabilirsiniz. "Bana danışmadan büyük kararlar alman beni incitiyor." gibi cümlelerle doğrudan duygularınızı ifade edin. Gelecekteki muhtemel sorunlarınızı en aza indirgemek için haftada en az bir kez finansal durumunuz ve kaynaklarınızı nasıl kullanacağınız hakkında konuşmanız daha sağlıklı bir ilişki yürütmenizi kolaylaştıracaktır. Bir diğer iyi fikir de hem kişisel hem de ortak banka hesapları açtırmak olabilir. Ne de olsa her yetişkinin bir köşede hesap vermeden harcayabileceği bir miktar paraya ihtiyacı vardır.

Erkek arkadaşınız fikrini değiştirdi ve çocuk sahibi olmak istemiyor

Bu karar ani bir hayal kırıklığı yaratabilir. Çok net bir fikir olduğundan, bu kararın tartışmaya pek de açık olmadığını anlamak önemlidir. Kariyeri, yaşayacağınız yer ya da nereye tatile gideceğiniz hakkındaki kararlar pek de hayatınızın akışınızı değiştirecek bir etki yaratmazken, çocuk sahibi olmak geriye dönüşü mümkün olmayan bir karardır. Eğer çocuk sahibi olmak, sizin için hayati bir zorunluluk taşıyorsa, partnerinizin bir şekilde kararını değiştirmesini dilemekten başka çareniz yok gibi. Onun dışında, sizinle baş başa bir gelecek hayal etmiş olabileceği noktasını da aklınızdan çıkarıp, aklınıza kötü düşüncelerin yerleşmesini sağlamayın.

Sizinle birlikte olmadan önce en iyi kız arkadaşıyla yattı

Peki, ama bunu neden şimdi söyleme ihtiyacı hissetti? Eğer onu bir şekilde sorgulamadıysanız, bu itiraf sizin açınızdan biraz yaralayıcı ve ağır olabilir. Bu tip açıklamaların ne ilişkinizi derinleştirici ne de iyileştirici özelliği vardır. Bu itirafı neden yaptığı hakkında mantıklı bir açıklama yapamazsa, köşeye sıkıştıran sorular sorun: Önceki kız arkadaşıyla ilişkisi ne zaman başladı? Seksten sonra bir daha yatmaya yeltendi mi? Önceki kız arkadaşına ya da herhangi birisine karşı hâlâ derin duygular besliyor mu? Kıskançlıklarla dolu bir geçmişiniz olmadığını göz önünde bulundurursak, bütün gücünüzle cevaplarını irdeleyin. Hislerinize güvenin ve gerçek ne kadar acı da olsa bunu kabullenin. Her şeyin sonunda, ilişkinin neresinde olduğunuzu açıkça göreceksiniz.

Kremlerle estetik müdahele

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

 Acısız,
 yarasız... 

Gençlik operasyonları için artık uzun süreli işlemlere ya da ev istirahatlarına ihtiyaç yok!

Cerrahi olmayan yeni yöntemlerle de gençleşme işlemleri yarım saat gibi kısa süreler içinde tamamlanabiliyor.

Dahası; uygulamaların ardından günlük hayatınıza rahatlıkla devam edebiliyorsunuz. Yaşlandırmayı geciktiren ve her daim güzel gözükmenizi sağlayan en yeni ve pratik gençleşme yöntemlerini sizin için Marie Claire araştırdı.

Yaşlanmak her kadının eninde sonunda yüzleşeceği kaçınılmaz bir gerçek. Ancak bu gerçeği mümkün olduğunca ertelemek elimizde! Yaşlanma sürecinde çizgiler artıyor, cilt inceliyor, özellikle cilt altı kolajen ve elastin lifleri azalmaya başlıyor. Kolajen; derimizin temel dokusunu oluşturan, cilde şekil ve destek veren temel yapı taşı. Cildi sağlıklı ve diri tutan bu proteini sentezleyen özellikli hücreler ise fibroblastlar. Ancak yaşlanma süreci içinde kolajen üreten hücre sayısının giderek azalması sonucunda, cildin destek dokusu ne yazık ki zamanla zayıflıyor. Yüzün üçte birini kaplayan kırışıklıklar da işte bu nedenle meydana geliyor. Bunu fark eden dermatologlar ve cerrahlar yaşlanmayı geciktirici çeşitli yöntemlerle karşımıza çıkıyorlar. Üstelik birçoğu cerrahi operasyonlara uzak duruyorlar artık.

Avrupa'da ve Amerika'da son üç yıldır uygulanan ve bu yıl ülkemizde de uygulanmaya başlanan yedi yaş gençleştirici plazma, hem kadınların hem de erkeklerin son zamanlarda en çok dikkatini çeken yöntemler arasında yer alıyor. Plazma uygulaması konusunda uzman olan Estetik ve Plastik Cerrah Op. Dr. Tuğrul Turan bu yöntemi; "Plazma cildin en alt katmanına etki ediyor. Ancak bunu yaparken üst tabakaya hasar vermiyor. Etkisi ise kısa sürede gözlemlenebiliyor. 

Cildinizi canlandırırken kırışıklıklara da veda ediyorsunuz," diyor. Cildinizin nefes alıp, daha parlak ve canlı görünmesini sağlayan plazmanın aynı zamanda cildi onardığına da dikkat çeken Turan, plazma uygulanmasını; "Cilde temas etmeden uygulanıyor. Oldukça konforlu ve rahat. Yapılan işlem cildin alt katlarında etkili oluyor ve zaten en önemli avantajı da bu, çünkü cilt yüzeyinde yara oluşmadan çok etkili bir işlem yapılabiliyor. Derin katlarda uygulandığından diğer yöntemlerin hemen hepsinden daha güvenli ve bir o kadar daha uzun süre etkili bir yöntem. Ciltten beş milimetre uzaktan yapılan işlemde, göz kapağı da dâhil tüm yüz genelinde etkili sonuçlar alınıyor. Plazma; ayrıca el üzerinde ve dekolte bölgelerde de etkili olabilir fakat cilt yapısı önemli," diyor.


Kadının korkulu rüyası, Varisler

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

 Kadınların         
 en büyük derdi!     
Kadınların en büyük derdi varislerden kurtulmanın yolları neler?

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Halil Fatih Aşgün, varis hastalığında özellikle kadınların risk grubu içinde yer aldığını bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Aşgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uygun şekilde tedavi edilmeyen veya önlem alınmayan hastalarda varisin ilerleyici olduğunu söyledi.

Halk arasında varis tedavisinde bilinen yöntemin ''varis çorabı'' kullanmak olduğuna işaret eden Aşgün, hastanın bu çorabı kullanıp kullanmayacağına hekimin karar vermesinin önem taşıdığını bildirdi.

Varis çorabının oluşmuş varisleri ortadan kaldırmaktan çok varisin gelişmesine ve ilerlemesine engel olmak, hastalığa bağlı şikayetleri azaltmak amacıyla önerildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Aşgün, ''Aşırı kilolular, uzun süre ayakta ya da oturarak ağır yük kaldıranlar, çok sıcak ortamlardaki işlerde çalışanlar, sürekli yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınlar varis riski taşıyor. Varisin tedavisi ilaçla, ışık ve lazer tedavisinin yanı sıra cerrahi müdahaleyle yapılabiliyor'' dedi.

Varis hastalığında özellikle kadınların risk grubu içinde yer aldığını bildiren Halil Fatih Aşgün, varis hastası kadınlara şu uyarılarda bulundu:

''Uzun süre hareketsiz ayakta kalınmamalı. Bu yapılamıyorsa ayağın bilekten ileri geri hareketi, ayak uçlarında yükselme gibi basit egzersizler uygulanmalıdır. Mümkün olduğunca bacaklar uzatılmalı hatta tabure, sehpa, masa, sandalye üzerinde yükseltilmelidir. Düzenli olarak günlük normal tempolu yürüyüşler yapılmalı, bisiklete binilmeli veya yüzülmeli. Yoğun kas faaliyetini veya ağırlık kaldırmayı gerektiren egzersizler ile dar, eklem yerlerini sıkan pantolon giyilmesinden kaçınılmalı.

Banyoda bacaklar soğuk suyla yıkanmalı, sıcak sudan uzak tutulmalı. Yatağın ayak kısmı bir miktar yükseltilmelidir. Varis üzerinde şiddetli ağrı, kızarıklık, hassasiyet ve varis içinde sertlik oluştuğunda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Epilasyon, mezoterapi, karboksiterapi gibi estetik işlemlerin varis bulunan bacakta uygulanması sorunlara yol açabilir.'


10 noktada aşkta ve işte kazanın

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Ne istediğinizi biliyorsunuz. Karakterinizden ödün vermeden aşkta şansı yakalamak istiyorsunuz. Aradığınız partneriniz nasıl özelliklere sahip olmalı? İşte aşkta şansınızı artıran, dikkat etmeniz gereken 10 nokta.. 


1- İstediğiniz şeyden emin olun. 
Partnerde asla görmezden gelemeyeceğiniz şeyler neler? Partnerinizde olmasını istemediğiniz şeyleri listeleyin. Daha sonra sizin için olmazsa olmaz 10 şeyi listeleyin. Daha seçici davrandığınız için hata yapma riskiniz azalacak.

2- Hayatınızı yaşayın. 
Ne istediğinizi ve İstemediğinizi açıkça biliyorsanız hayatınıza daha fazla odaklanırsınız. Sıkı bir vücuda sahip olmak için yürüyebilir, arkadaşlarınızla hoş vakit geçirebilir ve mutlu olduğunuz için daha çok insanın dikkatini çekebilirsiniz. 

3- Büyük fotoğrafı görün. 
Kaçırdığınız şeyler için üzülmeyi bırakın ve büyük fotoğrafı görün. Gelecekteki daha iyi fırsatları kaçırmamak için ileriye doğru bakın.

4- Evden dışarı çıkın. 
Kültürel yaşam halkanız genişledikçe yeni insanlarla tanışma şansınız artar. Rutin yaşamınızı değiştirin. İlgi duyduğunuz alanlardaki etkinlikleri takip edin, ortak zevklere sahip olduğunuz insanlarla daha fazla görüşme fırsatı yakalarsınız. Arkadaşlarınızla parti grupları oluşturun ve eğlenmeye başlayın!


5- İstediğiniz şey için gözlerinizi açık tutun. 
Şanslı insanlar yaratıcı ve maksimum şans fırsatlarını farkeder. Sizinle aynı çizgide olan kişilerle sohbet edin. Kişisel iş bilgilerinizin olduğu kart vizitiniz yanınızda olsun ya da sadece e-mail adresinizi de verebilirsiniz.

6- Meraklı olun. 
Kendi bilgilerinizi açıkça vermeyin ancak sorular sorun. Nedenleri araştırın ve cevapları bulun.

7- Yeni şeyler deneyin. 
Farklı olmanın en iyi yolu farklı şeyler yapmaktır. Günlük rutininizi farklılaştırın ve kendinizin farkında olun. Kendinizi sarsın ve neler olup bittiğinin farkında olun. Fırsatları yakalamaya açık olun ve avantaja çevirin.

8- Güne şanslı olduğunuzu düşünerek başlayın.. 
Negatif düşünceler şansınızı engeller. Negatif düşünmek yerine pozitif düşünün. şanslı insanların arasında olduğunuzu düşünün.

9- Kötü şanstan ders alın. 
Karşınıza çıkan olumsuzluklardan korunmak için yaşadıklarınızdan ders alın. Hatalarınızı bilirseniz kötü şans gidecek ve hayat boyu işinize yarayacak deneyimler size kalacaktır.

10- Her zaman pozitif etkenleri araştırın.

Hile yaparak ince görünüyoruz

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Fazla kilolarınıza inat ufak hilelerle ince görünmeye ne dersiniz ? 


Kilolarınızı dert etmeyin. 
Pratik öneriler ve doğru kıyafetlerle çok daha zayıf görünebilirsiniz. 

Uygun kesimi seçin: 
Birkaç kilo fazlanız olsa bile vücudunuzu bol kıyafetlerin arkasına saklanmanıza gerek yok. Hatlarınızı gösteren kıyafetler giymekten çekinmeyin. 

Doğru çorap seçimi: 
Bacaklarınız kalınsa sizin için en uygunu desensiz, düz ve koyu renk çorap giymektir. 

Kolyeler ince gösterir: 
Uzun kolyeler hem dekoltenizi uzatır hem de orantıyı düzeltmenize yardım eder. Ayrıca dikkati problemli bölgelerden uzaklaştırır.

Pantolon seçimi Blazer ceketler: 
Bu tip ceketlerde tek sıra düğmelileri ve hafifçe bele oturanları tercih edin. Kalça ve basenleriniz iriyse, uzunca bir blazer seçin ki, fazlalıklarınız kapansın. Çift sıra düğmeli ceketler giymekten kaçının.

V yakalar: 
Derin V yakalar zayıf görünmek isteyenler için vazgeçilmezdir. Vücudun üst bölümünü ve boynu daha ince gösterirler.


İnce görünümlü bacaklar:
Mükemmel ayakkabılar: Topuklu ayakkabılarla boyunuzu yüksek göstererek olduğunuzdan daha ince görünebilirsiniz. Topuklularla rahat edemiyorsanız platform topukları tercih edebilirsiniz.

Elbise seçerken: 
Kilolu bayanlar için en ideal elbiseler üst kesimi dar, eteği volanlı elbiselerdir.

Dökümlü kesimler: 
Bol dökümlü bir bluzla hafif problemli bölgeleri çabucak saklayabilirsiniz.

Çok dar giymeyin: 
Kilolular için en ideal etek kesimi, üstü dar ve aşağı doğru genişleyen kesimlerdir. Çok kalın baldırlarda eteğin uzunluğu ayak bileğine kadar olmalıdır.

Renk kombinasyonu: 
Tepeden tırnağa benzer renkler vücudu çok daha ince gösterir. Siyahtan vazgeçemiyorsanız, siyahla bir arada kullanılmış renklerden oluşan farklı bir parçayla kıyafetinizi kombinleyebilirsiniz.

Çok düşünme, şişmanlarsın

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Kanada’nın Quebec kentindeki Laval üniversitesinde yapılan araştırmaya göre, düşünmenin yarattığı stres çok yemeye yol açıyor. 




Araştırmada, 14 öğrencinin, kendilerine verilen 3 ödevi yerine getirdikten sonra gıda tüketimleri ölçüldü. Öğrencilerden ilk ödev olarak oturarak rahatlamaları istendi. İkinci ödevde bir metni okumaları ve sonra özetlemeleri istenen öğrencilerden son ödevlerinde bilgisayarda hafıza ve dikkat gerektiren testleri yapmaları istendi. 45 dakika süren her faaliyetten sonra öğrenciler açık büfeye davet edildi. Zihinsel faaliyetlerde daha az enerji harcanmasına rağmen yapılan ölçümlerde öğrencilerin, okuma ve özet çıkarmadan sonra 203’ten fazla, bilgisayar testlerinden sonra da 253’ten fazla kalori aldıkları tespit edildi. 


Oturarak rahatlama ödevindeki kalori alımının ise diğerlerine göre az olduğu belirlendi. Ödevlerden önce ve sonra ve ödev sırasında öğrencilerden alınan kan örnekleri de, zihinsel çalışmanın glikoz ve insülin seviyelerinde büyük dalgalanmalara yol açtığını ortaya koydu.



Araştırmanın baş yazarlarından Jean-Philippe Chaput, bu dalgalanmaların zihinsel çalışma stresinin ya da glikoz yakma sırasındaki biyolojik adaptasyonun sonucu olabileceğini belirtti. Chaput, vücudun bu dalgalanmalara, beynin kullandığı tek yakıt olan glikoz dengesini yeniden sağlamak amacıyla acıkmakla tepki verdiğini kaydetti.


Kar beyazı makyajlar...

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Karın yağmaya başladığı, şu soğuk günlerde; hem bu buzul beyazına uyacak kadar 'cool' hem de bakanların içini ısıtacak sıcak ayrıntılarla bir kar kraliçesine dönüşeceksiniz.

Kış mevsiminde makyajın önemi daha çok öne çıkıyor. Cildinizin de tıpkı geçirdiğimiz puslu ve soğuk günler gibi olmasını istemiyorsanız, o zaman doğru makyaj ürünlerine ihtiyacınız var demektir.

Makyaj ürünlerinin arasında en önemlileri olan kapatıcılar, farlar ve rujlar kullanım sıklıklarıyla özel konumdalar...

Yaz aylarında kullandığımız makyaj ürünlerini kışın da kullanmak mümkün mü? 

Aslında evet. Ancak kış mevsiminin keskin ışığına karşı koyacak renkleri seçmekte fayda var. Böylelikle yüzdeki kontürleri gizleyebildiğiniz gibi gözlerdeki, dudaklardaki ve yanaklardaki kontrastları makyajla ortaya çıkartabilirsiniz. Tabii, yine de cildinize ekstra bakım sağlayacak ve onu soğuğa karşı koruyacak fondötenleri tercih etmeniz gerekiyor.

Hangi ürün nasıl kullanılmalı?

Kapatıcı, güzel bir cilt temizliğinin ardından, siyah noktaların, kılcal damarların ya da gölgelerin üzerine dikkatlice sürülmeli. Soğuk kış günlerinde fondöten kullanımı sırasında ise dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ürünün sürekli değişen ısıya karşı dayanıklı olması ve aynı zamanda cilde içeriğindeki bileşenlerle bakım yapabilmesi...

İnce bir sünger yardımıyla ya da parmak uçlarıyla burun kanatlarından başlayarak şakaklara doğru sürülmesi gerekiyor.

Gözlere gelince; makyözler sevimli ve çekici görünmek arasında ince bir çizgi olduğunu belirtiyorlar. Bunun sınırı ise seçilen far renklerinde gizli. Doğru far tonu gözün ışığını ortaya çıkarıyor. Beyazı vurguladığınızda insanların gözlerinizdeki pırıltıyı görmemesi mümkün değil.

Dudaklar... Soğuk günlerde özellikle sıcak kırmızı tonları, hafif parlak gül tonları ya da transparan kahve parlatıcıları tercih etmek gerekiyor. Çünkü klasik ruj renkleri yüzü solgun gösteriyor.

Elma gibi yanaklar için...

Birçok makyöz kışın kullanılan allığın iki kez daha belirgin olmasından yana. Önce ince bir tabaka allık ardından pudra daha sonra yine allık. Böylelikle hem renk daha iyi duruyor hem de hassas yanaklar soğuğa karşı iki kez korunmuş oluyor. Peki ya ideal renk? Kahve, pembe ve bakır tonları sezonun favorileri. Ama önemli olan yüzdeki doğal, taze ve sağlıklı ışıltı tabii ki...

Açık renk transparan pudra, makyajın son adımını oluşturuyor. Sürüldüğü andan itibaren cilt, donuk ve puslu gün ışığında bile parıltısını koruyor. Burada dikkat edilmesi gereken pudranın göğüs ve boynun tonlarından farklı olmaması. Kalın bir fırça yardımıyla üstten alta doğru sürmek ise en doğrusu. 

Adım adım aşkı yaşamak

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Beraberliğinizin ne zamandır devam ettiği çok da belirleyici değil; asıl olay aşkınızın hangi seviyede seyrettiğini gösteren basit ipuçlarında gizli. Aşkın 7 seviyesini bilirseniz, acı finale ne uzaklıkta durduğunuzu kolayca anlarsınız!


SEVİYE 1:                   
AKLIM BASIMDA DEĞİL                                                 

         

Tanıştığınız andan beri karnınızda kelebekler uçuşuyor, ayaklarınız yerden kesiliyor, kendinizi dünyanın en mutlu insani gibi hissediyorsunuz. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Bu ve buna benzer belirtiler, ilişkinin ilk günlerinde ortaya çıkan doğal tepkilerdir. Olanlar karsısında insan ister istemez teslimiyet bayrağını çekiverir. Önemli olan teslimiyetin düzeyini karsınızdakine göre belirlemektir.

 

SEVİYE 2:
SÜREKLİ ONDAN BAHSEDİYORUM

 

Birkaç aydır berabersiniz ve birbirinize dair keşfettiğiniz ne varsa insanlara anlatmaya bayılıyorsunuz. Diğer yandan, insanların sizden sıkılabileceğini de düşünüyorsunuz. Siz sonsuza dek partnerinizle bir arada kalabileceğinizi hayal ederken, herkese sürekli onu anlatmanız yüzünden ilk kavgalar yaşanabilir. Biraz daha ketum olun.

 

SEVIYE 3:

BENİ OLDUĞUM GİBİ SEV

 

Sık tekrarlayan ağlama nöbetleri ve kavgalar gündemde... Artik çeşit kıyafetleri, makyaj malzemelerini bir kenara koydunuz. 24 saat bakımlı olmaya üşeniyorsunuz. Nasıl olsa o sizi tanıyor ve sizi olduğunuz gibi seviyor, değil mi? Ama bu durum çok uzun süre istediğiniz seviyede gitmeyebilir. Kendinize çekidüzen verin ve onunla tanıştığınız zaman ne kadar bakımlıysanız, yine öyle olun.

 


SEVİYE 4:

ARTIK TELEPATİ DEVREDE

 

Birbirinizin cümlelerini tamamladığınız evredir. Bir soru sorulduğunda, cevabin ne olması gerektiğini biliyorsunuzdur. Partneriniz huysuzlanıyorsa hasta olacağını anlarsınız... "Paran var mı?" dediğinizde "Alışverişe mi çıkalım" cevabini almanız da genellikle bu evreye rastlar! Öncekilere oranla daha rahat bir süreçtir, tadını çıkarın.

 

SEVİYE 5:

YOKSA BENDEN SIKILDI MI?

 

Aşkın yerini sevgiye bıraktığı, ilişkinin de rutinleşmeye başladığı evredesiniz... Bu evrede her iki taraf da arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirmek ve biraz daha sosyalleşmek ister. Taraflar birbirlerinden sıkıldıklarını düşünürler, aslında ihtiyaçları olan biraz zamandır. Birbirinize biraz anlayış gösterir, istediği zamanı verirseniz her şey yolunda gider. İnatlaşmaya kalkmayın!

 

SEVİYE 6:

YOK, BENİ SEVİYOR

 

Beşinci seviyeyi kazasız belasız ardınızda bıraktıysanız, partnerinizin hálá neden yanınızda olduğu sorusunun cevabını bulmuşsunuz demektir: Çünkü sizi seviyor. Arkadaşlarıyla rahatça görüştü, baskı hissetmedi ve yine güle oynaya yanınıza geldi...

 

Bundan sonra ihtiyacınız olan şey, olaylara birbirinizi kırmadan hoşgörü çerçevesinde bakmaktır. Bu sayede birçok çift uzun yıllar birlikteliklerini keyifle sürdürür.

 

SEVİYE 7:

YOLUN SONU GÖRÜNDÜ

 

Bunca zaman geçti hâlâ iletişimde sorun mu yasıyorsunuz? Ne yazık ki, boşa kürek çekiyorsunuz. 7’nci seviye bir bakıma aşkın sonudur! Sık sık birbirinizle kavga etmek, sürekli yanlış anlaşılma halinde olmak, ayrılık çanlarının çaldığını, dahası her şey yoluna girse bile bir daha asla o ilk aşık olduğunuz insana ulaşamayacağınızı gösterir.


Her kadının hayali bir ayna

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

"Ayna ayna söyle bana, şaçımı tararken başımı her açıdan görmek mümkün olabilir mi?"Artık aynanızın cevabı hazır: "Evet görebilirsin!"


Tasarımcılardan akla hayale sığmayan özel bir ayna...360 derecelik açıyla saçınızı tararken ya da kuruturken veya partiye hazırlarken sağdan, soldan, önden, arkadan, kısacası herbir yanından görmek mümkün.

Siz yeter ki isteyin!Bu müthiş icat sayesinde her kadının hayali gerçek oluyor.

YEDİSİ BİRDEN İŞ BAŞINDA
Alet, yedi aynalı panelden oluşmakta ve iki tarafa da birden açılarak kişinin kendisini her yönden görmesine olanak sağlıyor.Düzeneğin tam merkezinde duran asıl aynanın iki yanına açılan 15 santimlik aynalar aracılığıyla oluşturulan fonksiyonel alet, başın her açıdan yansıtarak kişiye de kolaylık sağlıyor.

Internet üzerinden sadece 18 pound'a satışa çıkarılan 360 derecelik aynaya şimdiden oldukça fazla talep var.ABD'nin Kansas eyaletindeki 
Old Fashioned Values isimli şirketin distribütörlüğünü yaptığı aletin, özellikle kadınların ilgisini çekeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Ne de olsa aynalar dünyası kadınlara servis yapıyor!Şimdi bir  de yedisi birden hizmette!Bak bak dur...

Cinsellikle erken tanışın

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Cinsel yaşamla evlenmeden önce tanışan ve bu konuda az olsa deneyimli gençlerin evlilikleri daha sağlam temellere oturuyor. Cinselliği evlenince tanıyanlarda ise durum tam tersi... 


Hacettepe  Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. İsmihan Artan, cinsel eğitim almış çocukların iyi bir evlilik yaptıklarını, ailelerince ?cinselliği evlenince öğrensin? denilen çocukların ise kişiliklerin tam olarak gelişmediğini ve mutsuz evlilikler yaptıklarını söyledi.Abant İzzet Baysal Üniversitesi?nde düzenlenen ?Okul öncesi dönemde bilim eğitimi, cinsel eğitim ve müzik eğitimi? konulu konferansa katılan Prof.Dr. İsmihan Artan, çocuklara küçük yaşlardan itibaren cinsel eğitimin verilmesi gerektiğini belirtti.

KİŞİ OLARAK GELİŞMİYORLAR

Çocuklarla cinselliği konuşmaktan korkulmaması gerektiğini vurgulayan Prof.Dr. Artan, ?Hepimiz bir cinsel ilişki sonucu dünyaya geldiğimize göre, cinsellikten bu kadar korkmak, kaçmak, örtbas etmek niye? Örtbas ettikçe, çocuklar yanlış şeyler düşünüp yorumluyorlar. Gelişmiş ülkelerin hepsinde cinsel eğitim, programların içinde. Okul, mutlaka bu sorumluluğu almalı. Yoksa ?evlenince öğrenir? düşüncesinde olan anne ve babalar sayesinde yanlış evlilikler yapan gençler ömür boyu mutlu olamıyorlar. Okul öncesinde cinsel eğitim almış çocuklar, daha doğru kararlar alabiliyor, isabetli kararlar verebiliyorlar. İyi bir evlilik yaptıkları gibi, iyi birer üniversite tercihi yapabiliyorlar. Aileleri tarafından ?cinselliği evlenince öğrensin? diyen çocuklar ise, kişilikleri tam olarak gelişmediği için boşanmayla sonuçlanan mutsuz evlilikler yapabiliyorlar? dedi.

CİNSELLİK DUYGU VE DÜŞÜNCEYE SAYGIDIR


Ülkemizde cinsel eğitimin üreme ve doğum kontrolü olarak bilindiğini söyleyen Prof. Dr. Artan, şöyle konuştu:

Cinsellik; kişinin kendi bedenini tanıması, potansiyelini bilmesi, hayatta ne yapabileceğini karar vererek, karşısındaki insanın duygu ve düşüncelerine saygı duymayı öğrenmesidir. Karşı cinse saygı duyma sonucunda da töre cinayetleri, tecavüz olayları, küçük gelinler ve taciz olaylarında gözle görülür bir azalma olacaktır.Çocukların cinsellikle ilgili soruları karşısında ?Bunları nereden duydun??, ?Edepsiz, utanmaz çocuk!? gibi sert ve azarlayıcı tavır yerine, cinsellikle ilgili sorularını onunla göz göze gelerek anlayabileceği şekilde konuşulmasının gerektiğini belirten Prof.Dr. Artan, konuşmasına şöyle devam etti:
Küçük çocuklarda cinsel eğitim; kişilik eğitiminin, kişilik gelişiminin bir parçasıdır. Onların istenmeyen bir şey yaptıklarında ?pipini keserim, pipini yakarım? gibi sözlerle korkutmak, çocukların kişilik gelişimlerini zedeler.?

Kadınlarımız makyajı sevmiyor

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Türkiye’deki 100 kadından sadece 3'nün kozmetik ürünleri kullandığı belirlendi. Avrupa’da ise bu oran yüzde 47’ye ulaşıyor. Bu alanda Yunanistan’ın harcaması ise Türkiye’nin dört katı düzeyinde bulunuyor. Yunanlı kadınlar makyaj ve bakım ürünleri için yılda 8 milyon doları gözden çıkarırken, Türkiye’deki harcama 1.8 milyon dolarda kalıyor.


Bitkisel dermakozmetik ürünleri ile bilinen B’IOTA Laboratuarları’nın yaptığı pazar araştırması, Türk kadınlarının kişisel gelirinin AB ortalamasının çok altında olması, kozmetik kullanımında Avrupalı hemcinslerine göre geri kalmalarında başlıca faktör olarak belirlendi.

KOZMETİK PAZARI BÜYÜYOR 
Ancak araştırma sonuçları Türkiye’deki kozmetik pazarının geliştiğini ve yıllık 1.5–2 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını ortaya koydu. Dünya genelinde ise bu hacim 150-200 milyar dolar dolayında seyrediyor. Türkiye pazarı, dünya kozmetik pazarının şu anda sadece yüzde 1’ine denk gelirken, bu pazarın da yüzde 70’ini ithal, kalan yüzde 30’unu ise yerli ürünler oluşturuyor.
Tüy dökücü ve ağda pazarı da kozmetik içinde dünya genelinde yaklaşık 21 milyon dolarlık bir paya sahip. Amerika’da kozmetik pazarı büyüklüğü 40 milyar dolar, Avrupa’da ise 65 milyar Euro düzeyinde bulunuyor.

AVRUPALI KADINLAR KENDİLERİNE BAKIYOR
Avrupa’da kişi başına düşen kozmetik harcaması 149 Euro, ABD’de de 150 dolar olurken, Türkiye’de ise kişi başı harcama sadece 17.5 Euro (kişisel temizlik ürünleri olan şampuan, sabun, diş macunu gibi) düzeyde kalıyor.

Türk kadınının henüz sadece yüzde 3'ü kozmetik kullanıyor. Avrupa’da ise bu oran yüzde 47. Uzmanlar, bu durumu Türkiye’de kişisel gelirin AB ortalamasıyla kıyaslandığında çok düşük olmasına bağlıyor.

YUNAN KADINI TÜRK HEMCİNSİNE FARK ATIYOR 
Batı Avrupa’da makyaj malzemesine yılda 13.6 milyon dolar harcanıyor. Yunan kadınları kişi başına kozmetik harcamasında Türk kadınına fark atıyor. Komşunun kadını makyaj malzemesi için yılda 8 milyon doları gözden çıkarıyor. Türkiye’de bu rakam 1.8 milyon dolara iniyor. Bu rakamlar aynı zamanda Türkiye’nin gelecekte kozmetik konusunda ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Tüm kadınların en büyük estetik derdi ise istenmeyen tüyler. Türkiye’de kadınların yüzde 90’ı hala evde ağda yapmayı tercih ediyor. Avrupa’da ise tüy dökücü köpükle ağda yer değiştirmiş durumda. Avrupalı kadınların yüzde 90’ı tüy dökücü köpük kullanıyor. Pürüzsüz bir tene sahip olmak için kadınlar ortalama 35 yıl boyunca yaklaşık 650 saat harcıyorlar.

Kırmızı rujun çekiciliği

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Yürürken, rengarenk ve desenli giysiler giymiş, makyajlı kadınlara rastlarsınız da, kıpkırmızı rujla gezeni fazla görmezsiniz. Kırmızı ruj neden hem çeker, hem de korkutur peki?


Yani kırmızı ruj sürmek, muhtemelen bir kadının yapabileceği en dramatik, süsleyici anlatım şeklidir.

İşte kırmızı rujla ilgili ipuçları: 

Dikkat çekmek:

Dudaklarınızı kırmızıya boyayarak, ağzınızla yaptığımız her mimiğe, gülümseyişinize, dudak büzmenize, dikkat çekmiş olursunuz. 


Koyulaştırmayın:

Başka bir deyişle, kırmızı ruj sürecekseniz, tonla göz makyajı uygulamayın. Kaşlarınızı şekle sokup tarayın ama koyultmayın. 

Mat kırmızı:

Parlak kırmızı biraz bile yayılıp taşsa, sert bir kavgada kaybeden kişiymişsiniz gibi görünmenize yol açar.

Işığı unutmayın:

Mum ışığında geçecek bir akşam davetine katılıyorsanız, kırmızı dudaklar daha az cüretkar görünür.


2009'da burçlara göre saç rehberi

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum


Akrepler saçlarını ne renk boyatmalı? Yengeçler nasıl toplamalı? İşte burcunuza göre saç rehberiniz...
Burçların saç rehberi

Koç: Aktif, cesur ve bilinçlisiniz. Duygularınızı olduğu gibi belli ediyor, kısıtlamalara gelemiyorsunuz. Saç modelinizin ise sizi engellemesine tahammülünüz yok. Pratik, kısa saç kesimi tam size göre. Uzun saçlı Koç kadınları, saçlarını mutlaka geriye tarar ve at kuyruğu şeklinde bağlar. Düzgün görünümlü bir at kuyruğu için saçınız nemli iken pürüzsüzleştirici saç kremi uygulayınız.

Boğa: Inatçı, güvenilir ve sabırlı kişiliğiniz var. Güzelliğiniz, cazibeniz ve tüm kadınsı özelliklerinize karşı ayaklarını yere sıkı sıkı basan bir yapıya sahipsiniz. Bu nedenle, fazla abartılı saç modellerini kendinize asla yakıştıramazsınız. Doğal görünümlü saçlar daha çok hoşunuza gider.

Ikizler: Çevrenizle son derece kolay ilişki kuruyorsunuz. Can sıkıntısı size çok yabancı. Aşırı düzene yatkın olmamanız, komplike saç modellerinden hoşlanmamanıza neden oluyor. Sürekli kontrol edilmesi gerekmeyen, doğal haline bırakılmış saçlar size daha uygun.

Yengeç: Son derece duygusal ve idealist bir yapıya sahipsiniz. Ayrıca mesafeli bir insan olduğunuzdan herkesin size kolayca yaklaşmasına izin vermezsiniz. Bu yüzden, yerine göre gözlerinizdeki anlamı çevrenizden gizleyebilmeniz için uzun saçlarınız olmalı.

Aslan: Herkesin sevgilisi olarak, yaşamı dolu dizgin yaşıyorsunuz. Dişi aslanın asaletine sahip olmanıza rağmen yine de kibar bir saç modeli size uygun değil. Burçların kraliçesi olarak herkesin size hayranlık duyması şart. Bu yüzden, gösterişli saçlardan ve çarpıcı, cesaret isteyen son moda değişik renklerden korkmayın.

Başak: Dakik bir insansınız. Hatta size mükemmeliyetçi bile denilebilir. Dağınıklığın hiçbir türüne dayanamazsınız. Bu yüzden saçlarınızın özenle taranmış olması şart. Saçlarınıza düzenli bir görünüm vermek için saç spreyi ve briyantin kullanın.


Terazi: Cazibeli ve esprili olmak sizin en temel özelliğiniz. Ayrıca uyum ve estetik konusunda da son derece duyarlısınız. Tıpkı aslan kadını gibi, sizde lüksten çok hoşlanıyorsunuz. Yeter ki fazla dikkat çekici olmasın. Bu nedenle size sade ve şık saç modellerini tavsiye ederiz.

Akrep: Burçlar arasında akrep kadını kadar ne istediğini bilen ve hedefe kilitlenen bir burç daha yoktur. Dışarıdan bakıldığında sakin ve soğuk görünürsünüz. Buna bağlı olarak mükemmel şekillendirilmiş saçlar ve her zaman bakımlı olmak tipik özelliklerinizdir. Saç modellerinizin daha yumuşak ve feminen olmasını sağlayın. Bu tür saçlar size daha çok yakışacaktır.

Yay: Bağımsız karakteriniz sizin tipik özelliğiniz. Ani kararlar alabiliyor, maceradan hoşlanıyorsunuz. Jöle, sprey türü saç şekillenme ürünlerinden pek hoşlanmadığınız için yumuşakça dökülen saç modeli kullanmanızdan ve saçınıza pürüzsüzleştirici saç kremi gibi daha yumuşak formüllü ve doğal görünüm veren şekillendiricilerle şekil vermenizde fayda var.

Oğlak: Kıvrak espri anlayışınız ve ortama uyumunuz sayesinde en zor durumlardan bile yüzünüzün akıyla sıyrılabilirsiniz. her konuda olduğu gibi saç konusunda da sağlamcısınız. Bu yüzden saçınızın bozulmasını önleyen ve her telin yerli yerinde durmasını sağlayan sprey ve jöle gibi şekillendiriciler kullanın.

Kova: Etrafınızda olup biten her şeyle ilgili ve son derece ateşlisiniz. Sürekli yeni fikirler peşindesiniz. Bu durumda, karmaşık saç modellerine ayıracak zamanınız da yok. Ancak, o doğal ışıltınızı yitirmemeniz için saç bakımınıza da özen gösterin. Kişisel saç bakımınıza uygun ürünleri kullanmayı ihmal etmeyin.

Balık: Romantik ve güçlü sezgilere sahip bir insansınız. Yaşamda duyarlı ve duygulu hareketlerle ilerliyorsunuz. Saçlarınız da sizin gibi duyarlı olduğundan boya ve perma gibi kimyasal uygulamalardan uzak durun. Bitkisel boyalar ve alkol oranı düşük şekillendiriciler kullanmaya özen gösterin."  -hurriyet.com.tr-

İsteseniz bile kilo veremezsiniz çünkü...

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Hayatınız boyunca diyet yaptınız ama bir türlü ideal kilonuza ulaşamadınız mı? Bunun altında başka bir neden olabilir...

Her şeyi doğru yapıyorsunuz ama yine de bir türlü kilo veremiyor musunuz? Belki bunun altında bambaşka bir neden yatıyordur ve siz bunun farkında olmadan kendinizi suçlamaya devam ediyorsunuzdur... Hızlı yemek yemek, meyve suyu içiyorum diye şekerli ve aromalı suları tüketmeniz, hatta var olduğunu bile bilmediğiniz tiroid sorununuz, kilo vermenize engel oluyor olabilir...

1. Hızlı yemek
Hızlı yemek yemek kilo almanıza neden olur bu nedenle yavaş yemelisiniz. Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geliyor. Bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor.

2. Teknoloji
Diyetlerinizin bir işe yaramamasının en büyük etkenlerinden biri hareketsiz yaşamdır. Eskiden bir arkadaşınızla görüşmek için belki de 10 ya da 15 dakika yürürken şimdi sadece mailleşerek görüşmüş kadar oluyor ya da internet üzerinden sohbet edebiliyorsunuz. Böyle olunca da hareket yerine oturmayı seçiyorsunuz. 

3. Tatlandırıcılar
Kilo almamak için sürekli şeker yerine tatlandırıcı kullanıyor olabilirsiniz. Fakat yapılan araştırmalar yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımı konusunda vücudu kandırdığını ve bu nedenle de daha fazla şeker kullanma isteğini ortaya çıkardığını gösteriyor.

4. Sebzeler
Sebzelerinizi ve salata malzemelerinizi iyi yıkadığınızdan emin olmalı ve organik olarak yetiştirilmiş olanları seçmelisiniz. Hormonlu sebze ve meyvelerden uzak durmalısınız. Bunlar sizi de tıpkı sebzeler gibi şişirecektir.

5. Yağ oranı düşük yiyecekler
Yağ oranı yüksek ve düşük yiyecekler arasında aslında sanıldığı kadar çok fark yoktur. Yoğurt, süt ya da peynirde bu oran önemliyken yağ oranı düşük bir kek yemekle yağ oranı yüksek olanı yemek arasında hiçbir fark yoktur. 

6. Stres
Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol eder ve sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi de budur.

7. Öğün atlamak
Her yemek yediğinizde metabolik hızınız iki saat içinde yüzde 20 - 30 artar fakat öğünleri atlarsanız metabolizmanız yavaşlar. Özellikle de kahvaltı yapmamak en büyük problemdir ve gece boyunca yüzde 5 yavaşlayan metabolik hızınız bir daha yemek yiyene kadar aynı hızda kalır.

8. Meyve suları
Früktoz seviyesi yüksek olan meyve suları iştahınızı açar. Bu nedenle taze meyve suyu içmek ya da meyve yemek çok daha yararlıdır. 

9. Toksinler
Karaciğer vücudun yağ yakan organıdır ve eğer alkol gibi toksinlerle doluysa yakma işlemi için daha yoğun çalışarak çok enerji harcar ve yorulur. Bu nedenle içki içerken yağ ya da şekeri çok fazla tüketmemeye dikkat etmelisiniz. 

10. Salata
Diyet yaptığınız için salata yemeyi tercih edebilirsiniz fakat salatayı dışarıda yiyecekseniz soslu bir salata yememelisiniz. Çünkü özel soslarla yapılan bu salataların kalori bakımında bir hamburgerden çok da farkı yoktur.

11. Doğumgününüz
Kış mevsiminde doğduysanız baştan kaybetmiş olma ihtimaliniz yüksek çünkü yapılan araştırmalar kış bebeklerinin obeziteye daha yatkın olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi ise daha yavaş çalışan bir metabolizmaya sahip olmaları. 



12. Doğum kontrol
Doğum kontrol haplarının içinde bulunan progesteron türevi maddeler vücutta su tutulmasına neden olabilirler. Bu etki kişiden kişiye değişmekle beraber, biriken madde `su` olduğundan, kalıcı bir kilo değişikliği yapması beklenen bir yan etki değildir. Yine haplar beyinde açlık merkezine etki ederek iştah artışına neden olabilirler.

13. Uyku düzeni 
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla daha fazla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

14. Evlilik
Yeni evli çiftler hep evlendikten sonra kilo aldıklarından şikâyet ederler. Bunun nedeni ise birlikte bir yaşam paylaşma sonucu herşeyi aynı anda yapma isteğidir. Fakat sözkonusu yemek olunca bu yanlıştır eşinizle aynı miktarda ya da aynı şeyleri yemeden de mutlu bir evliliğe sahip olabilirsiniz.

15. Tiroid sorunu
Sürekli yorgun hissediyorsanız, kilo almaya başladıysanız ve sürekli üşüyorsanız tiroidiniz tembelleşmiş olabilir. Bu da metabolizmanızın daha yavaş çalışmasına neden olur. Bunun için bir uzmana başvurun ve balık, fındık gibi yararlı besinler almaya dikkat etmelisiniz. 

Unutmayın, size her saç yakışmaz

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Yüzyıllardan bu yana, kadınlar ve erkekler aynı dertten yakınıp durdular: "Kendilerine en uygun saç biçimini bulmak... "Günün modasına göre saçlarını kazıdılar, pudraladılar, peruk taktılar ya da boyadılar. Ancak bugün artık sağlıklı, güzel ve ışıl ışıl saçları elde etmenin dertsiz tasasız yolları da var. 


Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın. 

• Saç maskeleri ışıltıyı artırmak için muhteşem bir çözüm, ancak saçta beş dakikadan uzun süre bekletildiği takdirde işe yarar.

Giydiğini yakıştırmak...

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum


Vücut şeklinize en uygun giysilerin hangileri olduğunu biliyor musunuz?
Vücudunuza göre giyinin

İster toplu, ister hamile, ister minyon olun, size uygun bir stil mutlaka var. İşte farklı vücut şekillerine uygun giyim önerileri...

Kıvrımlı bir vücuda sahipseniz...        

Toplu kadınlar genellikle bol giysiler ve gösterişsiz renklerle vücutlarını saklamak eğilimindedir. Ancak bunun yerine üzerinize oturan, göğüs ve kalçalarınızı saran giysileri tercih etmekte fayda var. Vücudunuz kıvrımlıysa, sezonun trendleri tam size göre.

Özellikle de 50’lerin tarzındaki geniş etekler ve üzerinize oturan üstler. Vücudunuzun beğendiğiniz yanlarını öne çıkarmak için aksesusarlardan da yararlanabilirsiniz. Mesela dikkati ince belinize çekmek için, kontrast renklerde şık bir kemeri, gözden kaçmayacak parlak ayakkabılarla tamamlayabilirsiniz. Unutmayın, bol kesimli giysiler sizi daha da hımbıl gösterir. Üzerinize oturan tok kumaşlar daha şık durur.

Mutlaka bulunması gerekenler

Poponuzu kaldırıp, bacaklarınızı uzun gösterecek size uygun yapılmış bir pantalon.
Üzerinize oturan bir palto.
Korse şeklindeki üstler. Belinizi de ortaya çıkarmada birebirdir.
Rahat, yüksek topuklu bir ayakkabı, hem uzun gösterir, hem de yürürken salınmanızı sağlar.
50’lerin seksi havasını yakalamak için V yaka ince bir kazak.
Vücudunuza oturan ve düz inen bir etek.

Vücudunuz uzun ve inceyse...

Bu vücut tipine sahip kadınlar hemen her şeyi giyebilirler. Üstte taşınması zor pek çok trend, bu vücut tipinde harika durur. Bu nedenle maceracı olup, değişik kombinasyonları rahatlıkla deneyebilirsiniz. Mesela sezonun dar jeanleri, aşırı cafcaflı baskılar ve üste yapışan jarse elbiseleri tam size göre. Peki nelerden kaçınmanız gerekiyor? Eğer göğsünüz küçükse, düşük kesimli üstlerden uzak duruyorsunuz. Ayrıca baldır hizasında biten kısa paçalı pantalonlar ve dirseğin biraz altında biten kol boyuna da dikkar. Bunlar çok kısaymışsınız gibi bir etki yaratabilir.

Mutlaka bulunması gerekenler

Dar pantalonlar. Bunları topuklular, ya da babetlerle giyin.
İnce ve üzerinize yapışan uzun elbiseler.
Uzun olan gövde boyunu daha kısa göstermek için yatay çizgili üstler.
Yüksek topuklu çizmeler.
Jean veya şık pantalonlarla giyebileceğiniz jarse üstler.
Kemerli bir trençkot.

Minyonsanız...

Bu tip bir vücuda sahip olanlar için en önemli şey, giysilerinizin üzerinize oturmasıdır. Tek renk giyinmek ve koyu renkleri seçmek modern bir görünüm ve bütünlük sağlar. Minyonlara en çok kısa etekler yakışır. Bu nedenle bacakları ortaya çıkarmanın zamanı. Uygun çoraplar ve ayakkabılar boyunuzun da daha uzun görünmesini sağlar. Farklı renk ve tarzları birarada kullanmak dikkati böleceğinden, sade modeller, tepeden tırnağa tek bir renk kullanımı ihtiyacınız olan bütünlüğü sağlar.

Mutlaka bulunması gerekenler

Diz üzeri etekler.
Üzerinize oturan kazaklar.
Pantalonlarla giymek üzere az topuklu botlar
Üzerinize uygun boru paça pantalonlar. Daha uzun görünmenizi de sağlarlar.
Diz hizasında biten paltolar
İnce bantlı açık ayakkabılarla giyeceğeniz ince, diz üstü 20’li ve 30’lu yılları hatırlatan elbiseler.


Armut modeli...

Armut olarak tanımlanan vücut şekli, gerek Beyoncé, gerekse Jennifer Lopez sayesinde beğeni toplayan bir vücut tipi ve üstü ince ama basen ve poposu olan kadınları tarif etmekte kullanılıyor. Armut vücut şekline sahipseniz, kabarık eteklerden ziyade, üzerinize oturan ve düz inen etekleri tercih edin, özellikle çok yüksek topuklu çizme ve ayakkabılarla. Göğsünüzü ortaya çıkarmak için korse tipi üstler, oturuk ceketler veya önü açık bırakılmış bir bluzun içine giyeceğiniz balkonet tarzı sütyenler giyebilirsiniz. Evaze eteklerle boyundan bağlı elbiseler, yaz akşamları ve düğün gibi olaylar için yerinde bir seçim olacaktır. Ama fazla parıltılı kumaşlardan uzak durmakta fayda var, zira bunlara ışığı yansıtarak kıvrımlarınıza fazladan dikkat çeker.

Mutlaka bulunması gerekenler

Boru paça pantalonlar harika durur ama bel kısmında esneme yapıp açılmamasına dikkat edin.
Alt ve üst dengesini sağlamak için göğüslerinizi kaldıran balkonet tarzı sütyenler.
Koyu renk bir etek ki bunu her şeyle giyebilirsiniz.
Anvelop elbiseler. Her beden üst ve altlar için uygun.
Gene geniş kalçalarla dar üstleri dengelemek için çizgili üstler.
Sizi ince gösterecek ince çizgili bir takım.


Aşk acısı çekenlere...

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Aşk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz.


  1. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmezmi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.
  2. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir. Özellikle de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır.
  3. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi.
  4. “Çoktan unuturdum seni çoktan
    Ah bu şarkıların gözü kör olsun”

  5. Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır.
  6. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır.
  7. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur.
  8. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.
  9. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi kaptırmayın. Mutlaka unutacaksınızdır. Bir çok kişi unutamam sanmış ama unutmuştur.
  10. “bir rüyadır gelir geçer
    her aşk bir gün hayal olur
    unutulmaz denen günler
    unutulur unutulur..”

Evlenmeden önce ne yapalım?

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

İnsan aşık olduğunda her şey gözüne toz pembe görünür, evlilik hayalleri kurulur. İlişkinizin ileride zarar görmemesi için, baştan önleminizi alın.

İnsan aşık olduğunda her şey gözüne toz pembe görünür, evlilik hayalleri kurulur. Fakat zaman ilerledikçe pembe sis yok olmaya ve iki kişi arasındaki farklar ortaya çıkmaya başlar. İlişkinizin ileride zarar görmemesi için, baştan önleminizi alın.

Aşk nedir? Birçok kişi bu soruya "Aşk; onun düşüncelerini ve arzularını gözlerinden okumaktır" şeklinde cevaplar. Bu doğru olabilir belki, ama birini sırf seviyoruz diye hayatını gözlerinden okumamız mümkün mü? Elbette değil. Bunları öğrenmek her çiftin uzun yıllarını alıyor. Oysa ki bazı konuları başından bilmek, muhtemel hayal kırıklıklarını önleyebilir. Evliliğiniz boyunca aşkınızı ilk günkü gibi koruyabilmek için önemli konuları mutlaka masaya yatırın!

Çocuk istiyor musunuz?

Erkekler ve kadınlar çocuk meselesine farklı yaklaşır. Erkeklerin bu konuda pek acelesi yokken, kadınlar biraz daha sabırsız davranır. Sonuç olarak çocuk olayı sık sık ertelenir. Taa ki kadının 'biyolojik saati' alarm çalmaya başlayana kadar. Bu kadar önemli bir meseleyi zamanında, yani ilişkinin başında konuşmak en doğrusu.

Benim görevlerim / senin görevlerin meselesi

Aşık insanlar her şeyi birlikte yapmak ister. Fakat bir süre sonra her iki taraf da hoşlanmadığı işlerden kaçmaya başlar. Oysa her beraberlikte eşler arasındaki görev dağılımının tanımlanması, ilişkinin uyumlu ve mutlu devam etmesi açısından çok önemli. Bu sorunun çözümünü kendi haline bırakırsanız, "Her şeyi ben yapıyorum", "Evin yükü benim omuzlarımda" gibi cümleleri duymanız kaçınılmaz olur. 


Günlük hayatta sizi rahatsız eden davranışları var mı?

Düne kadar size sevimli gelen her davranışı ilk sihrini yitirdi mi yoksa? Her gece horluyor, siz de uyuyamıyorsunuz. O ise sizin sabah aynanın önünde uzun süre oyalanmanızdan şikayetçi. İyisi mi siz, bazı alışkanlıklarınızı ilişkinin başında birbirinize anlatın ve gelecekte büyük sürprizlere maruz kalmayın.

Kadın evlendikten sonra da çalışmaya devam edecek mi?
Çağdaş bir insan olarak bu soru size çok anlamsız gelebilir. Yine de siz önleminizi alın ve bunları önceden konuşun. Eğer birlikte olduğunuz kişi sizi çalıştırmak istemiyorsa, onunla 'savaşmak' yerine aile bütçesi ve kendinizi geliştirmenin önemi açısından çalışmanın faydalarını anlatın.

Aşk uğruna hangi fedakarlıklara hazırsınız?
Müzik zevkleriniz farklı, onun sinemada görmeye bayıldığı filmler sizin için çok sıkıcı. Bu liste daha sonsuza dek uzayabilir. Birlikte olan iki kişi bazen sevdiğini kırmamak için yıllarca hoşlanmadığı şeylere katlanır. Fakat fedakarlıklarda bulunan kişi, bir süre sonra ister istemez birlikte olduğu insanı bunlar için suçlamaya başlar. Belki de en doğru davranış; sevdiğiniz kişiye güzel bir dille, ona olan sevginizin sadece onun hoşlandığı şeyleri yapmaktan ibaret olmadığını anlatmaktır.

Geçmişi saklamayın
Genelde çiftler eskide kalan beraberliklerinden bahsetmeyi sevmez. Belki beraber olduğunuz kişi geçmişinizi tüm ince ayrıntısına kadar bilmek zorunda değil. Fakat geçmiş hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkabilir ve o zaman her şeyi izah etmek daha zor olabilir. Geçmişinizle ilgili bilinmesi gereken konular varsa, sevdiğiniz kişiye bunları anlatmanın ilişkinizin karşılıklı güven üzerine gelişmesi açısından çok önemli olduğunu asla unutmayın.


Hayallerinize ne oldu?
Aşık çiftler, gelecekle ilgili planlar yapmaya ve ortak hayaller kurmaya bayılır. Yine de her şeyi paylaşmak uğruna sadece size ait hedef ve hayallerden vazgeçmeyin. Sadece bir ikilinin parçası değil, tek başınıza da bir birey olduğunuzu unutmayın. Yaşam isteğinizi ve coşkunuzu artıracak, hayatınızı daha da güzelleştirecek plan ve rüyalarınızdan asla vazgeçmeyin.


Kadın gözüyle erkekler

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum


Kadınların erkeklere hangi gözle gördüklerini ve haklarında ne düşündüklerini biliyor musunuz?

Kadının gözünde erkek

Bütün erkekler birbirine benzer" lafında doğruluk payı büyük galiba... Kadınların erkekler hakkında gözlemlerini derleyen Rita Rudner (ABD) şu noktaları sıralıyor:

                             

Erkekler kadar kendini ciddiye alan ve abartan bir başka yaratık yoktur.

 

Erkek, televizyonda maça konsantre olmasıyla takımına maç kazandıracağını düşünen tek canlıdır.

 

Kulağında küpe olan yeni nesil erkeklerle evlenmekte sakınca yoktur.

 

En azından acının anlamını ve mücevherin değerini bildikleri kabul edilebilir.

 

Erkeklere iş yaptırmak için işin içine "tehlike unsuru" katmak gerekir. "Aman yangın çıkmasın" dediğiniz anda, erkek, mangalın başına geçer.

 

Kel ve zengin olanlara dikkat edin, paranın verdiği hava basmaca kelliğin verdiği seksiliği gölgelemesin.

 

Erkekler üzerinde mümkün olduğu kadar çok düğme bulunan telefonları severler. Çok düğme olunca kendilerini büyük adam zannediyorlar (bakınız aynı masada üç telefon!).

 

Erkek sabahları gazeteyi ilk okuyan olmak ister, ilk siz okursanız "Ben"likleri yara alır.

 

Bir adamın aynada kendisine bakışından, bir başkasına ihtimam gösterme potansiyeli olup olmadığını anlarsınız.

 

Topluluk içinde asla bir adama bir şey öğretmeye çalışmayın. Erkekleri sadece onlarla baş başa olduğunuzda eğitebilirsiniz. Toplum önünde hep her şeyi biliyor olurlar.

 

Bütün erkekler kirpik kıvırma aletinden ürker, yastığın yanına koysanız tabanca zannediyorlar.




Göbeklerden kurtulalım

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Göbeğiniz oturduğunuzda akordeon misali kat kat katlanıyorsa ve bu durum sizi rahatsız ediyorsa, ondan kurtulmak için diyet ya da egzersiz tek başlarına yeterli olmayacaktır. İşte göbek eritmenin sırları...


İnce bir vücuda sahip olduğu halde göbeğinden yakınanlara veya ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar göbeklerini bir türlü eritemeyenlere sıkça rastlarsınız. Hatta bazıları, televizyonlarda reklamı yapılan ilginç görünümlü karın çalıştıran aletlerden satın bile almıştır, ama tabii bunların istenilen randımanı veremediklerini anlamaları da uzun sürmez.
Aslında 'göbek problemi', kulaktan dolma diyet ve egzersiz yöntemleriyle çözümlenemeyecek kadar önemli bir sorun. Bu konuda uzman önerileri doğrultusunda hareket etmek ve sabır göstermek, 'sıkı ve düz bir karna sahip olmanın' anahtarı. İstenilen ölçülerde, düzgün ve orantılı bir vücuda sahip olmak ve göbeğinizden kurtulmak için şunlara dikkat etmeniz gerekiyor:
Beslenme:
Düz bir karın istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken en önemli nokta 'beslenme' konusudur. Yağlardan kurtulmak için öncelikle kan şekeri seviyesini kontrol altına almanız gerekiyor. Bu da en iyi günde 4-6 öğünle sağlanır. Tabii 6 öğün deyince aklınıza, masalar dolusu yemek gelmesin. Bir öğün, sebzeli bir omlet de olabilir, meyve doğradığınız bir mısır gevreği de, ya da yarım fincan pilavla bir parça tavuk ve bolca salata veya bir elma. Temel olarak üç ana ve üç ara öğün tüketebilirsiniz. Burada amaç, az ama sık yemektir. Böylece ihtiyacınız kadar protein ve karbonhidrat ve az miktarda da yağ tüketmiş olursunuz. Oranlar
Alınan kalorilerin yüzde 80'inin karbonhidratlardan gelmesi halinde, sıkı ve düz bir karna sahip olmak pek mümkün olmuyor. Oranlar değişebilir, ama kalorilerin yüzde 55'inden fazlasının karbonhidrattan alınması, vücuttaki yağdan kurtulmada pek yardımcı olmaz. Vücut tolere edebiliyorsa, az miktarda karbonhidrat alarak diyet yapılabilir. Önemli olan, yüzde 55 sınırını aşmamaktır.

Zamanlama
Bünyeye giren yağ miktarı azaldıkça, vücut bir tür alarma geçerek, alınan yağı depolamaya çalışır. Bu nedenle gün içinde her 2-3 saatte bir, bir şeyler yenilmesi öneriliyor. Bu, vücuttaki yağı yakmaya yardımcı olur.

Kalori
Yukarıda belirtilenlerin hepsini uyguladığı halde, yine de düz bir karna sahip olamayanlar, kilolarını sabit tutmak için günde kaç kalori alacaklarını öğrenmeleri gerekiyor. Bunu da biraz uğraşıp deneme yoluyla öğrenebilirsiniz. Ayrıca, tükettiğiniz toplam kaloriyi, kaç gram protein, karbonhidrat ve yağı tükettiğinizi de belirleyip yazmalısınız.

Kalori azaltma
Kiloyu sabit tutmak için alınması gereken günlük kalori miktarı bulunduktan sonra, alınan kalori miktarının 200 kalori kadar azaltılması gerekiyor. Hedef, yiyebildiğiniz kadar yiyip, yine de yağ yakmaya devam etmek ama bu arada da kas kaybına uğramamaktır. Olabildiğince az yemeyi hedeflerseniz, elde edeceğiniz tek şey metabolizmanızı yavaşlatmak ve kas dokusundan kaybetmek olacaktır. İlk hafta sonra verdiğiniz, kilodan çok, vücutta birikmiş su olacaktır. Esas ondan sonra kilo vermeye başlarsınız.

Tutarlılık
Haftanın 6 günü bu program uygulanıp, haftada bir gün istenilen bir besinden bir porsiyon tüketilebilir. Ancak burada önemli olan şey abartmamaktır. Çünkü abartmanız halinde kan şekeri seviyesi tekrar yükselebilir ki, bu da yağ yakmanızı durdurur.


Ağırlık çalışması
Haftada 2-3 kez yapılacak 35 dakikalık (bir saate de çıkılabilir) ağırlık çalışması, hem vücuttaki kas kütlesini, hem de metabolizma hızını arttırır; çünkü kas, yağdan daha çok kalori yakar. Bu şekilde günde fazladan 30 ila 50 kalori yakabilirsiniz. Ağırlık çalışmasına karın egzersizlerini de dahil etmelisiniz. Böylece bir yandan vücudunuzdaki yağ miktarını azaltırken, diğer yandan da karnınızı sıkılaştırmış olursunuz.

Kardiyovasküler egzersizler:
Haftada 3 ila 5 gün, 30-40 dakikalık orta yoğunlukta kardiyo egzersizleri (yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet vs) yapılması da önerilenler arasında. Başlangıç seviyesindekiler, egzersizin yoğunluğunu kademeli olarak arttırmalılar. Eğer zaten belli bir seviyedeyseniz, haftanın iki günü daha yoğun program uygulayabilirsiniz. Bunu düzenli uygular, yediklerinize dikkat eder ve bu rutini her 3-4 haftada bir değiştirirseniz, düz bir karna sahip olabilirsiniz.

Göz kalemi ile neler yapılır?

Gönderen Derleme Haber Ajansı 0 yorum

Bir göz kalemi ile neler yapabileceğinizi hiç düşündünüz mü? İşte size 25 süper taktik…

1- Kaşlarının daha kalın ve belirgin görünmesini istiyorsan, göz kalemini kaş kalemi olarak kullanabilirsin.
2- Koyu renk farın mı bitmiş? Siyah, gri ya da kahverengi kalemlerin ile göz kapağını boya ve bir pamuk yardımıyla dağıt.
3- Geçici dövme yapmak için göz kalemini kullanabilirsin. Tek yapman gereken istediğin şekli çizmek! Üstelik beğenmezsen yıkayarak kolayca çıkartabilirsin.
4- Not almak için kalem bulamadın mı? Göz kalemin bu iş için birebir!
5- Kedi gözlere sahip olmak için çektiğin kalemi göz bitiminden şakaklarına doğru uzatman yeterli!
6- 60’ların modasına uymak istersen, kaleminle yanağına bir ben kondurabilirsin!
7- Göz kalemi erkeklere de çok yakışıyor! Johnny Depp bunun en büyük kanıtı! Sen de erkek arkadaşının gözlerine sürmeyi dene:)
8- Uzun saçların seni bunalttı ve yanında toka yok… Saçlarını dolayıp topuz gibi yap ve kalemini saçlarının ortasına batırarak toka olarak kullan!
9- Japonlar gibi çekik gözlere sahip olmak istiyorsan, göz kalemini üst ve alt kirpiklerinin ortasından başlayarak göz bitimine kadar kalem çek!
10- Resim yaparken fonu renklendirmek için göz kalemini kullanabilirsin! Kalemi yatay olarak tutup kağıdı boya ve sonra da parmağınla dağıt!
11- Okuldaki tiyatro gösterilerine hazırlanmak için göz kaleminden faydalanabilirsin. Kedi bıyığı yapmak, göz altında morluklar oluşturmak için siyah bir göz kalemi yeterli.
12- Eğer beyaz tenliysen, kahverengi göz kalemi çekerek yüz hatlarını yumuşatabilirsin!
13- Gözlerin büyükse, iç kısımlarına kalem çekerek onları daha küçük gösterebilirsin.
14- Gözlerini daha büyük göstermek istiyorsan, alt ve üst çevresine kalem çekmen yeterli!
15- Gözlerin aşağı doğruysa, kirpik diplerine düz şekilde kalem çekerek hoş bir görüntü elde edebilirsin.
16- Gözlerinin çekik görünmesini istiyorsan, göz pınarından başlayıp gözün bitiş çizgisine kadar kalem çekmelisin.
17- Gözlerinin iç ve dış kısmına kalem çekmen, bakışlarının daha da anlamlı olmasını sağlar.
18- Göz kalemini çektikten sonra bir kulak çubuğu ile çizgiyi dağıtmayı dene. Böylece Cansu Dere’ninki gibi buğulu bakışlara sahip olabilirsin.
19- Alt göz kapağına beyaz kalem çekersen, gözlerinin daha parlak görünmesini sağlayabilirsin.
20- Gözlerin birbirinden uzaksa, göz ortasından göz pınarına kadar alt ve üst kısmına kalem çekmelisin.
21- Gözlerin birbirine yakınsa, ortasından göz sonuna kadar alt ve üst kısmına kalem sürmelisin.
22- Kaşlarını daha uzun göstermek istiyorsan, uygun renkli bir göz kalemi ile kaş çizgini uzatabilirsin.
23- Renkli gözlüysen, renkli göz kalemleri kullanmayı denemelisin. Mavi ve yeşil tonlarındaki kalemler bakışlarını yumuşatır.
24- Sadece üst kirpik diplerine kalem sürmen, gözlerinin daha kalkık görünmesini sağlar.
25- Düz renk bir tişörtünün üzerine istediğin deseni çizip geçici bir süreliğine yeni bir tişörte kavuşabilirsin.

SON YAZILARIMIZ